Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '15

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
944
 

"Mucize" bir destandır.

"Mucize" bir destandır.
 

Filme gitme, film izleme tutkum yoktur. Ara sıra tiyatroya giderdik, yaşlandığımızdan mı tembelliğimizden mi son yıllarda tiyatroya da gidemez olduk. Eşim “Mucize” nin tanıtımını televizyonda izlemiş, beğenmiş. Gidelim, deyince yola koyulduk. En çok 40-50 koltuklu bir salonun üçüncü sırasından izledik. Çekimleri İzmir Foça, Uşak, Kars ve Kağızman’a bağlı bir köyde gerçekleştirilen "Mucize"de kez 1960'lı yıllarda yoksulluk ve zorluklar içinde Kağızman’ın bir köyünde yaşayan köylülerin yaşantılarını ele alıyor. Türkiye’nin panoramasına ışık tutuyor. Filmde, yoksulluğun kol gezdiği yıllarda, okumayı bekleyen yüz binlerce çocuğun ve öğretmenlerin hikâyesi anlatılıyor. 1960’lı yıllarda geçen olay, Egeli bir öğretmenin (Talat Bulut’un) Anadolu'nun ücra bir köşesine sürgüne gidişini anlatıyor.

Filmde rol alan oyuncular: Ali Sürmeli, Talat Bulut, Mert Turak, Mahsun Kırmızıgül, Erdem Yener, Metin Yıldız, Tansel Öngel, Şenay Gürler, Yıldız Kültür, Seda Tozun ve Meral Çetinkaya

İzmir’de yaşayan Mahir öğretmenin Kağızman’a bağlı bir köye tayini çıkar. Eşi, gitmesini istemez. Kayınpederinin yanında çalışmasını önerir; ama o kabul etmez. Köye gitmek için çileli otobüs yolculuğuna başlar. Sarp dağ yollarında yaya yürür; köye ulaşır Köylüler, öğretmenin gelişinden mutlu olurlar; ama köyde okul yoktur. Mahir, korkularıyla önyargılarıyla gelmiştir köye, okul binasının da olmadığını görünce hemen dönmek ister… Ama köylüler kalması için ısrar ederler. Mahir, köylülerin ısrarına dayanamaz, geri dönmekten vazgeçer. Kalmak için tek koşulu vardır, kızlar da okula gönderilecektir. Köylüler, öğretmenin isteğini kabul ederler.  

Okulsuzluğu, yetkililerle görüşmek için ilçeye iner.Mahir, ilçeye inerken ıssız dağ başında karşılaştığı eşkıyalardan korkar, siner; ama birlikte olduğu köy muhtarı Davut, bunlar bizim tanıdıklarımız, deyince rahatlar. Geldiği gibi yolun belli bir bölümünü yaya yürüyerek kente iner. Milli eğitim müdürüyle okul yapılması için görüşür. 27 Mayıs 1960 İhtilalını bahane eden milli eğitim müdürü, okul yapmanın olanaksızlığını anlatır Mahir öğretmene.  . Filimde öğretmene ilgisiz davranılması 27 Mayıs İhtilalına bağlanır. Ben de o yılda Mardin/Gülharrin ’de öğretmendim. Öğretmene ilgisizlik, ihtilaldan kaynaklanmıyor. Cumhuriyet’in ilk yılları hariç, köydeki öğretmen kaderine terk edilmiştir.

El ele verilip okul yapımına başlarlar, dağdan birer Köroğlu gibi atlarıyla inen eşkıyalar da büyük katkısı olur okulun yapımında. Oğlanı, kızı, yoksulu, sakatı… okuma yazma öğrenmek için koşar okula. Kimi köylüler de okulun pencerelerine yapışıp okulda olup biteni merakla izlerler.

Öğretmeni köylüler sahiplenir. Öğretmen de kendi olanakları, köylülerin yardımıyla okulu yapmaya karar verir. Ancak, köyün kızları da okula gelecektir. Bu konuda Mahir öğretmen köylülerle anlaşır. Dağdan gelen eşkıyaların da desteğiyle okul yapılır. Filmin konusu gerçek yaşamdan alınma deniyor da eşkıyanın okul yaptığını görmedim, duymadım da.

Filimin amacı, değişik etnik grupları, toplumlun diğer kesimiyle bütünleştirerek bir barış ortamının temellerini de atmak olabilir. Bu yönüyle toplumsal içerikli bir film. Bölgenin gelenek, görenek, folklorunu yansıtması bakımından da önemli bir film.

Köylüler, yoksul; ama candan, esprili insanlar. Zorluklardan yılmayan bir öğretmeni aralarına almaları anlamlı ve övgüye değer. Hele köyün delisi rolündeki Aziz’i oynayan Mert Turak, çok ilginç bir tip. Aziz’in durumunu atı Piaf, içgüdüleriyle sezinliyor. Aziz, atıyla çok iyi bir ilişki kuruyor. Mert Turak filmdeki rolüyle Aziz...Aziz’in eşi rolünde ise Seda Tosun oynuyor. Aziz, eşine âşıktır. İlginç,düşündürücü bir oyun izleyen bir daha izler düşüncesindeyim. Victor Hugo’nun “Notre Dama de Paris “deki kambur Quasimodo’ya benziyor filmdeki Aziz rolüyle Mert Turak. O da çanla bütünleşmiş; Esméralda ’ya âşıktı. Bu tip insanların görünüşleri ne denli iticiyse sevgileri, aşkları da o denli güçlüdür. Notre Dama de Paris’i iki kez izlemiştim.”Mucize”yi de bir daha izlemek isterim.

Filimde, at motifinin yeri, etkisi ağırlıklı. Köylüler de destan kahramanları gibi. Atlarıyla köye gelenler, Dede Korkut Hikâyeleri'ndeki kahramanları andırıyorlar. Köylülerin içinde de atlı gelenlerde de “Korkut Ata “gibi, sözü sohbeti dinlenen kişiler var. Sözgelimi, Aziz’in babası rolündeki köyün muhtarı Davut (Erol Demiröz-1940) Davut’un 5 erkek çocuklu geniş bir ailesi vardır; fakat çocuklarından biri olan Aziz (Mert Turak-1980) çocuk felci geçirdiği için sakattır. Elleri hareket etmez, ayakları çarpık, ağzı alabildiğine yamuk bir hilkat garibesidir. Fakat zekâ özürlü değildir. Konuşma yeteneği olmadığı için kendisini ifade edemez. Köy çocuklarının alay ettiği oyuncak durumunda kalır.

Muhtar köy gençlerine; “Evlenmek isteyenler öne çıksın” der. Gençler, hızla öne atılırlar. Gençlerden birinin evlenmesine karar verilir. Muhtarın karısı, diğer kadınlar çarşaflanır, kız istemeye gidecekler. Evlenecek genç anasına; “Ana Allah’ını seversen benim için karıya iyi bak, bıyıkları, bir de sakalları olmasın, der. Kız istemeye giden kadınlar, gelin adaylarına Kuran’dan sorular sorarlar. Ağzının kokup kokmadığına, dişlerinin düzgünlüğüne, yürüyüşüne bakarlar. Köy gençleri bir bir evlenince Aziz de evlenmek ister; ama kimse Aziz’e kız vermez.

Aziz’in babası, iyilik yaptığı birini ilçede görür; kız babası ile oğlan babası anlaşırlar.  “Sen bana hayatımı verdin, ben de sana kızımı verdim, gitti.” Aziz’in babası; “Benim oğlum sakattır.’ der. Kız babası; ‘Kalbi sakat olmasın’. Ve Aziz’in babası; “Aziz oğlum sana bir kız buldum anan görmeye gidecek.” der. Anlaştıkları gibi kızı verirler. Hem de köyün en güzel kızı Aziz'e gelir. Düğünü olur, Aziz evlenir. Kız evden çıkarken, kapıda, yörenin âdetine uyularak testi kırılır. Umudun bittiği yerde mucize başlar. Aziz, karısını çok sever, âşık olur. Aşk, Aziz’i iyileştirir, bu aşkın mucizesidir.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında üç kafadar Mahsun, Özcan ve Alişan'ı hiç sevmezdim. Ama ne zaman ki Mahsun yönetmenliğe soyundu, bu işi çok iyi yapabileceğinin işaretlerini verdi. "Mucize"yi dün seyrettim. Muhteşem görüntüler, doğru cast, şaşırtıcı replikler, mükemmel kurgu ve duygusal final ayağa kalkıp alkışlattı bana. Bence Oskar'ı alan "Birdman" yanına bile yaklaşamaz! Keza Whiplash de. Mahsun'un bütün filmleri birbirinden güzel ve bence ülkemizin en iyi yönetmeni. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 27.02.2015 8:01
Cevap :
Ata Kemal Bey,yorumunuzla "Mucize"daha da çekici,ilginç,büyüleyici bir film olduğu;dünyada ün yapmış filmlerin de önüne geçtiğini belirtmişsiniz.Katkılarınız için teşekkür eder; selam ve saygılarımı iletirim.   27.02.2015 10:05
 

Sayın Başdoğan! Biz de iki yıldır ne sinema ne tiyatroya gidemiyoruz, koşullar el vermiyor. Mucize hakkında bilgilendim sağ olunuz selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 22.01.2015 7:53
Cevap :
Nahide Hanım,biz de ayda yılda bir kez gidebiliyoruz."Mucize"Türkiye gerçeği. İlginize teşekkür eder;selam ve saygılarımı iletirim.  22.01.2015 18:30
 

Ne güzel Mucize'yi görmüşsün.. Biz sinemadan iyice koptuk be Hüseyin Kardeş!

Erdal Ceyhan 
 21.01.2015 22:12
Cevap :
Erdal Kardeşim,ben de yıllar var ki gitmiyorum.Geçen yıl"Kelebeğin Rüyası"na gittik.Bu yıl da "Mucize"ye,gitmenizi öneririm.Türkiye gerçeği.Özellikle Kars yöresinin yaşam tarzı ele alınmış.Mesleğinin sevdalısı,zorluklardan yılmayan bir öğretmen de köylülerin okulsuzluk sorunlarına çözüm üretmek için canla başla çalışıyor.Sonunda başarılı da oluyor.Öyle ki köyün delisi bile okuma yazma öğrenmek için okuldan ayrılmıyor.Selam ve sevgilerimle.  22.01.2015 18:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 342
Toplam yorum
: 1221
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2172
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster