Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '07

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
915
 

"Ogün"lere ağlıyorum ben asıl...

"Ogün"lere ağlıyorum ben asıl...
 

Bugün tüm gazete manşetlerindeki o yüze baktım, baktım... İçim kan ağladı...

Ne yaptığının, neyin kurbanı olduğunun farkında bile olmayan.... Şuursuzca "Pişman değilim, bugün olsa yine yaparım" diyebilen... O, hem kendine, hem uğruna katil olduğu milletine, hem yüzüne baktıkça midesine kramplar giren bana yaptıklarıyla ağlattı beni...

Eline silahı veren her kim olursa olsun, umurumda değil... Onların; yiğitçe, mertçe -ki Türklerin övündüğü en önemli erdemlerdendir- karşısına çıkıp "yanlış düşünüyorsun" demeye bile cesareti olmayan kalleşlerin varlığını yadsımıyorum da, onların maşası olan zavallı insanımın cahilliği alev içinden çıkarılmış kor bir demir gibi saplanıyor bağrıma...

"Ogün"lere ağlıyorum ben asıl...

Haberi aldığım ilk gazetenin, bu siyasi olayın gölgesinde kalmış bir başka haberindeki, kardeşinin başına silah dayayan; "Ya evlenir ya ölürsün" diyen, 6 Bin YTL'ye kardeşini satan ağabeye; bir başka "ogün"e ağlıyorum...

Daha birkaç gün öncesinde aklıselimlere bir başka utanç olan; canımı emanet edebileceğimi sandıklarıma; daha 11-12 yaşında sabileri, üstelik itham edildikleri suçları bile daha sabit bulunmamışken, bambaşka birşeyle; "Nesin Yurdu"nda kalmaktan mütevellit dinsizlikle suçlayarak tekme tokat girişen "ogün"lere ağlıyorum...

Ve halkımın cehaletini, bilgiden azade gelişmiş fikriyatını yüzüme çarpan her yeni manşette; bu manşetlerdeki ve hatta üçüncü sayfaların malzemeleri "Ogün"lere ağlıyorum...

Sayıları her geçen gün daha bir artan, insanca yaşamayı değil, barışı değil ama herkesi kendi düşüncesi karşısında dize getirmeyi düstur edinmiş zavallı cahil halkıma ağlıyorum ben...

Sebebi ne olursa olsun; işsizlik, yoksulluk, çaresizlik... Çareyi savunmasıza fiziki şiddetle tatminde arayan bünyelerin her geçen gün kabaran sayılarına; etrafımı bir çember kuşatan bu çaresizliğe ağlıyorum..

Korkuyor ve ağlıyorum...

Çaresizim ve ağlıyorum...

Elimden yazmak geliyor... Yazdıklarımı benim gibi düşünenler anlıyor...

Faydam dokunacakları yerlerinden kıpırdatmam mümkün değil, sözden aciz çünkü onlar, şiddetin krallığında büyümüş zavallı birer vahşi çünkü onlar... Eğitilmeye, aydınlatılmaya ne kadar uzaksa bir sırtlan, belki çok daha uzaktalar... Çaresizim... Ağlıyorum...

Bir de belki yetiştireceğim öz evladımın beynini böyle bir cehalete teslim etmeyeceğim, belki bu gelecek elimden geleceğe miras bırakmak adına...

Ama bu sonu gelmez, dipsiz, büyüyen karanlık, söze aciz, şiddete kadir cehaletin ortasına salıvereceğim; ona ağlıyorum...

Korkarım bugünü dünden farksız, yarını bugünden temelli bir vahşet dünyasında;

Bundan bin yıl sonra da cehalet;

İnsan sevgisini katletmekte daha çevik,

Düşünceyi şiddetle susturmaya çalışma gayretinde pervasız,

İnsana bahşedilmiş ifade yeteneğine ihanetle gururlu,

Kendinden farklı olana zulümle aynılaştığına inançlı,

Ve tam da bu sebeple farklı olanı asla yok edemeyeceğine aymaz,

Kanından olanı malı görmekle namuslu (!),

İnsanlığından utanmaz;

"Pişman değilim, bugün olsa yine yaparım" la sebatkar vücut bulacak daha fazla bedende...

Ve bugün insanlığın kardeşliği için soğuk kaldırımlarda boylu boyunca uzanmış güvercinler, gün geçtikçe sinecekler yağmurdan ıslanmış titrek, buldukları en kuytu köşelere... Şahidi oldukları güvercin katledişlerinin hiçbirşeyi değiştiremediğine hükmederek... Kendilerini değil belki, ama sevdiklerini cehaletin vahşi nefesinden korumak için birer birer...

Çünkü cehaletin kol gezdiği güzel memleketimde, güvercinler ürkektir, doğru... Ama özgür değil malesef...

Ne güvercinleri katletti dünyanın varoluşundan bu yana bu insanoğlunun cehaleti...

Ve ne güvercinler heba edilecek dünya varoldukça... Barış için; paylaşım, hoşgörü, insanlık için, insanlık adına şakımaya cesaret edecek yürekliliği gösterdiklerinde...

Tahammülsüz, saplantılı, tabansız kalleşlerce...

Ve bu kalleşlerden çok kendi cehaletinin oyuncağı; bilgi ile beslemediği kendine ait olmayan fikirlerin uşağı, zavallı "Ogün"lerin eliyle...

İşte ben o günlere ağlıyorum...

Elif Karagöl

21.01.2007 / İstanbul

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkesin "ben Ermeniyim, ben Hrantım" hamasetine kapıldığı ama buraya nasıl gelindiğini hiç sorgulamadığı bu günlerde ilk defa bir akıl belirtisi gördüm yazınızda. Tebrik ediyorum ve yazılarınızı bundan sonra kesinlikle takip edeceğim. Ben Ermeni değilim, ben Hrant'da değilim ama içim kan ağlıyor çünkü biliyorum ki, yine başladık bir tarafta kutsallar, diğer tarafta da düşmanlar yaratmaya. Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 23.01.2007 12:16
 

Bu Ülkede gençler nasıl yetişiyor ya da neden böyleler sorusunun cevabı ne yazık ki yok...Çünkü bu ogün olayının da üzerinden zaman geçecek ve neden gençlerin bu tür oyunlara geldiğinin sebebi bir türlü anlaşılamayacak...Kimse bu olayların temelinde yatan gençlerin başıboşluğunu, düşünce tarzını anlamak için zaman harcamayacak.Tabi ki böyle vakalar yine olacak...Ülke ve toplum olarak yetişen nesile daha çok eğilmeliyiz...

Son_ay 
 22.01.2007 19:56
 

Ne çok ağladık bu anlattığınız nedenlerden dolayı!.. Umarım yarınlarda ağlamayız diyebilsem ama öyle bir his var ki içim de yarınlarda da ağlamaya devam edeceğiz böyle giderse, hatta daha da fazla gözyaşı bekliyor bizi gibime geliyor...Elinize sağlık çok güzel bir yorum, umarım herkes payına düşen doğruları yüklenir bu tespitlerden...

Ayrıntıda gezinmek 
 21.01.2007 23:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 570
Kayıt tarihi
: 16.06.06
 
 

.... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster