Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
256
 

"Milliyet kom tere" dedik 10 yıldır saya saya, iki fakülte bitirdik, o zamandan bu yana...

"Milliyet kom tere" dedik 10 yıldır saya saya, iki fakülte bitirdik, o zamandan bu yana...
 

İzmir akşamları doyumsuzdur.


 

 

 

         Yenilerden bir misafirimiz vardı. Denizli’den gelmiş. Nermin Ayduran. Yıllar geçse de aynı yeniliği ve turfandalığını koruyacak olan bu hanımın ismini telefonda duyunca, şaşırdım ve sevindim.

         Sevinçle buluştuk fuar kapılarında. Fuarın yeşilliklerine daldık.  Kuytulardaki tahta kanepelere oturduk.. Birken iki olduk, üç derken dörtleştik. Kanepelere sığmaz olduk. Sonra da çayhanelere taşındık.

         Bir blog yazarlığı insanı nasıl da  pekiştiriyor değil mi? Tanışmayan insanlar, yan yana gelince, kırk yıllık hasret misali  kemiklerimizi çatırdatıncaya kadar sarılarak sevgi  gösterisinde bulunuyoruz. İdare de şaşıyor bu işe zaten . “Birbirlerini tanımadıkları halde, her  zaman birlikte hareket edip, yaralı parmağa merhem oluyorlar” diye.

                                      HELE HELE ŞU GÜZELLİKLERE BAKIN SİZ, ÇİÇEĞİ BURNUNDA

         Gülseren Akdaş ve Ayşe Gül Hanımlarla birlikte daldık  gitti muhabbetlere. Ne nezih insanlar.  Her lafın başı blog’du zaten. Şu Denizli’den yazan Nermin Ayduran, kısa zamanda, o kadar yorum alan, o kadar tık alan o kadar da sevgi ve saygı gören bir blogcuya rastlamadım. Bütün blogcuların fevkinde bir yaradılışı var. Arkadaş canlısı. Yazmayı seven. İnsanların haleti ruhiyesini tetkik eden, iyi bir izleyici ve iyi bir kalem. Samimi, sıcak ve içten bir yaradılışı ve “dışa dönük” bir havası var. Tuttuğunu koparan cinsten.

         Karşılaştığımızda da, yanılmadığımı anladım zaten. Hep okuyor eskileri. Kavgalarımızı, içtenliklerimizi bir bir tespit  etmiş. Bir psikolog gibi.  İyi bir gözlemci. Ve iyi takipçi. Karşılaşırsak kendisiyle, kritik edeceğim diye düşünmüştüm. İşte kritiğim bunlar..

         Dedikodu yapmadık. Güzellikler sergiledik.Aklımızla bin yaşadık. Her eve lazım dedik. Darısı, ” Euro ve TIK hesabı” yapanların başına dedik.

         Andık derinden hepsini bir bir. Ah Lili-Lili’can’lar, canı canı, Cansın’larımız, Uzer’ler, Culduz’lar, Alkanlar, Rana’lar, Serhat’lar, Pirmete’lker, Balcı’lar, Tarhanlar, Öğütçüler, Kılıçlar’ım, Ay Şen’ler, Işıklar, Ayda’lar, Portakal Çiçeğimizdiye diye günü bitirdik bre.

         İdarenin 10 ncu  yıldönümü için hiçbir hazırlığı olmadığı anlaşıldığı için, herkes işin yakasını koyuverdi. Biz de şiire vurduk. Şöyle dedik. Öyle ya. Biz “ağır işçi sayılırız”  Bu on yıl içinde idareden hiç izin istedik mi? Fazla mesai, zam, ikramiye istedik mi? “Komtere’ye” terfi ettirdiler mi? Yıpranma zammı da istemedik.

“Milliyet komtere “ dedik, 10 yıl saya saya 
 İki fakülte bitirirdik o zamandan bu yana
 Kaderimiz buymuş, sap olamadık baltaya
 Kıblemizi şaşırdık,  bir oraya, bir buraya...

                    Editör de olamadık, dünyada doya doya
                    Bu dünya sanal dünya, gel kaçalım biz Ay’a
İstettiğimde seni, annen dedi: "Sende editörlük var mıdır?" 

Ablan sordu: “ Kitabın, plaketin var mıdır?”

Baban dedi:  “Milliyet Kom Tere’de”  ücret var mıdır? 
Dayın dedi:  “Maaşın bol mu, yoksa dar mıdır?
Ninen sordu “Sende biraz akıl var mıdır?
”Evdeki velet sırıttı: “ Tık - tık’ların fazla mıdır?”
                      İstettiğim gün seni, kalıverdim ben yaya,
                      Dünyayı anladın ya, gel kaçalım biz Ay’a
Düşünme Ay’da, var mı yok mu diye hayatı, 
Blog’cuların, hiç de kalmadı rahatı 
Hem suyunu ısıtırlar, seni keşkek yaparlar
Punduna getirince, belden aşağı da vururlar

        
                    Ömür gelip geçiyor, blog dostu araya  araya
                    Bloglar bozuldu artık, gel kaçalım biz Ay’a
Ay’da ne klavye var, ne silme tuşu, ne de blog 
Ne  kopya var, ne yapıştırma, ne de Netlog
Ne  twitter  var,  ne de çıtkırıldım facebook
Nasıl olsa dünyada, olamadık  zaten bir  b. k
Ne makyaj derdin var, ne terzi, ne de boya
Ne editörler var, ne de anlı şanlı editorya
Bu dünya sanal dünya, gel kaçalım biz Ay’a
 

Ay’ın adı Ay amma, ay başı ay sonu yok.
Kadromuz yok, maaşımız yok, mangırımız yok 
Kıdem yok, tazminatı yok, zılgıt derdi yok.
                    Artık  kimse çıkmaz bizi, tık’larla  kandırmaya
                    Dünya yalan dünyası, gel kaçalım biz Ay’a

Sen Ay’da ilkel  güzel, parmağında yok ojen
Bizse Ay’da yaşayan, klavyesiz Diyojen 
Ay’da ne belden aşağı vurma var, ne de geren
                    Ay benziyor göklerde, yüzen mutlu ada’ya
                    Bilgisayarlar çöktü, gel kaçalım biz Ay’a
Ben Ay’ın Ademi’yim, sense  Ay’ın Havva’sı
 Emin ol yarayacak, sana Ay’ın havası, 
Her gün yap Ay dolması, bir de feza tatlısı

Yaşayalım göklerde, hep güle oynaya "                

         Öyle değil mi? Kimimiz blog aşkına Şiirler döktürdü, kimimiz lokma, kimimiz kızamık döktük, kimimiz koca gözlü kurşunlar döktürdük. Kimimiz blog toplantılarında
sahnelerde döktürdük.“Islama köfte” tarifi gibi. Kimimiz sahura kalkar gibi   blog yazma uğruna sabahlamadık mı? Sesimizi çıkardık mı? ama, velakin, blogculuk iyidir. Sıhhat saçar. Nefes açar. Diri tutar.

         Adresimizdir, lütfen not ediniz  “Ay yolu eyt, mavilik nokta

         Durağımız İzmir Fuarında. Komtere” dir adresimiz. Bizi daima hatırlayın deriz, sizleri de bekleriz”

         Ört ki, ölem !

MİLLİYET BLOG YAZARI NERMİN AYDURAN. TİTANİK FİLMİNDEKİ GİBİ POZUNU

YAKALADIK GEMİNİN BURNUNDAKİ  SAHNEDE OLDUĞU GİBİ.GİBİ ...SELFİE YAPARKEN VE DE KONUYA O KADAR ÇOK KONSANRE OLMUŞKEN,

TESADÜFE  BAKIN. NERMİN HANIM, FUARDAKİ DOSTLARININ KİTAP İMZA GÜNÜ İÇİN GELMİŞ.

SELFİE RESİM ÇEKİLİRKEN

BU RESİM, DENİZLİDE SOSYAL BİR FAALİYET SIRASINDA ÇEKİLMİŞ. NERMİN AYDURAN VE ARKADAŞLARI  (SOLDAN 3 NCÜ) ONU DAHA İYİ TANIYABİLMEK İÇİN BU RESMİ SİTESİNDEN ALDIK.

DİĞER BLOG YAZARIMIZ GÜLSEREN AKDAŞ VE NERMİN AYDURAN

AYŞE GÜL VE NERMİN AYDURANIN BİRLİKTE  CAZİP BİR POZU

MAHŞERİN DÖRT ATLISI FUAR DAKİ BİR KAFEDE.

 

 

 

ERIC VAN BUYTEN, Ahmet Balcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İzmir'e geldiğimde arayacağımı söylemiştim Muzaffer Bey, sizinle konuşmamızdan sonra Ayşegül Hanımı da arayıp haber vermiştim. Çok sevindi ve geleceğini söyledi sağ olsun. Gülseren Hanımın da fuarda olması bizlerin bir araya gelmesine vesile oldu. Plan yapsak belki bu kadar doğal ve güzel bir buluşmayı gerçekleştiremezdik. Bir telefonum ile hiç tereddüt etmeden gelmenize çok sevindim, o kadar içten ve hoştunuz ki hepiniz de. Yazınızdaki övgü dolu düşüncelerinize ise çok teşekkür ediyorum ve bu güzel paylaşımınız için tebrik ediyorum. Ay Şen Hanıma da hoş buldum diyerek zarif değerlendirmesi için çok teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorum. Sağlık, mutluluk içinde nice hoş buluşmalarla olabilmek dileklerimle, selam ve saygılarımı iletiyorum efendim.

Nermin Ayduran 
 24.04.2016 11:36
Cevap :
Valla ne diyeyim. Gelmeden önce, bir kurmay gibi planlamışsınız. Bizler de pat diye oluşan atmosferde bulduk kendimizi. Bu yazı ailesi ve alemi ve gailesi olmasaydı, bu temaslara "düz arkadaşlık" derdim. Böylesi daha mı ilginçtir ki, bir tılsım gibi bizleri sarıyor. Belirttiğiniz gibi dostluklar önemli. Duyarlı ve değişik geldiniz bana öteden beri. Bloglarda alışılmayan bir yakınlığınız vardı herkese karşı. Herkesle dost olma yarışı başlatmış gibiydiniz. Dikkatimi çekti. Zira sizin gibisi bu blog aleminde görülmemişti daha. Demek ki, hakiki dostluklara açmışız biz. "Artık garnım doydu, yemecen gari" denilemeyecek bir sofradayız şimdi. Doysak bile aynı sofralara bu gidişle oturacağız garik. Selam ve saygılarımla. Teşekkür ederim aradığınız için ayrıca.  25.04.2016 12:14
 

Muzaffer Hocam hiç akılda yokken birden bire toplaşıverdik. Kafa yarıp, göz çıkarmadan ne güzel sohbetler ettik. Arzumuz böylesine güzel, sıcak sohbetlerin devamında. MB sayesinde tanıştığımız değerli arkadaşlarımız kazancımızdır dedik her zaman. Aksi halde hiç karşılaşmamış olacaktık. "Mahşerin dört atlısı" o gün nasıl da şendik...:) Saygı ve selamlarımla, mutlu kalın.

Ayşegül HAYVAR 
 22.04.2016 18:21
Cevap :
Bir şiirsel görsel tablo çizmişsiniz. Bir marş gibi. Rap rap rap seslerieyle yürüyor Tuna boylarında Blog ordusu. Öte yandan Tuna Nehri kıvrımlarında nal sesleri geliyor. Bunlar, mahşerin dört atlısı. Ve de Ak tolgalı, beylerbeyi haykırdı ilerle. " Blog blog çok yaşa. Bir Nisan günü geçtik Tuna'dan, kafilelerle. Arşa kadar kanatlandık o gün biz. Hiç klavilleşmesek. Sevgi ile, mutluluk ile, özellikle ve de güsellikle. Sizlerin sıcak duygularınızdan güç aldık, Sevgilerimizle. Saygılarımızla ortaya koyduk varımızı yoğumuuuzu.Söyleşiler bitmek bilmedi. Ağızlarımızda tat kaldı.Yüreklerimizin sevinciyle coşkulu olduk. Bunu Denizlili arkadaşımızla başlattık. Her birimizle üleştik bu tabloları. İçimizde açılan pencerelerden, birbirimizle bakıştık. Oh kekja. Sefamız olsun dedik. Şarkısını söylemedik ama, "Bu fasulya iki buçuk lira, hem kaynadı bre, hem oynadı" Biz her zaman fasulyeleri de oynarız. Yine koyulalım Tuna boylarına. Oradan Volga'lara. Tadı kaldı damaklarda. O'lalala, o lala la.  22.04.2016 20:38
 

Duayen olmak kolay değil üstadım :) Ne kadar güzel bir buluşma olmuş. her zamanki savımın ardındayım. Biz blog yazmaya başlayalı MB sayesinde ne güzel, ne kıymetli dostlar edindik. Her dem daim olsun bu sevgi, bu dostluklar. Nermin Ayduran arkadaşımıza da bu vesile ile kocaman bir gülücükle ''hoş geldin arkadaşım aramıza'' diyorum. Sevgi ve saygılarımla... En samimi ve içteninden :)

Ay Şen 
 22.04.2016 15:43
Cevap :
Çok önermli noktaya parmak basmışsınız. Blog olmasaydı karşılaşamazdık. Birbirimizi tanımıyorduk. Şimdi fırında çok pişmiş kuzu kebabı olduk, kaynaştık. Bir asker arkadaşı gibi bir bayanlar yüksek okulu gibi ayrı ayrı kutupları birleştirdik. Bu bir güzelliktir. Bu bir akılda kalması gereken hamledir. Ve bu herkeslere bir derstir. Biz bu kadar kaynaşıyoruz da, idare bizimle kaynaşamadı gitti vesselam. Sağlık olsun. Herkes, bizlerden ders almasını bilsin. Her zamanki duyarlılığın için teşekkürler.  22.04.2016 17:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 883
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster