Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '14

 
Kategori
Müzik
 

“Mozart benim için bir tanrı”

 
Intouchables filmindeki "Le Onde" bestesi ile kalbimizdeki yerini daha çok sağlamlaştıran Ludovico Einaudi, 23 Ekim’de Zorlu Center PSM’nde unutulmaz bir konsere imza atacak.
 
Intouchables filmindeki "Le Onde" bestesi ile kalbimizdeki yerini daha çok sağlamlaştıran Ludovico Einaudi, 23 Ekim’de Zorlu Center PSM’nde unutulmaz bir konsere imza atacak. Konserden önce kendisiyle müzik geçmişinden, Mercan Dede ile yaptıkları çalışmalara, Taksim Meydanı’nda piyano çalan Davide Martello’dan Mozart’a kadar müziğe dair her şeyi konuştuk.
 
İlk sorum çok klasik bir soru olacak belki ama müziğe nasıl başladınız?
 
Lodovico:Milan Konservatuarı’nda okudum ve müziğe de bu şekilde başladım. Luciana Berio ile asistanı olarak çalıştığım için çok şanslıyım. Daha sonra kendisi aynı zamanda benim maystrom oldu.
 
En sevdiğim enstrüman olduğu için özellikle sormak istiyorum. Piyano diğerlerinden daha çok ruhumuza dokunuyor gibi, diğerlerinden farkı nedir sizce?
 
Ludovico:Tam olarak ben de bilemiyorum. Aslında, yaylı enstrümanlar da bana çok dokunur fakat aynı anda piyano tuşları kadar çok nota çalamazlar. Sanırım asıl fark bu; piyano daha bütünsel bir tını sunuyor.
 
Sizi dinlerken bir anda kendimizi bir film sahnesinin içinde buluyoruz.  Bestelerinizde nelerden etkileniyorsunuz?
 
Ludovico:İlham kaynağım her şey olabiliyor. Tamamen duruma ve karşılaştığım olgulara bağlı. Örneğin; bir roman, bir felsefe, bir ağacın yüzeyi... Çevremdeki dünyayı deneyimleyip onu müziğe dönüştürmeyi seviyorum.
 
Film müzikleriniz çok beğeniliyor. Müziğinizin başka bir sanatla buluşması nasıl bir duygu? Seçici misiniz film türü konusunda yahut bir komedi filminde de sizin bestenizle karşılaşabilir miyiz?
 
Ludovico:Müzik geçmişime baktığınızda çok fazla film müziği görmezsiniz aslında. Seçilmiş, soluklu işler görürsünüz. Bu konuda seçici olmaya dikkat ediyorum. Bir film üzerinde çalışmak oldukça vakit alan, meşakkatli bir süreç. Aynı zamanda, üzerinde çalıştığım filmin benim için de bir anlam ifade ediyor olması, deneyim serüvenimde bana birşey katıyor olması önemli. İşte bu yüzden çok fazla film müziği yapmıyorum.
 
İstanbul’a daha önce geldiniz mi? Şehirler, mekânlar müziğinizi nasıl etkiliyor? Gittiğiniz şehirlere özgü beste yaptınız mı hiç?
 
Ludovico:İstanbul’u daha önce ziyaret ettim ve gerçekten çok eğlendim. Bir şehirden aldığınız deneyim, şüphesiz ki ilham verici oluyor. Örneğin; Berlin Song adlı bir parça yazmıştım.
 
Sizin için Modern Çağ’ın Mozart’ı diyorlar. Ne düşünüyorsunuz bu benzetme ile ilgili? Sevdiğini z ya da etkilendiğiniz müzisyenler kimler?
 
Ludovico:Karşılaştırmaları pek bilmiyorum ama Mozart benim için bir tanrı. Bu benzetme nereden geliyor bilmiyorum. O da farklı türleri müziğinde deneyimlemeyi tercih ediyordu. Belki bu yönümüzü benzetiyorlardır. Ve tabii ki Mozart beni çok etkileyen bir müzisyendir, Bach ve birçok isim gibi!
 
Klasik müzik ile bambaşka tınıları harmanlamayı,  yeni şeyler denemeyi seviyorsunuz.  Mesela Mercan Dede ile de 2005-2006 yılları arasında birlikte konser verdiniz. Nasıl buluyorsunuz onun müziğini, birlikte çalışmak nasıldı?
 
Ludovico:Farklı sanatçılar, farklı kültürler ve müzik türleri ile ortak işler yapmak her zaman ilgimi çekmiştir. Mercan Dede ile yaptığımız müzikal işbirliği gerçekten çok ilginç bir çalışmaydı. Modern bir müzik vizyonu ile antik çağ müziğini bir araya getirdik. O, bir ayağı gelecekte, diğer ayağı ise köklerinde olan büyük bir sanatçı. Türkiye’den de bazı müthiş tradisyonal müzisyenlerle de çalışıyordu. Onunla çalıştığımız dönemde çok şey öğrendim ve deneyim beni farklılaştırdı. Bu bir diyalog ve sevgi hareketi... Ortak çalışmamız gayet iyi geçti. Daha yakın bir geçmişte – 2010 ve 2011’de – İtalya’nın güneyinde yer alan Salento’dan geleneksel İtalyan müziği üzerine olan La Notte della Taranta projesi için de bir araya geldik. Benzer ortak çalışmaları Malili müzisyen Ballake Sissoko ve Ermeni müzisyen Jivan Gasparian ile yaptım.
 
Geçtiğimiz Haziran ayında İstanbul’da yaşanan Gezi Parkı olaylarını duymuşsunuzdur belki. Sanatçıların eserleriyle katkıda bulunduğu çevreci bir eylem oldu aynı zamanda. Alman piyanist  Davide Martello'nun Taksim Meydanı'na taşıdığı piyanosuyla verdiği konser büyük bir coşku yarattı. Eylemcilerle yağmura rağmen meydandan hiç ayrılmadı. Sanatçının piyanosuna polis tarafından el konuldu. Piyanist ve eylem yapan halk arasında güçlü bi bağ oluştu. Müziğin insanları birleştirici gücü hakkında neler söylemek istersiniz?
 
Ludovico:Tabi ki yaşananları okudum. Kendisinin böyle bir harekette bulunması ve piyano çalması büyük etki yarattı. Bu şiddet içermeyen bir tepkiydi. Müziğin, insanları bir araya getirmede mucizevî bir gücü olabiliyor.
 
İstanbul’da sizi bekleyen oldukça heyecanlı bir kitle var. Zoru Center PSM İstanbul’un en büyük ve en yeni gösteri merkezi. Açılışı da sizinle yapacaklar. Konserde bizi neler bekliyor?
 
Ludovico:İstanbul’a geleceğim ve orada çalacağım için ben de çok heyecanlıyım. Yeni açılan bu muhteşem konser salonunun benim konserimle açılıyor olması benim için büyük bir onur.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 138
Kayıt tarihi
: 25.10.14
 
 

Tiyatro, Müzik, Plastik Sanatlar, Sinema sever, Gezip, görmek anlatmak, fotoğraflamak ister, Şehi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster