Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '12

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
6430
 

"Manüpilasyon, demokrasi, kamuoyu oluşturma ve medya bağımsız mı" konuları hakkında

"Manüpilasyon, demokrasi, kamuoyu oluşturma ve medya bağımsız mı" konuları hakkında
 

Wag the Dog Özet

Seçimlere çok az kalmıştır. Başkan ve diğer rakipler bir birilerin açığını yakalamaya çalıştığı zamanlardır. ABD tam seçimlere  hazırlanırken, bir skandalortalığı karıştırır. Beyaz Saray'ı ziyaret eden kızlardan biri başkanın kendisine cinsel tacizde bulunduğunu iddia eder.. Başkanın rakipleri bu işe çok sevinirken, başkan kurtulmak için bir yol aramaktadır. Çareyi Çine gitmekte bulan başkan olayı temizlemeyi beyaz saraya bırakır, Saraya deneyimli ve başarılı bir danışman olan Conrad Brean (Robert De Niro) çağrılır. Hemen Conrad harakete geçer ve işi temizlemek için uğraşır. Zaman kazanmak için basına başkanın hasta olduğu ve Çinden 1 gün geç döneceğini söyler. Bu olaydan düşüncelerini farklı yöne çekmek isteyen Breanın aklına çok garip bir fikir gelir: savaş. Ama sıradan bir savaş değil, kurgusal bir savaş. Kurgusal bir savaş yaratarak artık insanların bu olaya olan düşüncelerini başka bir yöne çekmeyi planlayan Conrad Brean, işi inandırıcı yapması için bir Hollywood yapımcısı olan Stanley Motss'a (Dustin Hoffman) ulaşır. Stanley olayı ilk duyduğunda garip gelse de, yine de kabul eder. Şimdi haber vermeden bir manken alacaklardır (Kirsten Dunst) ona ne ye çekileceğini söylemeden bir video çekecek daha sonra montajla ona savaşta kedisi ile kaçan kadın süsü vereceklerdir. Savaş için akıllarına ABD ile pek bir işi olmayan Arnavutluk gelir. İkilinin hikâyesine göre, Arnavutluk ABDye saldıracakdır ve başkan kahraman olacaktır. Uzun bir süre işler böyle yürür. İnsanlar gittikçe savaşa inanmakta ve skandalı unutmaktadırlar. Özellikle şarkıcıların besteleri ve s. olayı daha inandırıcı yapmaktadır.

Ancak bu savaş olayının fazla sürmesi imkânsızdır. Bir süre sonra olay CIA tarafından anlaşılır. Ancak olay duyulmadan hemen ikili ve asistanları Winifred Ames (Anne Heche) yeni bir olay düşünür. Şimdi yeni hikâyeye göre bir çavuş olan William Schumann (Woody Harrelson) arnavutlar tarafından esir alınmışdır, yayınlatılan bir resimdeyse Schumannın gömleğinde arnavutca "Dayan, Anne!" yazmaktadır. Yine skandal unutulur ve herkes Dayan, anne sözünü ezberler. Ve bir dayanışma söz konusu olur. Sonunda ikili her şeyin iyiye bağlandığını düşünse de aksilik peşlerini bırakmaz. Plana göre Schumannı uçakla ABDye getirip, skandal tamamen unutulacak ve kahramanlar olacaktırlar. Ve o gün gelir uçakta üçlü William'ı beklerler. Ve o da yanında iki polisle kelepçeli olarak uçağa bindirilir. Şimdi öğrendikleri şey arasında şaşırıp kalmışlardır: şaşkın Stanley, Ames ve Brean ile rahibeye tecavüz suçundan tutuklanan, uyuşturucu kullanan, yer yer saldırganlaşan, ilacı bitmek üzere olan tam bir manyak William Schumann. Mecburen bir kasabaya indiklerinde ise William yine bir kadına tecevüz etmeye kalkışınca kızın babası tarafından öldürülür. Daha sonra William’ın kahramanca öldüğü haberini yayarlar ve cenaze töreni yapılır. Seçimleri başkan kazanır. Ancak tüm bu senaryoların yaratıcısı ve yapımcısı olan Stanley Motss'a (Dustin Hoffman) takdir görülmemesi ve gölgede kalmasına dayanamaz ve işleri mahvetmek üzeredir. Olayları açıklamayı düşünür. Ancak Conrad Brean (Robert De Niro)’ın adamları tarafından yakalanır ve medya tarafından havuz başında güneşlenirken öldüğü haberi duyurulur, cenaze töreni yapılır.  

Manipülasyon  Nedir ?

Kavram olarak Manipülasyon:

Manipülasyon, yönlendirme, etki altına alma gibi daha çok zihinsel faaliyetleri açıklamada kullanılan bir kavramdır.

Haber izleyiciye ulaşmadan medya menajerleri tarafından değiştirilir. Gerçeklik değiştirilerek yada eksiltilerek verilir. Eksitilmiş ya da değiştirilmiş haberi alan izleyici buna inanarak manipüle olur. Manüpilasyon toplumu yöneten veya yönetmeye çalışanların kısaca gücü elinde bulunduranların kamuoyunu kendi düşünceleri ve istekleri doğrultusunda etkilemeye ve biçimlendirmeye yönelik kullandıkları bir araçtır. 

(2)İkna yöntemi olarak manipülasyon ortaya çıkan yeni bir olgu değildir. En canlı örneklerinden biri 1945  yılında yaşanmıştır. II. Dünya Savaşı’ndan çok ciddi kayıplarla çıkan Sovyetler Birliği’nin Amerika’nın varlığını tehdit ettiği Amerikan toplumuna inandırılmıştır (Schiller, 1993:16).

Manipülasyonu daha iyi anlamak için Wag the Dog filmini ele alalım. Yukarda özetini verdiğim filmde tam bir manüpilasyon örneği bulunmaktadır.  Gücü elinde bulunduran başkan ve adamları seçimleri kazanma uğruna bir savaş kurguluyorlar. Aslında hiç olmayan fakat topluma olmuş gibi gösterilen bir savaş. Arnavutluğn ABD’ye saldırması sö konusu olduğunu, kamuoyunun en çok dayandığı ve inanmakta güçlük çekmediği kitle iletişim araçları yani medya ile inandırılmaya çalışıyor. Kamuoyu manipüle ediliyor.

Kitle iletişim araçlarının olağanüstücülüğü, haber muhabirlerinin şehvetli anlatımı ve görüntülerdeki inandırıcılıkla toplum anlatılanlara inanmakta zorluk çekmemektedir.  Ancak anlatılanlar her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Kamera tek bir noktayı gösterdiğinden toplum gösterilene inanır ancak kamera arkasında olup bitenden haberdar değildir.

(3)Meselâ son Irak Savaşı’nda Amerika ve ittifak güçleri, medyayı da kontrolünde bulundurarak, bir “işgal gücü” görüntüsünü silmeye çalışıyor ve haksız Irak işgallerini meşru bir zemine oturtma çabası gösteriyorlar. İşgal güçlerinin kontrolündeki medyanın taraflı, eksik ve yanlış bilgilendirmeleri sonucu bölgede neler olup bittiğine dair de izleyici kitleler tam anlamıyla bilgi sahibi olamıyor. Verilmek istenen mesaj şu: “Amerika, bölgeyi terörden arındırmak ve demokrasiyi yerleştirmek için burada !”. Oysa artık birçok insan anlamaya başladı ki, mesele medyanın gösterdiklerinden ve vermeye çalıştığı bilgilerden çok farklı bir boyuta sahip. Bu gelişmeler karşısında uluslararası medyanın takındığı tavır, kitle iletişim araçlarının aslında bir iletişim sağlamaktan çok, belli bir düşünceyi, kanaati, uygulamayı tek taraflı olarak iletmekten öte bir işlevi olmadığını gösteriyor. Sözgelimi, bölgeyle tarihî ve kültürel bağları olan Türkiye’nin medyası bile, neredeyse “Amerikan medyası” gibi bir işlev üstlenmiş görünüyor.

Medya bağımsız mıdır?

(4)Basının tarihsel süreç içinde gelişimi içinde yer aldğını ülkenin özgün koşullarına göre gerçekleşmiştir. Kuzey Amerika’da basın özgürlüğünün sömürgeciliğe karşı mücadelenin simgesi olması ya da Avrupa’da dinsel özgürlükler için verilen mücdelelere destek sağlaması ilk örneklerdendir. 19, yüzyılın ortalarından 20çyüzyılın başlarına kadar sanayi devriminin yarattığı karmaşada basının özgürlüğnün somutlanacağı kamusal iletişim biçimlerini  bulmak hiç de kolay olmamıştır.Demokrasi ekseninde ilk kaygı iletişim kuruluşlarının devletten bağımsızlaştırılması olmuştur. Özgürlüğün ancak devletten özerk olundugunda mumkun olacagı görüşü ile başlamıştır.

Sınır ve mesafe tanımaksızın tüm düşünce ve görüşleri aynı anda çok uzaklara iletebilen radyonun bu gücünü tüm devletleri ve hülümetleri savaş öncesinde ve savaş öncesinde ve savaş sırasında bu silahtan yararlanma düşüncesi doğmuştur. Artık devletler medyadan yararlanma yoluna gitmiştir. Radyonun yaygınlaşmaya başladığı ülkelerden Batı Avrupa ve ABD’de yaşanan büyük ekonomik çöküş ve bunalım koşulları düşüncenin abrtılı ifadesinede zemın sunmaktadır.  Bu kriz döneminde halkı yatıştırmak görevi artık devlet kontrolünde radyolara düşmüştür.

Medya’nın bağımsız olmaması konusuna bir örnek de yine Wag the Dog filminde karşımıza çıkıyor.

Wag the Dog filminde tamamen yanlı bir yayın yapılmaktadır.  Medya’yı asıl yönetenin gücü elinde bulunduranların olduğu apaçık ortadadır. Kurgulanan savaşı medya araştırmadan ve sorgulamadan halka enpoze etmeye çalışmaktadır.

Medya’da ‘aman iktidar kızmasın’ görüşü ön plandadır. Ve medya iktirarın söylediklerine göre hareket eder.

(5)Kimi eleştirmenler, medyanın devlet otoritesinde yeterince boyun eğmediğini sık sık dile getirirler. Örneğin: Kendilerini devlet otoritesini halkın yersiz müdahalelerinden korumakla görevli sayan Freedom House gibi kurumlar, medyayı resmi haçlı seferlerine gerektiği kadar destek olmamakla suçlarlar. Hatta Vietnam Savaşı ve Watergate olayında medyanın aşırı ölçüde güç kazandıgı endişesi doğmuştur. Medyada, muhalefete arada bir ayrılan küçücük yerin bile çok tehlikeli olduguna düşüncesi bu kesimlerde hayli yaygndır. Örneğin: Papa süikasti ve Bulgar Bağlantısı konusuna ilişkin adeta bir tekel kurmus olan Claire Sterling ve benzerleri, buna karşın, Sovyet Propagandası yüzünden seslerini duyuramadıklarından yakınıp durdular. Bundan daha çarpıcı bir örnek, birçok kişi tarafından hararetle benimsenen Aikman- Shawcross kuruntusudur. Bu kuruntuya göre, Pol pot döneminde, uluslar arası medya ve hükümet sorun baskısıyla ‘susturulmus’tu. Gerçekte ise, o sırada Kızıl Kmer zulmüne karşı dev bir protesto korosunun çıkardıgı seslerden baksa bir şeyin işitildiği yoktu ve konu yalan haber ve yorumlarla inanılmaz ölçülere vardırılmıştı. 

KAMUOYU nasıl oluşturulur ve bunu oluşturmak için yapılan propaganda çalışmalarında medya nasıl kullanılmaktadır?

(6)Kamuoyunun nasıl oluşturulması konusunu birkaç örnek üzerinden açıklayarak giderlim.

1.Örnek: Boris Yeltsin’in İkinci ke devlet baskanlıgına secılmesı nasıl oldu?

Secımı ABD ve Medya kazandırdı

Darbe girişimi

1991 yılında Gorbaçoy, Sovyetler birliğinin devlet başkanıydı.

12 hazıran 1991de rusyada bir secım yapıld ve başkan olarak Boris Yeltsin seçildi.  18 agustos 1991’de gorbaçoy, bir askeri darbe ile devrilmek istendi. Darbeciler moskovaya girdi ve Yeltsin darbecileri hain ilan ederek Rus parlemantosunun önünde tanklardan birinin üzerine çıkarak Rus halkı adına darbecilere karsı direneceğini söyledi. Televizyonları basında bu durmu ızleyen halk ,yeltsının konusmasından cesaret alarak yollara döküldü. Kısa bir süre sonra Yeltsinin bulundugu tankın etrafını binlerce insan sardı. 21 agusts 1991 gnu darbecıler moskovadan kactı. Yeltsın artık halkın gözünde kahramandı.

Yeltsın, IMF ve Dünya Bankasına  Teslim oluyor 

Yetmiş yılı aşkın bir süredir  kapitalizm düşmanı olan Rusyanın dvlet baskanı borıs yeltsın bozulan Rus ekonomısını duzeltmek ıcın, Abd kapıtalızmının en acımasız 2 kurumu olan IMF ve Dünya Bankası’na başvurdu.  IMF’ye  teslım olan Yeltsin, IMFnın tekliflerini kabul ettı. Bu durum büyük felaketlere yol açtı. Ülke daha kötü duruma geldi. Rus halkı fakirleşiyor, ABD’nin Yeltsine olan güveni artıyordu ve Abd tarafından yeltsın dünyaya örnek bir demokrat olarak tanıtılıyordu.

İkinci Seçimler

Yeltsin tekrar başkan olmak istiyor. Alkol bagımlısı Yeltsin ıkı defa kalp krızı geçirmiştir. Parlamento seçimlerinde yeltsın agır bır yenılgı almıstır. Yeltsının rakibi Genadi Zuganov oyların çoğunu almıstır. Herkes seçimlerde Zuganovun kazanacagından emındır. Diğer rakibi ise General Lebed. Halk artık Yeltsını istemiyordu. Yeltsin seçim kampanyasından vazgeçmeyerek kampanyayı yürüten ekibi değiştirdi. Yeltsın başa kızı Tatyana ve Çubaris’i getırdı. Kamuoyu oluşturmak için işe koyuldular. Bankerlerden ve medya patronlarından oluşan bir çekirdek kadro kurdu. Medya patronları sürekli Yeltsin yanlısı propaganda yapacakalardır.

Seçim propagandaları başladır. Rus medyasının tamamı Yeltsin yanlısı propaganda yapıyor, diğer adaylara televizyonda konuşma fırsatı verilmiyordu, buradan medyanın bağımsız olmadığı sonucuna tekrar varabiliriz.  Buna rağmen Yeltsının yenıden baksan olmasına yetmıyordu. Hemen bir çağre bulmaları gerekıyordu ve buldurlar. ABD’den yardım istedıler ve ABD en deneyımlı 3 sıyası danısmanlarını gönderdi.  İşleri Yeltsını Eşi bulunmaz demokrat bir lider olarak yutturmaya çalışacaklardı. İşte kamuoyu oluşturmaya böyle başlanıyordu.  Üç uzmanın ilk önerisi Yeltsin’,n rakipleri hakkında medya sürekli yalan haberer uyduracak, çamur atacaktı. Başta Ruslar buna karşı çıksada dürüstlükle seçim kazanılmaz sözüne karşılık kabul ettiler. Rus medyası Yeltsinin rakıplerı hakkında asılsız dedikodular, yalanlar iftiralar uyduruyor ve kamuoyunun kafasını karıştırıyordu. Yeltsinin rakipleri kendılerını savunacak değil televizyon kanalı, bir gazete dahi bulamıyorlardı,. Yeltsin kamuoyu desteğini %35 e çıkarmıştı. Ancak bu başkan olmasında yeterli olmadı oyların %50sınden fazlasını alması gerekıyordu. Yeltsinin rakiplerinden lebedin seçimen geri çekilmesi için bir teklif sundular ve lebed seçimlerden geri çekildiğini açıkladı.  Ve şimdi sadece Yeltsin ve Zuganov kaldı. Başkanın adamları hemen zuganovu yıpratacak kampanyaya basladılar. Artık medya’da Zuganov’u secmek komünistleri iş basına getırecektır. Zuganov’u secmek diktatör Stalin’i tekrar diriltmektir. Mal, mülk sahibi olmak istiyosanız oyunuzu Yeltsin everin. Sloganları yayınlanıyordu.

Medya tek yanlı propaganda sürdürüyordu.  Ve iki yıla yakın zamandır ödenmeyen emekli maaşlarının ödenmesi istendi Yeltsin hemen maaşların ödenmesi için talimat verdi. (IMF rusyaya 10 milyar dolar kredi verdi)  Yeltsin tekrar kalp krizi geçirdi ancak medya bunu halka Yeltsinin asırı yorgunlukta grip oldu diye duyurdu ve Yeltsin yeniden başkan seçildi. İşte bu örnekten yola çıkarak kamuoyu imalatının nasıl gerçekleştirildiğini görüyoruz. Medya tamamen halkı kandırma, gücü elinde bulunduranların istekleri ve ideolojileri doğrultusunda bir araç olarak kullanılıyor. Medya kamuoyu oluşturulmak için adeta yönetiliyor.

Yukarıda özetini verdiğim filmde ‘de buna benzer bir olay vardır.  Kamuoyu oluşturma adına halka olmayanı olmuş ya da olmuş olanı olmamış gibi gösterme çabası vardır.  Filmde başkanın bir kıza tacizde bulunduğu anlatılıyor. Tam seçim zamanında bu durum halkın başkana olan güvenini doğal olarak sarsıyor. Bu durumun unutulması ve kamuoyunun yeniden oluşturuması için bir manüpilasyon uyduruluyor ve halkın o olaya olan ilgisi geçiştiriliyor. Halkın başka olaylar ile zihninin dolması sağlanıyor.

İktidarların medyayı ele geçirmek istemelerinin sebebi nedir?

İlk olarak sınır ve mesafe tanımaksızın düşünce ve görüşleri çok uzaklara kadar iletebilen radyonun bu gücünden devletin yararlanmak istemesiyle başlayan ve bunu savaş sırasında bir silah olarak kullanan güç sahiplerinin medyayı yönetmesiyle ortaya çıkmıştır. Medya kamuoyu üzerinden hem görsel hem işitsel olarak çok etkili olduğundan iktidar bunu kullanmayı amaçlamıştır.Aynı anda birçok kişiye ve birçok yere kendi ideolojilerini ulaştırmak isteyen iktidar bunun için medyayı kullanmaktadır.İnsanlar bir kişinin söylediğinden çok gördükleri ve bir ülke medyasından duyduklarına daha çok inanır.The vag the dog filminde iktidar medyayı tamamen ele geçirmiş başkanın hakkında çıkan olumsuz haberlerin etkisinin azaltılması ve başkan yanlısı bir görüş oluşturulması için taraflı medya sergilenmektedir.

Medya tamamen iktidar yanlısıdır ve  kamuoyu oluşturmada  medyanın gücünün farkında olan başkan ve adamları kurgusal bir savaş çıkararak halkın buna inanması için medyanın gücünden faydalanmıştır.

İktidar kendisi için olumsuz haberler çıkmasını ve halkında bundan haberdar olmasını istemez.Ele geçirilmiş bir medya iktidar adına olumsuz haberler yayınlayamaz.Bu nedenle iktidar medyayı elinde bulundurmak ister. Medya tüm gerçekleri araştırıp,gözlemleyip halka aktarılması olarak bilinen ve bu bağlamda kamuoyu tarafından güvenilen kurumdur.İktidar bunun bilincinde olduğu için medyayı ele geçirmek ister.

Medya  özgür konuşmuyor ya da konuşamıyorsa orada DEMOKRASİ var mıdır?

Demokrasi halkın kendi kendini yönetebilmesi,özgürce düşünüp konuşabilmesi demektir.Eğer bir ülke de aydınlar yani gazeteciler,yazarlar özgür konuşup yazamıyorsa hatta ve hatta tutuklanıyorsa o ülke de demokrasiden kesinlikle söz edilemez.Kamu imalatında verdiğimiz örnekte Rusya başkanlık seçimlerin de Başkan Yeltsi’nin rakiplerine medya da konuşma hakkı verilmemesi anti-demokratik bir davranıştır.Demokrasi olan ülkeler de medya bağımsızdır,aydın kesim düşüncelerini,mualif fikirlerini özgürce dile getirebilmelidir.Demokrasi sadece halk alanında yapılan yenilik yada özgürlük değil,halkın can damarı olan medyanın da özgür olabilmesidir.Medyanın halkın can damarı olmasının en önemli sebebi ülke de var olan yada var olacak siyasi,toplumsal,kültürel alanlarda ki yenilikler yada bilinmesi gereken noktaların toplum tarafından öğrenilmesini sağlayan en önemli kuruluş olmasıdır.Medya ve toplum arasında ki köprü yıkılmaya kalkışırsa ne medya özgür olur ne de toplum.

(7)» Bağımsız medya demokrasinin olmazsa olmaz koşulu. Doğru bilgiye sahip olmayan toplumlar olgunlaşamazlar. Doğru bilgi olmadan toplumsal gelişme olmaz. Irak Savaşı çok çarpıcı bir örnek. Amerikan toplumuna kitle imha silahları konusunda yalan söylendi. Bu yalanlar ortaya çıktığı halde toplum hala "bu yanlış bir savaştı" diyemiyor. Terör korkusuyla Amerikan halkı acze düşürüldü ve kolaylıkla yanıltılabildi. Irak Savaşı'nın Amerikan demokrasisine indirdiği darbe çok büyük. Bağımsız medya olmadan ne demokratik kurumlar işler, ne hukuk toplumu gelişir!

Yararlandığım kaynaklar

Dipnotlar

1. tr.wikipedia.org

2.CHOMSKY, N, HERMANN, “Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir-Kitle İletişim Araçlarının Ekonomi Politiği, Çev: AKYOLDAŞ, B, HAN, T, ÇETİN, M, KAPLAN, İ,  Minerva Yayınları, 1998, İstanbul

3. http://yayim.meb.gov.t

 4. ( Kaya A.Raşit . ‘iktidar  yumağı (medya, sermaye, devlet), İmge kitap evi, 2009 istanbul)

5.Chomsky Noam, Herman Edward S., Peterson David- Podor justin ‘medyanın kamuoyu imalatı Chiviyazıları kitapevi

6.Odatv.com- Hukuk ders notları

7. www.birgun.net  ZEYNEP ATIKKAN (Gazeteci-Yazar) Bağımsız medya kavramının içi boşaltıldı adlı makale. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1237
Kayıt tarihi
: 11.01.12
 
 

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Ve Tanıtım Bölümü'nden mezun oldum. Ayrı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster