Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1039
 

"Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi."

"Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi."
 

Kanuni Sultan Süleyman


Kanuni Sultan Süleyman’ın, <ı>"Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" sözüne gönderme yaparak, <ı>“Yargı” ile <ı>“Hükümet” daha doğru bir ifade ile <ı>“Yürütme” arasındaki çatışmayı irdelemeye çalışacağım.

Çünkü konu, Türkiye’nin selameti açsından son derece önemlidir.

Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun bildirisinden sonra, sıcağı sıcağına <ı>“Saksağan” benzetmesiyle yapılan açıklamanın hemen arkasından, bu kez <ı>“Hükümet adına” Başbakan Yardımcısı Cemil ÇİÇEK’in sonu <ı>“Soru almıyoruz” ile biten bir açıklaması oldu.

Yargının <ı>“Açıklaması” ile yürütmenin <ı>“Cevabi açıklamasını” karşılaştırdığınızda, aslında Adalet Bakanının açıklaması ile değerlendirmek gerekir.

<ı>“Dam başında Saksağan…”

<ı>

Ya da yine bilinen bir başka ifade ile…

<ı>“Ben ne diyorum, Tamburam ne çalıyor…”

<ı>

Bana göre Hükümetin verdiği cevap, yaşadıkları telaşın ve korkunun boyutlarını anlatmak bakımından çok ilginç. Ya da <ı>“Uzlaşmama inadının” somut göstergesi, dahası her yere <ı>“Kafa tutmaya” devam edileceğinin bu şekilde anlatımı…

Hükümet açıklamasında <ı>“Anayasa’dan alınmayan yetki ve güç”ten söz eden hukukçu Başbakan Yardımcısı, aynı şeyin kendilerinden istenmesine gelince, Nasrettin Hoca örneği <ı>“İpe un sermeye” başlıyor.

Çatışma ile hiçbir yere varılamayacağı bilinen bir şey olduğu halde, asırlardır hemen her yerde <ı>“Çatışma” yaşandığını görüyoruz.

Oysa <ı>“Çatışma” yerini <ı>“Tartışmaya” bırakmalıdır. Doğruyu bulmanın tek adresi de burasıdır. Kanuni Sultan Süleyman’ın, <ı>"Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" sözü de tam burada geçerlidir. Sağlık, insan vücudunda gerek olduğu gibi, toplumun yapısında da gereklidir. O nedenle de <ı>“Tartışma” sağlıklı olmanın göstergesidir.

<ı>“Dediği dedik, güç bende, arkamda %47 var, bulsunlar 276’yı…” gibi ifadelerin, demokraside yeri yoktur. Dahası <ı>“Bilenle bilmeyen bir olur mu” sözünün aksine, egemen olduğu toplumlarda her zaman zafiyet vardır.

Daha korkunç olanı ise, bilenlerin ağızlarını dikmeleri, doğruları söylemekten kaçınmaları, korkmalarıdır.

Türkiye’de toplum parçalara bölünmüş durumda ne yazık ki…

Birinci parça, Cumhuriyet rejimine inanmış, laik, demokratik sosyal hukuk devletinden yana ve korumaya çalışıyor.

İkinci parça, din ila insanları aldatarak din devletinden yana…

Üçüncü parça, Atatürk devrimlerinden habersiz, başka ülkelerin devrimlerini ithal etmekten yana…

Dördüncü parça, toplumun etnik bölünmesinden ve sınırların bu şekilde çizilmesinden yana ve de uğraşıyor.

Bunlar aklıma gelenler ve en çok gündemde olanlar.

En acısı ise, dışarıdan gazel okuyup ülkeyi yönetme çabasında olanlar ve onlara çanak tutanlar…

Hep yazdığım, söylediğim ve savunduğum temel bir noktam var. Bu nokta <ı>“Çıkış noktası” veya <ı>“Her şeyin başlangıç noktası” olmak durumunda. Aksine şeylerle uğraşmak bana doğru <ı>“Çıkış veya başlangıç noktası” olarak gelmiyor.

Bu nokta da, Anayasa’mızda <ı>“Değişmez, değiştirilemez” olarak ortaya konulan ilk üç maddesi ile <ı>“Başlangıç” bölümündeki anlatım.

Birçok kereler yazık, bugün de yazıyoruz, yarınlarda da yazmaya ve savunmaya devam edeceğiz.

İktidar ve özellikle Başbakan, etrafına toplayacağı <ı>“Bilenler” ile değerlendirmesini bu noktadan yapmaya başlaması zorunludur. Bugün <ı>“Yargı”nın yaptığı çıkış, bunun bir ifadesidir ve Başbakan’ın da bunu böyle algılaması <ı>“Ben ne diyorum, Tamburam ne çalıyor…” durumundan kurtulması gerekir.

Ancak biliyor ve görüyoruz ki Başbakan bunu yapmayacak sadece kendi düşündüklerini ve kendi inandığı <ı>“Ulemanın” yolundan gitmeye devam edecektir.

<ı>“Yargıya verilen cevabın” tercümesi, bana göre budur.

Ve millet olarak bizim de bilmemiz, <ı>“Yargı” bildirisinden çıkarmamız gereken sonuç olmalı. Bana göre sonuç <ı>“Bindik bir alamete, gidiyoruz…”

<ı>

Nereye mi?

Ah bilebilsem…

Bilince anlatırım da, bildiklerimizden anlattıklarımızı da ne yazık ki dinleyen yok…

<ı>22 MAYIS 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Farikaya! Sağlık olsun Abi!

Ahmet Balcı 
 22.05.2008 20:46
Cevap :
Sevgili BALCI... Hayırdır inşallah!... "Farika" neresi abi... Gerçi Delikanlılıkta "Nereye" diye sorulmaz ama, merakım(!)dan sordum. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  23.05.2008 2:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1142
Toplam yorum
: 2645
Toplam mesaj
: 210
Ort. okunma sayısı
: 680
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. Kayseri'de yayımlanan “Kayseri Maç” isimli günlük gazetede köşe y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster