Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '09

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
502
 

'Masumiyet Müzesi'nde dolaşırken...

'Masumiyet Müzesi'nde dolaşırken...
 

'Masumiyet Müzesi', İletişim yayınları, 2008

Kemal zengin bir ailenin iki oğlundan biridir. Yokluk görmemiş, iyi eğitim almış, biraz şımarık, biraz duygusal, biraz haşarı bir adamdır. Yaşamı olması gerektiği gibi gelişmekte, saygın bir genç hanımla evliliğe doğru ilerlemektedir. Yaşamındaki herşey Nişantaşı'nda girdiği bir dükkanda değişmeye başlar, önceleri ciddiye almadığı bu değişim sonraları onun yaşam biçimi olur. Tüm ilişkileri, alışkanlıkları, yaşamında herşey darmadağın olur ve yeni bir değer sırasına girer. Okuyucuya takıntıdan kaynalandığı izlenimi veren bu psikososyal değişim Kemal'i çevresindeki pek çok insandan uzaklaştırır. Bir gün bıraktığı yere döneceğini düşündüğü bu yaşam yolculuğu bir daha asla eski yerlere çıkmayacaktır.

Zeka ve duygunun titizlik ve ihtişamla birleştirildiği bir çalışmaydı okuduğum. Yedi yıllık hazırlık kesinlikle yerini bulmuş, her konuda titiz bir gözlemin eseri olduğu belli olan bu roman yazarına fazlasıyla yakışmıştı.

Roman hüznün, takıntının, arzu ve ihtirasların, coşkunun, sevginin ve mutluluğun tuhaf tarifleriyle yüklüydü. Arkaplanı son derece güçlü, Türkiye'deki kentsel toplumsal değişimi her yönüyle iyi gözlemlemişti. Okuyucuyu hastalıklı bir takıntının peşindeki Kemal'le birilikte sayfalarca koşturacak kadar da akıcıydı...Öyle ki kitabın son sayfasını çevirdikten sonra ilk akılımdan geçen Çukurcuma'ya gidip o hayallerin yaşadığı yeri canlı canlı görmek oldu. İlk sayfalarda 'hastalıklı' olarak nitelendirdiğim Kemal'e duyduğum derin saygı bir sızıntı şeklinde geçti içimden...Füsun'a karşı hissettiğim derin şefkat göz yaşına vurdu, iki damla döküverdim...

Romanın etkileyici pek çok bölümü içinde en çok vuranlardan biri çeşitli müzeleri gezdikten sonra Kemal'in edindiği izlenimleri aktarışıydı. Burada Doğu kültürü ile batının koleksiyonculuğa bakış açısını karşılaştırıyor, sanki sadece koleksiyonculuk değil bu iki kültürün tüm alanlarına nüfüz etmiş bir farkı anlatıyordu:

Kemal'e göre 'Doğu kültüründe iyi yada kötü yaşanmışlar sahipsiz kalır, hatta utanılıp üstün kapatılırken, batı kültürü için bir şeylerin yaşanmış olması yeterliydi: Yaşanmış herhangibir deneyimi tutku ve övgüyle sergileyebilmek meziyetti.'

Zaten Kemal de roman boyunca yaşanmışından hiç utanç duymamayı öğrendi...Bana öyle geldi...

Ama 'Masumiyet Müzesi'ni dolaşırken siz bambaşka şeyler görebilirsiniz....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Masumiyet Müzesi'ni henüz okumadım. Nedense Orhan Pamuk'un kitaplarını yayınlanmasının üzerinden biraz zaman geçtikten sonra okumayı seviyorum. Beklentimi çok yüksek tutmuyorum ama Pamuk'un öteki kitapları gibi severek okuyabileceğimi sanıyorum Masumiyet Müzesi'ni de... Paylaşım için teşekkürler. Hani Masumiyet Müzesi de olmasa yeni bir yazınızı göremeyecektik :) Daha sık yazın lütfen. Selamlar.

Murakami 
 16.10.2009 9:54
Cevap :
Ben de seveceğinizi tahmin ediyorum. Çok teşekkürler, ben de yazmayı çok özledim, nereden başlasım diye düşünüyordum, bu kitap oldu. Selamlarımla:).  16.10.2009 11:03
 

tasvirden sonra final... Füsun'un ölüm o kadar kısa geldi ki ana. O bölüm daha vurucu olmalıydı diye düşünüyorum. Okuyucu gfinale giden yolda o kadar çile çekiyor ki... Eşyaların çalınması ve uzun tasvirler ardından...Çok oldu okuyalı. Esen kalın.

papatya altı yüz elli 
 15.10.2009 17:08
Cevap :
Teşekkürler değerli katkınıza, selamlar  16.10.2009 9:38
 

Ama beğenmedim. Diğer kitaplarında da var o " ortadan kaybolan" sevgili. Tekrarlardan hoşlanmıyorum. Aziz Nesin de yapardı böyle. Ama yazım tekniği mükemmel bence. Her şeye rağmen bir sonraki kitabını merakla bekliyorum. Selamlar, saygılar.

Ümit Culduz  
 14.10.2009 23:16
Cevap :
Benim de en çok beğendiğim yönü yazın sanatının inceliklerinin öyle ustaca işlenmiş olması, söyleyeceğini de çekinmeden dolanmadan basitçe dile getirmesi. Ben çok fazla Orhan pamuk kitabı okumadığım için belki tekrarın farkında olmayabilirim. Selamlar, Ümit Abi, değerli katkınıza teşekkürler.  15.10.2009 9:58
 

Sevgili Zülal, zaten hayat, hüzün, takıntılar,arzu ve ihtirasların, çoşkuların, sevginin ve mutluluğun yaşanmışları ile oarantılı değilmi? Hayatta herkes bunları belli oranda hissesine düştüğü kadar yaşamıyormu? ilk fırsatta okuyacağım(zaten yakın gözlüklerimi doktordan aldım ..))) ) sevgi ve saygılarımla..

Mehmet EREN 
 14.10.2009 19:18
Cevap :
Sevgili Mehmet, yakın gözlükler varsa tamam:)). Teşekkürler değerli katkına, selamlar.  15.10.2009 9:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 939
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 1053
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

Hep yazmak istedim. İnsan düşüncelerini yazıya dökünce kendi başınadır çünkü, kaygısız, katıksız ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster