Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

“Neyi ördün?”

Dünden beri beynimin içinde dönüp duruyor bu laf. Soru diyemeyeceğim, hatta yanıtlamaya kalkışmak dahi bir anlamda savunmadır; “Savunma” yapmaya kalkışmak dahi insanı küçük düşürür!

Bir ülke vatandaşının ülkesinin kurtuluş ve kuruluş aşamalarını, dedelerinin ve ninelerinin çabalarını bilmiyor olması mümkün değildir!

Dedeler-nineler anlatmadıysa dahi ilkokuldan itibaren öğretilmeye başlanır.

En basit bilgileri ilkokulda öğrenemediyse, tabii ki her çocuğun algılama yeteneği ayrıdır, ortaokul, efendime söyleyeyim lise düzeyinde de işlenir “Cumhuriyet Tarihi”, “Atatürk ve İnkılapları” “Osmanlı Tarihinin yanı sıra.

Eğitim-öğretim kurumlarından, normal şartlarda, mezun olan her öğrenci Cumhuriyetin kuruluş aşamasını, sonrasında yapılan yatırımları, açılan fabrikaları, yapılan demir yollarını, şimdi önünde ceket ilklediğimiz devletlerin Atatürk’ün önünde eğildiklerini bilmesi gerekir.

İmam Hatip Liselerinde normal müfredatın yanında bir de din eğitimi veriyoruz denilse de, mezun olanlarından anladığımız kadarıyla “Cumhuriyet Tarihi” ve “Atatürk ve İnkılapları” ya müfredatta var olmasına rağmen işlenmedi, ya da hızlıca bir şekilde geçilip, kalan zaman başka(!) konular ile tamamlandı!

******

 "Neyi ördün? Hiçbir şey ördüğün falan yok. Demir ağlarla Türkiye’yi biz örüyoruz."

Vallaha, yine medyanın yalanı, abartması mı bilemem, lakin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı aynen böyle demiş!

Oturuyorum, kalkıyorum; yatıyorum, köpek kızım Maia’yı gezdiriyorum; bu laf sürekli beynimde….

Beynimde de kalmadı, iyi mi, yüreğime iniyor; “Huuu” diyor, “Yuttun mu?”

Ihhh, yutmak ne kelime, boğazıma takıldı kaldı!

Göğsüm sıkışıyor; verilecek cevaplar çok açık lakin bir ülkenin başbakanına karşı kendini savunma durumunda kalan kaç millet var?

Ve kaç başbakan böyle sözler sarf eder?

Üstelik; o yıllarda tüm egemen ülkelerin parsellediği ülkede bir Kurtuluş Savaşı başlatmış, hem de başarılı olmuş bir kumandandan söz ediyoruz.

O kumandan ki; muhteşem başarısını egosuna teslim etmeyip, çağdaş bir ülke hedeflemiş ve tek-tek yoktan var ederek donanımlı bir vatan, onurlu vatandaş hedefine nail olmuştur.

Şimdi, ne olur, cidden bir düşünelim: Bir ülkeyi düşmanlardan kurtardınız. Kurtardığınız ülke bir saltanatlık.

Kaç kişi Sultan olmayı reddederdi?

O reddetti!

O nedenledir ki “Türkiye Cumhuriyeti” diye ad konuldu; yine o nedenledir ki seçimler yapıldı durdu… Ve, yine o nedenledir ki sırf seçimler sonucunda ülkeyi yönetmekte pek iddialıyız diyen kişiler oy çokluğu ile galip geldiler.

O’nun reddettiği “Sultan”lığa, Türkiye Cumhuriyeti yetkisi ile iş başına gelenler talip olmakla kalmayıp, pat diye oturdu!

******

Eeee, Mustafa Kemal Atatürk, bilmez miydi o koltuğa oturmayı?

Yakıştırmazdı ki kendine!

******

Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm söylevleri ortadadır, her biri yüzyıllar geçse dahi gündemi yakalamaktadır; ki hiç birinde bir çirkinlik, bir sakillik; bir bel altından vurma, efendime söyleyeyim, kinayeli bir sözüne, bir sakil davranışına, hatta ülkeyi kurtardığı düşmanlarına karşı bir böbürlenmesine rastladınız mı?

******

"Neyi ördün? Hiçbir şey ördüğün falan yok. Demir ağlarla Türkiye’yi biz örüyoruz."

Onuncu yıl marşına gönderme yapmış T.C. Başbakanımız:

Onuncu Yıl Marşını, izninizle, ki pek severim, ille de bir kez daha paylaşmak isterim!

Bu arada şunu biliniz ki; Bu marş her okunduğunda göğsüm siper, aklım Atatürk’e bir kez daha hayran!

Bir yazımda demiştim, tekrar diyorum: Resmen taptığım adam!

******

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan;
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan.

Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

Bir hızla kötülüğü, geriliği boğarız;
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız.
Türk’üz, bütün başlardan üstün olan başlarız;
Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız.

Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

Çizerek kanımızla öz yurdun haritasını,
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını.
Bütünledik her yönden istiklal kavgasını;
Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını.

Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

Örnektir uluslara açtığımız yeni iz;
İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz.
Uyduk görüşte bilgi, gidişte ülküye biz;
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.

Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

F. Nafiz Çamlıbel-B. Kemal Çağlar

 

http://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atatürk düşmanı bu Başbakan'a en güzel cevabı bence Neyzen Tevfik vermiş. İzninle son kıtasını paylaşmak istiyorum. İşgal günlerini sakın unutma, Atatürk'e dil uzatma sebepsiz. Sen anandan yine doğardın ama, Baban kimdi bilinmezdi şerefsiz.. Saygılar..Sevgiler..

cevodem1957 
 19.08.2012 9:39
 

Zafer sarhoşluğundan başka bir şey değil bu söylenenler. Atatürk o kadar rakı sofrasına oturdu ama bu kadar sarhoş olmayı o bile başaramadı. Tarihte Atatürk'ün geçmişteki padişahlara gönderme yaptığı ne duyulmuş ne de görülmüştür. Ayrıca bu imkanlar eğer Atatürk'te olsaydı aynı bütçenin daha da azına daha iyi bir sistemin daha donanımlısını yapabilirdi. Hem de halkını mağdur etmeden. İnanıyorum ki aramızda Atatürkler var. Onlardan birisi de sensin. İyi bayramlar...

Asi Güvercin 
 19.08.2012 9:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1284
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster