Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2343
 

“Ölüm sulanıyor ömrüme...”

“Ölüm sulanıyor ömrüme...”
 

Zindan alacaklarını topluyor ...


“ Zindan alacaklarını topluyor
Tepeden tırnağa
Borcum yok
Bozdurdum ömrümü
Gençliğim düştü payına...

Bir nefesin ömrü boyunda hücrem
Betonun bedenimde çıkardığı yangını söndüremiyorum
Ölüm sulanıyor ömrüme... “ ( 1 )


Güler ZERE genç bir kadın . 1994’ te Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi ( DGM ) tarafından

" DHKP-C’ ye üye olduğu" gerekçesiyle 34 yıl hapis cezasına mahkum edilmiş. .

14 yıllık hapishane yaşamının ardından kaldığı Elbistan Kapalı Hapishanesi’nde kansere yakalanan

Güler ZERE ölümle - yaşam arasında mücadele veriyor.

Hükümlü Zere, ailesi ve avukatlarının çabasıyla Elbistan Kapalı Hapishanesi’nden Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’ne kaldırılıyor. Hastanenin en alt katında bulunan tutuklu koğuşuna yerleştirilen Güler Zere’ ye Damak Kanseri teşhisi konuluyor.

Ameliyat edilerek damağı alınıyor.

Ancak ameliyat sonrasında da Zere’ nin sağlık durumu ciddiyetini koruyor.

Avukatları Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’na başvuruyorlar.

Hasta hükümlü Zere için hazırlanan 22 Haziran 2009 tarihli Adlı Tıp Kurumu Raporunda, "İyileşinceye kadar hapis cezasının infazının ertelenmesinin uygun olacağı " görüşü var.

Avukatlar konuyla ilgili yasa uyarınca alınan raporla birlikte Elbistan Cumhuriyet Savcılığı’na başvurarak müvekkillerinin tedavi görebilmesi için serbest bırakılmasını talep ettiklerini, ancak savcılığın duruma ilgisiz kaldığını belirtiyorlar.

Savcılık sonunda, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan alınan raporu yeterli görmediğini belirterek İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını istiyor.

Bunun üzerine Güler Adana'dan ambulansa bindirilerek İstanbul’ a yola çıkarılıyor.

14 saatlik bir yolculuk.

Avukatların verdiği bilgiye göre, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda 15 dakikalık kontrolün ardından 14 saatlik dönüş yolculuğuna çıkarılıyor. 28 saatlik yol zulmü …

***

Güler Zere, ölümle yüz yüze olmasına rağmen hala serbest bırakılmadı.

Çağdaş Hukukçular Derneği, Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'nın hazırladığı raporlara rağmen ek raporlar isteyen ve Zere’ nin cezasının ertelenmesini geciktirerek hastalığın ilerlemesine neden olan Elbistan Cumhuriyet Savcısı hakkında suç duyurusunda bulundu.

Zere ’nin ailesi de kızlarının hastalığının ilgisizlik nedeniyle ilerlediğini savunuyor ve iyi bir tedavi için cezanın ertelenmesini istiyor.

Baba Haydar Zere “ Kızım düzelirse, gerekirse tekrar dönsün cezasını çeksin” derken, Güler Zere’ nin dayısı Yetkin Zariç de “ Ağzında protez damak var. Sıvı bir gıdayla beslenmesi lazım. Bir an önce salıverilmesini istiyoruz. Öldürüp bize vermelerini istemiyoruz” diyor.

***

Hürriyet gazetesinde Mehmet Y. YILMAZ , konuyu köşesine ” Güler Zere ölüme mahkûm edilmemişti!” başlığı ile taşıyor. Ve diyor ki ;

GÜLER Zere’ nin öyküsü, Türkiye’de "arkası olmayan tutuklu ve hükümlülerin" yaşayabileceği sıradan bir öykü. Ne ilk kez yaşanıyor ne de son kez yaşanacak.
Olumsuz cezaevi şartları, tutukluların sağlıklı yaşam haklarını yok sayan zihniyet, ilgisiz hekimler, kötü muamele! Zere’ nin öyküsündeki satır başları bunlar.

Güler Zere, tutuklu bulunduğu sırada kanser hastası olan, teşhis ve tedavisi bildiğimiz cezaevi şartları nedeniyle geciktirildiği için hastalığı ilerleyen bir mahkûm.

Neresinden baksanız ayda iki tutuklu ya da hükümlünün yaşamını yitirmesine neden olan koşulların kurbanlarından biri!

Zere’ nin hastalığının geldiği nokta doktor ve hastane raporlarıyla teyit edilmesine rağmen, cezasının infazının ertelenmesi ya da affedilmesi yolunda adım atan bir yetkili de yok.

Necmettin Erbakan gibi Cumhurbaşkanı bir tanıdığı yok Zere’ nin. Ergenekon tutuklamalarında olduğu gibi kamuoyunun gözü de üzerinde değil. ” ( 2 )

***

“ Yar dilime tespih etmişim seni
Bir denizi bir damla suya boğamazlar
Tedariğini hazırla
Olur ya...Olur ya...
Düşerim senden ayrı
Dar-ı dünyada
Garibe düşmesin sol yanın
Gözlerin dalmasın
Kaldır başını sevdiğim
Ucu ortası yok bunun
Boyun kırmadan yaşamak uğrunadır
Toz duman paramparça olduğumuz...
” ( 1 )

Bu şiiri Güler nasıl güzel okurdu hatırlıyorum. Yazarken sanki ondan dinliyorum. Bu şiiri Grup Yorum’un bestelediği şekliyle de çok güzel söylerdi. ‘Söylerdi’ demek gerek, çünkü artık o yanık, o yüreği işleyen sesiyle ne şiir okuyabilir ne şarkı söyleyebilir. Artık onun damağının büyük bir bölümü yok. ‘Kanserden kaynaklı’ dense de tam olarak öyle değil. Bir hastalık, bir başına bu denli yıkıcı değildir. Bu kanser bile olsa... Öyleyse ? Kimdir Güler Zere bilmezsiniz elbet. Tecrit hücrelerinden size sesimizi duyurmamız o kadar zor ki!

Ve saatler süren ameliyatın ardından, daha ayılmadan, atıldı onun için boş bırakılan hücreye. Henüz kendine gelirken bir ses duymuş dışarıdan, “ayıldıysan ses ver!” diye. Ses vermeliydi Güler, damağı alınmıştı birkaç saat önce, çok kan kaybetmişti, kanserdi ama olsun ses vermeliydi! Ses vermesini istiyorlardı ses... Oysa o kocaman bir çığlıktı, o hücrede yatan yaralı bedeniyle. Yanında bir refakatçi olabilir mi? Yoo hayır! O ancak dizilerde, filmlerde olur ..

Güler tecrit hücresinde tek başına dövüşmek zorunda kanserle. Esasta duvarlarla, esasta o buz gibi bağıran sesin sahibiyle, esasta kapısına vurulan kilit üstüne kilitle, esasta pislikle, esasta yalnızlıkla dövüşmek zorunda.

O koşullarda kapısına dayanacak olursa ölüm, bir başına karşılamak zorunda onu da. Kara gözleriyle bakmalı yüzsüzlüklerine, onu o hasta bedeniyle oraya hapsedenlerin.

Güler çok güzel türkü söylerdi evet, reyhan kokusuna âşıktı, çocuk resimleri ve şiirler biriktirmişti zulasında... ” ( 3 )

***

Güler 14 yıldır hapiste yatıyor. Mahkumiyet kararı DGM tarafından verildi. DGM ler tartışma süreçlerinin ardından AB reformları kapsamında kaldırıldı. Ama verdikleri kararlar halen uygulamada.

Güler cezasını hükümlü olarak çekiyor. Yani özgürlük kısıtlaması ile. Güler ölüme mahkum değil. Türkiye’ de ölüm cezası yok, kaldırıldı zaten .

Ama fiili durumlar sonucu özgürlük kısıtlaması cezaları ölüm cezalarına dönüşüyor zaman zaman .

En son ve tartışmalı örneklerinden biri Kuddusi Okkır. Henüz hükümlü bile değilken, sadece tutuklu iken hastalığı tedavi edilmediği için öldü. Ailesi sorumlular hakkında dava açmak istiyor, ancak ölümüne neden olan faktörlerin başında gelen sağlık raporlarını veren doktorlar hakkında soruşturma açılmasına valilik izin vermiyor.

Güler hükümlü.. 14 yıldır cezaevinin sağlıksız koşullarında yaşıyor . Hastalığı nedeni ile güç bela ameliyat imkanı buluyor.

Durumu belgelerle ortada.

İnfaz ertelemeye dair yasa maddeleri tedavi amacıyla tahliyesine izin veriyor.

Ama gel gör ki bu defa da uygulamacılar sorun çıkarıyor.

Oysa Güler’ in zamana karşı savaşı var. Bu dehşetli hastalık için bir gün bile önemli.

Hastalığının geri dönülmez bir noktaya ulaşması Güler’ in yaşamını kaybetmesi ile sonuçlanacak .

Ancak bu olayların her tekrarında toplum vicdanında da derin yaralar açılıyor.

GÜLER ZERE İVEDİLİKLE ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMALI VE HASTALIĞININ GEREKTİRDİĞİ

TEDAVİYİ GÖRMELİDİR.

( 1 ) Savaş Ezgi – Zindan / Tedariğini Hazırla.
http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=9500&siir=326928&order=oto

( 2 ) Mehmet Y. YILMAZ- Hürriyet
hurriyet

( 3 ) GÜLAY EFENDİOĞLU ( 10 yıl aynı koğuşta kalan arkadaşı ) E Tipi Hapishane, Elbistan/K.Maraşhttp://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=943703&Date=09.07.2009&CategoryID=42

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 397
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3324
Kayıt tarihi
: 25.12.08
 
 

İnşaat mühendisiyim. İTÜ mezunuyum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster