Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '19

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
124
 

"Öğretmen Olmak"

 Öğretmen Olmak “Bir Cana Dokunmak”

Hayatıma anlam katan kitaplar listesine bir kitap daha eklendi. Kitap, ülkemize, eğitime  büyük hizmetlerde bulunmuş olan Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan hocalarımızın ses kaydı eşliğinde eğitim sisteminin en önemli ve vazgeçilmez olan öğesi öğretmeni geniş bir boyutta incelemeleri, daha sonra da bu ses kayıtlarının kitaba geçirilmiş halinden oluşuyor. Son yıllarda eğitimde uygulamaya geçirilen birçok yenilikte öğretmen göz ardı edilmiştir.Bu eğitim alanında yapılan yeniliklerde(tablet, akıllı tahta gibi teknolojik gelişmeler, yeni okullar , yeni derslikler vs.) çok bariz bir biçimde göze çarpmaktadır.  Bu da ciddi sıkıntılar doğurmuştur ve durumun devamı halinde doğurmaya da devam edecektir.

Kitaptaki meseleler “öğretmen olmak” ve “öğretmenlik yapmak” eksenli bir paradigmada işleniyor. Benim anladığım herkes öğretmenlik yapabilir ama herkes öğretmen olamaz. Öğretmenlik yapan kişi öğretmenliği yorucu ve sıkıcı bir meslek olarak görür ve kendine dair varoluş, bilgi, davranış ve estetik anlayışı geliştirmez. Öğrenci için büyük bir rol model(tanık) olduğunun bilincinde olmaz, mevzuatı uyguladığı zaman işinin bittiğini düşünür ve her durumda şikayet edilecek bir şeyler bulur. Öğretmen olan ise öğretmenlik yapan da bulunmayan özelliklere sahip olmanın da ötesinde kendinden hareket ederek kendine ait varoluş, bilgi, davranış ve estetik anlayışı geliştirip  dengeyi gözeterek bunu uygulamaya geçirir. Öğretmen olan kişi aynı zaman da filozoftur, bilim adamıdır. Araştırmaya, keşfetmeye ve sorunlar karşısında duyarlı olmaya açıktır, böyle bir öğretmenin öğrencileri de araştırır, keşfeder ve sorular sorar. Bu ortamda ise öğretmen-öğrenci ilişkisinden çok öğrenen öğretmen-öğrenen öğrenci ilişkisi ortaya çıkar.

Öğretmenler odası okulun kültürünü yansıtan yerdir. Küçümsenmeyecek derecede büyük bir önemi olan öğretmenler odasındaki hava, eğitim ortamını etkiler. Öğretmenler odasında dedikodunun, siyasi çatışmaların, dinsel kutuplaşmaların olması ister istemez eğitimde de aksamalara ve sıkıntılara neden olacaktır. Bunun tam aksine farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü ve öğretmenlerin dayanışma ruhu içinde olduğu bir öğretmenler odası eğitimde yüksek maliyetlerle yapılmaya çalışılan birçok projeden daha faydalı olacaktır.

Öğretmen öğrenci arasındaki iletişim; ilgisiz, korku kültürünü simgeleyen ve saygı ve sevgiyi esas alan 3 öğretmen modeli üzerinden işlenmiş. Sınıfta ders esnasında üzgün üzgün duran öğrenciye ilgisiz öğretmen “Aslında derse gelmişsin gelmemişsin umurumda bile değil. Ben dersi anlatırım; gelirsen, dersi dinleyip öğrenirsin. Dinlemezsen de öğrenemezsin. Keyfin bilir.” derken korku kültürünü benimseyen öğretmen “ Sen sınıfa aitsin ve sınıftayken bunu asla aklından çıkarmamalı, bundan başa bir şeyle ilgilenmemelisin. Sınıfta olduğun sürece kendi yaşamınla ilgili herhangi bir iz taşımamalı, yüzde yüz burada olmalısın.” der. Öğrencisini kazanmak için eline geçen güçlü bir fırsatı teper. Bu 2 tip öğretmenlik yapmış olur. “Öğretmen olan” saygı ve sevgi kültürünü benimseyen öğretmen ise “Sen bu sınıfa aitsin, o nedenle benim öğrencimsin, ama sen aynı zamanda bir bireysin. Yalnız öğrenci olarak değil, birey olarak ta önemlisin. Senin iç dünyan, kendini nasıl hissettiğin , mutlu olup olmadığın benim umurumda. Çünkü bir insan olarak benim gözümden bir değer taşıyorsun. Seni umursuyorum.” Diyerek öğrencisine güçlü bir tanıklık etmiş - kim bilir belki de çocuğun hayatında bir dönüm noktasına vesile –olur.

Her konuşmanın sonunda; o günkü konuşma, eğitim sistemimize büyük katkılarda bulunmuş olan –Şemsi Efendi, Mümtaz Turhan, Nurettin Topçu, Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Cahit Okurer, İsmail Hakkı Tonguç, Refia Şemin, Refet Angın vb.- gibi saygıdeğer hocalarımıza ithaf edilmiş. Bununla bize kitap yol haritası belirliyor, adeta “Bak bu kitabı okudun, buradaki isimler boşa verilmedi, onları da bir araştır, dediklerimizi daha da iyi anlayacaksın” diyor.

Son olarak kitap, ismi itibariyle, kitabın sadece öğretmenlik yapanlar için yazıldığını çağrıştırabilir. Ancak kitap çok geniş bir yelpazede ele alındığından; anne, baba, patron, siyasi lider vs. gibi öğretmen rolünde olan herkesin okuması gereken bir kitap. Kitapla öğretmenlik algıma yepyeni bir boyut katan hocalarıma çok teşekkür ediyorum. Umarım sadece kitabı okumakla yetinenlerden olmayız, aynı zamanda öğrendiklerimizi fiiliyata geçirenlerden oluruz. Eğitimde ülkemize hizmet edenlere şükranlarımı sunar, onlar gibi bu işe kendini adayanlardan  olmamız temennisiyle. Vesselam.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 352
Kayıt tarihi
: 20.09.17
 
 

      ÇUKUROVA ÜNİVERSİTE İLAHİYAT FAKÜLTESİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster