Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

30 Ekim '14

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
670
 

"Misak-ı Milli" ve Anıtkabir'deki "Misak-ı Milli Kulesi"...

"Misak-ı Milli" ve Anıtkabir'deki "Misak-ı Milli Kulesi"...
 

Bence, "Misak-ı Milli Kulesi" olarak adlandırılan bu yapının içi, tarihi süeç iyice incelenerek yeniden düzenlenmelidir.


Anıtkabir'deki "Misak-ı Milli Kulesi", bitmiş bir tarihsel süreci canlı tutmak için mi, yoksa bitmemiş bir tarihsel süreci hatırlatmak için mi yapılmıştır?

Anıt ve benzeri yapılar,  önemli bir olayın veya büyük bir kişinin -- özellikle tarihe mal olmuş -- gelecek kuşaklarca anılması için yapılan -- göze çarpıcı ve büyüklükte -- sembol niteliğinde bir yapıdır...

Amacı, kişinin ve olayın ya da tarihsel bir dönemin anısını canlı tutmaktır...

Türkiye örneğinde, bu tür yapılardan en önemlisi, "Kurtuluş Savaşı'nın ve inkılapların önderi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk için yapılan ve  Ankara--Anıttepe'de bulunan Anıtkabir'dir."

Anıtkabir'in bulunduğu alan içinde, ana yapıya ilaveten, Kurtuluş Savaşı sürecindeki olayları anlatan kabartmaların ve M. Kemal Atatürk'ün özü sözlerinin yazıldığı "kule" olarak adlandırılan özel yapılar da bulunmaktadır.

Bunlar; İstiklal, Hürriyet, Mehmetçik, Müdafaa-i Hukuk, Zafer, Barış, 23 Nisan, İnkılap, Cumhuriyet ve bloğumun konusu olan "Misak-ı Milli" kuleleridir.

Bu yapılardaki Atatürk'e ait daha özlü sözlerin, kim tarafından seçildiğini şu an için bilmiyorum; ama ben olsam, daha çarpıcı ve geleceğe yön veren ve de hedef gösteren daha özlü sözler seçebilirdim.

Konumuz olan, MİSAK-I MİLLİ KULESİ'nin duvarlarında da, şu sözler bulunmaktadır :

-- Kurtuluşumuzun genel kuralı olan ulusal andı, tarih safhasına yazan ulusun demir elidir.(1923)

-- Ulusal sınırlarımız içinde özgür ve bağımsız yaşamak istiyoruz.(1921)

-- Ulusal benliği bulunmayan uluslar, başka ulusların avıdır.(1923)

M. Kemal Atatürk'ün,  "farklı yer, zaman ve koşullarda" söylediği her söz anlamlı ve özlüdür. Ancak, Misak-ı Milli Kulesi'nde yazılı bu sözlerden, ilki dışındaki diğer ikisinin, yine "farklı yer, zaman ve koşullara" pek uygun olmadığını söylemek zorundayım. Hatta birinci sözün bile, okuyanlar tarafından, "bitmiş bir süreç" olarak algılanması olası olduğundan, yerine başka bir sözün yazılmasını isterdim.

Çünkü, "Misak-ı Milli" süreci, bana göre henüz bitmemiştir. Lozan'da elde ettiğimiz sınırlar, yalnızca "siyasi sınırlarımız"dır; eksik "Misak-ı Mlli" sınırlarıdır. Yani, yukarıdaki birinci sözde, Atatürk'ün belirttiği  "ulusal ant", bugünkü sınırlarımız değildir.

Ama, ne yazık ki, "resmi tarihimiz" veya "devlet tarihimiz", bugünkü sınırlarımızı bize "Misak-ı Milli" sınırlarımız olarak dayatmaktadır.

x     x      x

Atatürk, 26 Kasım 1930 günü, bir gezi sırasında uğradığı Samsun'da bir liseyi ziyaret eder. Bir öğrenciden, tahtaya bir Türkiye haritasını çizmesini ister. Atatürk, ğrencinin çizdiği haritaya bakar ve "yavrum, bu haritayı çizerken kırk asırlık bir Türk yurdunu sınırlarımız dışında bırakmadın mı?" diye sorar. Atatürk, çocuğun elindeki tebeşiri alır ve "Hatay"ı sınırlarımız içinde gösterir.(1)

Aslında, öğrenci haritayı doğru çizmiştir. Çünkü o tarihlerde Hatay henüz Türkiye sınırları içinde değildir...Ama, Atatürk öğrenciye, ulaşılması gereken bir "hedef" göstermiş

x     x      x

Lozan Antlaşması ve sonrasındaki ikili görüşmelerde, Misak-ı Milli hudutlarının  tam olarak elde edilememesini içine sindiremeyen Atatürk, sanırım ki, bu sonucu da, aynen "Hatay" gibi düşünmüş ve "kesin bir çözüm"  olarak değil de, "zamanı gelince halledilir" şeklinde kabul etmiş olabilir.

Belki de bu nedenledir ki, 1933 yılında, "Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım".(2) demiştir...

Atatürk,  Lozan'da elde ettiğimiz sınırları, "Misak-ı Milli"nin tamamlandığı şeklinde kabul etseydi bu sözleri söyler miydi; üstelik de bir Amerikalı bir generale...

"MİSAK-I MİLLİ", BİR "ÜLKÜ" HALİNE GETİRİLMELİ MİDİR?(x)

 Sonuç olarak, "Misak-ı Milli Kulesi" için şunu önerebilirim; bu yapının iç duvarlarından birine, bugünkü siyasi sınırlarımızı gösteren  kabartma bir Türkiye Haritası; hemen yanına da, "Misak-ı Milli" hudutlarını gösteren yine kabartma bir harita...

Her iki haritanın altına da, kabartma harflerle, Atatürk'ün yukarıda yazdığım ulaşılmasını, adeta bize hedef olarak  gösteren yukarıdaki sözleri yazılmalıdır.

Çünkü Atatürk der ki :

"Efendiler, bu hudut sırf askeri düşünceler ile çizilmiş bir hudut değildir, Hudud-u Milli'dir. Hudud-u Milli olarak tespit edilmiştir"(3)

Bu sözler de, "Misak-ı Milli Kulesi" duvarlarına, yine kabartma harflerle yazılsa nasıl olur? Unutulmasın ki, "milli hedefler" ve bu hedeflere ulaşmak ülküsü, ülke halkını canlı tutar...

cdenizkent

---------------------- :

(1) Mehmet Tekin, Hatay Tarihi , Antakya : 1933, ss.9-140'dan Süleyman Hatipoğlu, "Atatürk ve Hatay'ın Kurtuluşu", Türk Dünyası Araştırmaları, sayı 102, Haziran 1998, s.6

NOT : Hatay, 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1921 yılında Türkiye sınırları dışında kalmıştır. Daha sonra, 2 Eylül 1938'de kurulan Hatay Cumhuriyeti, 23 Temmuz 1939'da Türkiye'ye iltihak etmiştir.

(2) Ahmet Kabaklı, Temellerin Duruşması, 4.b. İstanbul: 1990,ss.52-53'den İlker Alp, "Misak-ı Milli", Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, 1998, ss. 216-217

(x) "Megali İdea"  ya da "Megola İdea", Fatih Sultan Mehmet'in, İstanbul'u Bizans'tan aldığı günden beri yürürlükte olan bir Yunan ülküsüdür. Ne içindir bu ülkü? Eski Bizans  topraklarını yeniden elde ederek İstanbul'u başkent yapmak üzere Büyük Helen İmparatorluğu'nu yeniden kurmaktır...Toplam nüfusu, bizim öğrencilerimiz sayısı kadar bile olmayan Yunanlılar, bu ülküyü, hayallerinde de olsa hala korumaktadır. Kurtuluş Savaşı yenilgisi ile bu ülküleri yara almış olsa da yine de devam etmektedir.

 (3) M. Kemal Atatürk, Misak-ı Milli hudutlarını Erzurum Kongresi sırasında bizzat kendisi çizmiş ve 24 Nisan 1920'de --BMM'sinin açılışından bir gün sonra- Meclis'te yaptığı bir konuşmada söylemiştir.(Atatürk'ün Söylev ve Demeçler,  Ankara: İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayını, 1989, Cilt-1, s. 29)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 878
Toplam yorum
: 2347
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster