Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
17787
 

“Mizacınız sizi kilitler!”

“Mizacınız sizi kilitler!”
 

Eğer huylarımız toplumun ortak normlarına uygun düşüp, destekleniyorsa, bizden daha mutlu bir kişi olamaz. ..............................


Kişinin mizacı (huy) doğuştan getirdiği özellikleridir ve yaptığı bir davranışın nedeninden çok onu nasıl gerçekleştirdiğini ve hislerini nasıl ifade ettiğini anlatır.

Psikolojik analizlerinde astrolojiden de yararlanan ünlü psikiyatrist Carl Gustav Jung kişinin mizacının doğuştan geldiğini ve asla değişmeyeceğini ifade etmiştir.

Bu düşünceye destek niteliğinde başka bilim adamlarıda da aynı şekilde insanların huylarının değişmeyeceğini ifade eder.

Bu benzer iki düşünce dünya üzerindeki pek çok insanın  kanıksadığı ve benimsediği bir olgu olmuştur.

Öyle ki; insanların bizim beğenmediği huylarımız karşısında çoğumuz şu cümleyi yaşamımız içinde en azından bir kere olsun sarf etmişisizdir: 

“Mizacım bu, ne yapayım!”

Bu husus maalesef bilinçaltımıza işlenen ortak bir kabul ediştir.

Tam bir kilitlenmişlik!

Bir kendini aldatmadır! Bir kaçıştır!

Her AN değişim- dönüşüm içindeki sistemde mevcut olan en özel varlık- “insan” olan bizler, doğuştan sahip olduğumuz huylarımızdan açığa çıkan ve diğer kişiler tarafından benimsenmeyip, uyarılanların savunmasını elbette ki “Ne yapayım huyum bu!” şeklinde bir ilkellikle yapmamalıyız.

Mizaç örneğin; neşeli, canlı, enerjik, durgun gibi kişinin doğuştan getirdiği biyolojik özellikleri olsa da bu özellikler çevremiz tarafından da ya desteklenerek, ya da eleştirilerek pekiştirilmektedir.

Eğer huylarımız toplumun ortak normlarına uygun düşüp, destekleniyorsa, bizden daha mutlu bir kişi olamaz. Herşey yolundadır ve toz pembe! bir dünya içinde yaşamımıza devam ederiz!!

Ta ki desteklenmeyen huylara sahip olduğumuzu birileri çıkıp, söyleyene kadar...

İşte, o zaman bu durumu genellikle ya hemen reddeder  ve hiç bir şekilde özeleştiri yapmadan, o kişilere darılarak, küserek ya da onlardan kendimizi izole ederek içe kapanırız ya da onlarla münakaşaya girer, “sahip” olduğumuz huylarımızı savunmak adına, onların beğenmediğimiz huylarını yüzlerine söyleyip, meydan okuyarak karşı saldırıya geçeriz..

Bir birey kendisinin hakikate yönelik yaşamına engel teşkil edecek huylarının değişmesinden ister kaçsın, ister de bu huylarının anlamsız savunmasına geçsin, her iki şekildeki  davranış modeli, ilkel bir beynin “kaç ya da savaş” şeklindeki komutuna esir düşmüşlüğün göstergesidir.

Burada yapılması gereken önemli bir iki adım olduğunu düşünüyorum..

Kanımca bunlardan bir tanesinin; mizaç ve karakterle şekillenen bireyin “kişilik” diye işaret edilen özelliklerini bilmesi, fark etmesi, kendini tanıması ve bu konuda farkındalığının artması için gereken çalışmaları yapmasıdır.

Diğeri de; fark ettiği ve sistem içerisinde isabetsiz davranışlar ortaya koymasına neden olan, değişmez gördüğü huyları konusundaki “sabitlik” ve “kilitlenmişliği” kaldırmanın yollarını aramaktır.

Sevgili Okurlar,

Ne denmiştir?

“Değişmeyen tek şey değişim”...

Genlerin bize hükmetmediği ve bizim genlerimize hükmedebildiğimiz” bilgisinin açığa çıktığı bir çağda yaşıyoruz. Bu yüzden de değişmeyecek bir huydan konuşmak ne kadar isabetli olabilir, bunu sizlerin sağduyusuna bırakıyorum..

Atalarımızdan bizlere aktarılan “can çıkar ama huy çıkmaz”ı benimseyip, yaşamımıza bu sözün getirisi olan davranışları ortaya koyan bir kilitlenmişlikle mi?, yoksa her AN yeni bir bilginin açığa çıktığı ve tüm değişmezlerin değişebileceği doğrultusunda yepyeni bir bakış açısı ile mi devam edeceğiz?...

Karar sizlerin..

 

Ahmed F. YÜKSEL

https://twitter.com/sufafy

http://www.ahmedhulusi.org/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Mizacım-huyum bu ne yapayım? Ben böyleyim!'' İşte en sinir olduğum cümlelerden birisi. Nedense insanoğlu işine gelmeyen konularda bu bakış açısının arkasına gizlenir. Halbuki bunu dillendiren kişiler aynı durumu karşılarındakiler yapsa kızgınlık ve karşı çıkış sergiliyorlar. En yakın örneği de maalesef annem. Kendisi ne yapsın heep öyledir..! Oysa bizlere sürekli değişmemiz için öğütler verir durur!!!

Cemile Vatansever 
 16.12.2013 14:38
 

Şu 2 bilgi bile değişimin motivasyonunu sağlayabilir: 1) ''Değişmeyen tek şey değişimdir.'' 2) ''Genlerimize hükmedebiliriz!'' Çok güzel bir yazı, hiç sıkılmadan ve umut duyarak sonuna kadar okudum.

Gülay Görsever 
 16.12.2013 14:19
 

Bu yazı öyle kapılar açıyor ki önümüze. Karakter ve kişilik adına bildiğimiz tabuları yıkıyor. Yeni paradigmalar çıkıyor karşımıza.Bu yazıyı okuduktan sonra beyin ve kişilik üzerine yaptığım araştırmada karşılaştığım bir konuyu paylaşmak istiyorum; -Beyin gördüğü ve hatırladığı arasında ki farkı asla bilemez. Cünkü aynı sinir ağları ateşlenir. Bir şeyi tekrar etme hücreleri uzun süre bağlar. Eğer hergün sinirlenir veya acı çekerseniz bu ağı tamamen birbirine bağlarsınız. Ağ uzun süreli ilişkidedir ki buna KİMLİK denir. Bu yüzden stresden ve stres yaratacak durumlardan düşüncelerden uzak durmalıyız. Şunu da biliyoruz ki ateşlenmeyen sinir hücreleri ağdan kopuyor. Kimyasal üretime neden olan düşünce akışı kesilince kimyasal destek de kesiliyor ve bağlı sinir hücreleri uzun ilişkiden kopuyor- Bakış açımı değiştiren bir yazı. Bir durup düşünmek lazım!!!

Derya Ardor 
 15.12.2013 21:43
 

Ne güzel anlatmışsınız; kişilik denilen şey insanın doğum anından itibaren aldığı astrolojik etkilerle şekillenen beyin yapısının ilerleyen zamanda ilk başta aile çevresi ve daha sonra mahallesi, ülkesi ve hatta başka ülkelerden gelen etkileşimler, yani ona dünya hayatında verilen bilgi.Kişi bu bombardıman altında çok geniş bir yelpazede yer alan çeşitli etkenleri zamanla "benim"seyip kişilik yaşamını ortaya koymaya başlıyor;bu varlığına ait dünyevi kabuğu aslı zsnnediyor. Bir büyüğüm demişti ki İNSANın kişiliği olmaz; İNSAN kişiliksiz varlıktır. Kişilik sahibi olmayı hayati bir değer alan birçokları için anlaşılmaz olan bu sözler, bazıları için ise Evrensel Ahlakı cem eden bir beyne işarettir. Yazınızda verdiginiz müjde mizacın değiştirilebilir olduğu gerçeği; O her an yeni bir ŞAN'dadır hükmünü işaret ediyor yazınızdan anladığımız kadarıyla.Beyinde hükmünü süren her an yeni bir şandaysa; beyni yenilemek yeni hücreleri aktive etmek gerek. Teşekkür ederiz bu değerli bilgiler için.

NCAKI 
 14.12.2013 11:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 530
Toplam yorum
: 1644
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 11494
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya ve Po..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster