Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '16

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
129
 

'O dönem ki acıyı, her sahnemde içimde hissederek oynadım.'

'O dönem ki acıyı, her sahnemde içimde hissederek oynadım.'
 

Yönetmenliğini Kemal Uzun’un üstlendiği, başrollerini Gürkan Uygun ve İpek Tuzcuoğlu, Münir Can Cindoruk, Burçin Abdullah, Ümit Acar, Tuncer Salman ve Sefa Zengin’in paylaştıkları ‘Ankara Yazı-Veda Mektubu’ filmi vizyona girdi. 

Film, 12 Eylül Darbesi’nde Mustafa Pehlivanoğlu’nun idam edilmesini ve ailesinin yaşadıklarını anlatıyor. 

İzleyenlerde büyük etki yaratan filmin başrol oyuncularından Burçin Abdullah ile bir araya gelerek hem Ankara Yazı'dan konuştuk, hem de özel hayatı ile ilgili bilinmeyenlere cevaplar aradık.

Buyrun keyifli sohbete...

Oyunculuğa nasıl başladınız?

İlk olarak “Parçalanma” adlı sinema filminde rol alarak oyunculuğa başladım. Yönetmenliğini Çağan Ergene’nin yaptığı, başrollerinde kızı Bennu Gerede ve Mahir Büşray’ın olduğu bu proje benim için güzel bir ekiple ilk adım oldu. Sonrasında, bir reklam filminde yer aldım. Daha sonrasında ise, Üvey Baba dizisiyle yine ciddi bir proje de yer almış oldum.

Oyunculuğa küçük yaşlarda başlamanız sizin için sorunlar oluşturdu mu?

Aslında büyüdükçe zorluk çekmeye başladım diyebilirim. Benim için o dönemler, çok güzel geçti. Üvey Baba dizisinde yer almam ve dizinin uzun yıllar devam etmesi, benim için çok önemli bir nokta oldu. Sonrasında okul hayatıma yöneldim. 6 sene boyunca ekranlarda yer almadım. Tabi bu ayrılıktan sonra ekranlara dönünce, birçok şeyin değişmiş olduğunu gördüm ve bu nokta da zorlandığımı söyleyebilirim. Ancak iyi ve güzel bir ekiple bir araya geldim. Tümay Özokur ve ekibi ile çok keyifli işler yaptım ve hala aynı ekipleyim. Önümüze çıkan zorlukları da ekipçe beraber aşıyoruz diyebilirim.

Üvey Baba dizisindeki Lamia karakteri, izleyicilerin hem aklına hem de yüreğine kazınmış bir karakter oldu. Peki, hala Lamia karakteri ile anıldığınız oluyor mu?

Evet, devam ediyor. Özellikle sosyal medyada yapılan yorumlar, genellikle Üvey Baba ile ilgili oluyor. Sosyal hayatta da insanlar beni gördüklerinde “Sen o kız mısın, ne kadar büyümüşsün” şeklinde yorumlar yapıyorlar. Yani insanlar beni genellikle bu karakterle algılıyor.

Peki, oyunculukla ilgili hedefleriniz neler?

Her oyuncunun hedeflediği gibi öncelikle iyi projeler içerisinde yer almak istiyorum. Çünkü iyi bir proje, iyi bir cast ve iyi bir ekiple her iş çok güzel ilerliyor. Benimde en büyük hedefim her zaman bu. Şuan içinde bulunduğum proje “Ankara Yazı” da benim için çok iyi bir proje olduğunu düşünüyorum. Açıkçası, doğru adımlar atarak doğru işler yapmaya çalışıyorum.

Canlandırmaktan en keyif aldığınız karakter hangisiydi ve bundan sonraki projelerde nasıl bir karakter canlandırmak istiyorsunuz?

Benim yer aldığım projeler çok geniş bir yelpaze gibi. İyi kız, şımarık kız ve mazlum kız gibi birçok karakteri canlandırdım. Bu karakterlerin hepsi benim için ayrı ayrı birer deneyim oldu. Gelecek projelerde ise iyi bir drama karakterini canlandırmak isterim. Çünkü şuan yer aldığım, “Ankara Yazı” adlı projemde drama dan çok beslendim ve iyi bir drama içerisinde yer alarak bunu uygulamak istiyorum.

Ankara Yazı Veda Mektubu filminde nasıl bir karakteri canlandırdınız?

Ben, filmin ana karakteri olan Mustafa’nın nişanlısını oynuyorum. Mustafa, o dönem ülkü ocaklarında yer alan ve kendisine atılan iftira sonucu hapse düşen, işkenceler gören, idam cezasına çarptırılan bir genç. Mustafa ve nişanlısı evlilik hazırlıkları yaparken Balgat Katliamı yaşanıyor. Bende bu süreçte yalnız kalmış, ailesi tarafından Mustafa’yı unutup başkası ile evlendirilmeye çalışılan, teselli edilen ama gönlü hep Mustafa’da olan acılı ve kederli bir kızı canlandırıyorum.

Peki, bu karaktere nasıl hazırlandınız ve hazırlanırken zorluk yaşadınız mı?

Aslında proje için görüşmeye gitmeden önce, ben hazırlanmaya başladım. 80 dönemi ile ilgili belgeseller izledim. Hikayemiz ülkücü bir genci anlattığı için genellikle sağ görüşlü belgesellere ağırlık verdim. Tabi sonrasında gördüm ki ne sağcı ne de solcu var, her şeyin temelinde insan var… Tabi hazırlanırken belgesel izlemenin yanında kitaplar okudum ve o dönemi yaşayan büyüklerimizle konuştum. Onlardan birisi yönetmenimiz Kemal Uzun’du. Yine oyuncu ekibimizden Tuncer Salman ve Gürkan Uygun’du. Özellikle Mustafa Pehlivanoğlu’nu çok ama çok araştırdım. Ve onun hikayesinden çok etkilendim.

Filmde hissederek mi oynadınız? Yani o dönemi, o dönem ki zorlukları gerçekten hissedebildiniz mi?

Kesinlikle her anı, her saniyeyi hissederek oynadım. Zaten hikaye de benim ailemin de yaşadığı dramlardan bahsediyor. 80 döneminde suçsuz yere öldürülen fidanlar da yer alıyor filmde. Tabi filmde ideolojik olarak ele almıyoruz bu durumları. Özellikle yönetmenimiz çok titiz davrandı bu konuda. Filmde, o dönemki acıyı her sahnede içimde hissederek oynadım. Ben iyi bir iş yaptığımı düşünüyorum ve inşallah seyircilerinde beğenmesini umuyorum.

Gelecek projelerde, yine tarihi bir filmde yer almak ister misiniz?

Evet, tabi ki isterim. Bizim filmin sanat yönetmeni ve kostümlerimiz gerçekten çok iyiydi. Kendimi o dönemlerde, 80’li yıllarda yaşıyormuşum gibi hissettim. Dönem işi işte bu yüzden keyifli oluyor. Kendinizi bir andan o ambiyansa sokuyorsunuz. Diğer işlerden de keyif alabilirim ama dönem işinden ayrı bir keyif aldığımı anladım.

Peki, bir projeyi kabul ederken nelere dikkat ediyorsunuz?

İlk olarak, konunun ve ya temanın içime ne kadar dokunabildiğine bakıyorum. Sonrasında projenin türüne bakıyorum. Örneğin, komedi ise beni ne kadar güldürebildiğine ve konunun dışına çıkmadan ne kadar renkli olabildiğine bakarım. Eğer drama ise beni ne kadar duygulandırdığına ve etkilediğine bakıyorum. Projenin devamlılığı da çok önemli benim için. Tabi bunlar sonrasında düzeltilebilecek şeyler ama öncelikli olarak hikayenin iyi olup olmadığına bakarım.

Dizi oyuncululuğunu mu, yoksa sinema oyunculuğunu mu tercih edersiniz?

Bence dizi de sinema da olabilir. Önceden belirttiğim gibi benim için öncelik projenin iyi olması. Ayrıca gerçekten seyirciye bir şeyler verebilen projeler önceliğim. Yani ticari amaçlı olan dizide de filmde de rol almam. Eğer proje iyiyse sinema ve ya dizi fark etmez yer alırım. Ayrıca ben, tiyatroyu da çok seviyorum ve kesinlikle ileride tiyatroda da yer almak istiyorum.

Uluslararası bir projede yer alır mısınız?

Eğer böyle bir proje olursa kesinlikle çok sevinirim. Ben, şehir dışı işlere dahi bayılıyorum, bir de uluslararası olursa kesinlikle çok keyif alarak yer aldığım bir proje olur. Ayrıca benim, yurtdışı film tecrübem de mevcut. 4 sene önce Afganistan’a gidip, film çekmeyi düşündüm. Ve de sonucunda gittim. Çekimler sırasında çok zorlandım. Bombalar patlıyor, ülke inanın harap halde ve o zor şartlarda çekim yapıyorsunuz. Kaç kişi böyle bir şey için cesaret edebilir ve bu deneyimi yaşayabilir ki diye düşünüyorum. Bu deneyimi yaşamak benim için çok gurur verici bir şey.

Peki, gündelik hayatınızda nasıl birisiniz?

Resim ve çizim yapmayı seven, spor olarak boksla uğraşan, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi seven, ailesi ile birlikte olmaktan keyif alan, sevdikleri ile olmaya çalışan bir kişiyim.

Son olarak oyunculuğa yeni başlayacak olanlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu mesleği çok sevip, çok çalışmayı kural edinirlerse, kendilerini bu mesleğe adarlarsa, sürekli kendilerini yenileyebilirlerse ve eksiklerini objektif olarak görüp tamamlayabilirlerse çok iyi yerlere gelebilirler.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 644
Kayıt tarihi
: 27.07.13
 
 

16 Ağustos 1996 doğumluyum. Bilişim Teknolojileri öğrencisiyim, 5 yıldır profesyonel olarak interne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster