Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
508
 

"Ömür boyu evlilik" iflas mı etti?

"Ömür boyu evlilik" iflas mı etti?
 

Bazılarına göre, gündeme bomba gibi düşen sansasyonel haberlerden biri de; Sayın Yaşar Nuri Öztürk ile danışmanı arasındaki aşk söylentileri ve ardından gelen istifalar... Benim en çok komiğime giden tarafı ise "hoca bunu nasıl yapar?" sorusu ve akabinde duyulan şaşkınlık.

Sanki adam dünya üstü bir varlık ! Alt tarafı erkek olan bir fani ! Hem artık hoca falan da değil ki, o bir siyasetçi...Tamam siyasetle uğraşmaya soyunan insanların diğerlerinden daha dikkatli davranmaları gerekebilir ama sonuçta o bir erkek. Kadın olsaydı farkeder miydi? "Aşkın gözü kördür" sözüne inanıyorsak ki doğruluğu çoğu kez ispatlanmıştır...Farketmezdi.Artık günümüzde sadakat ile ilgili her iki cinsin de zorlandığı bir gerçektir.

Ve bunun da, neden günümüzde artış gösterdiğinin sorgulanması zamanı gelmiştir. Nedense insan biraz medenileştikçe kendi kendine bazı kurallar ortaya çıkarmış, sonra da koyduğu bu kuralları değişmez birer kanun haline dönüştürüp kendini acı çekmeye mahkum etmiştir... Bunlardan en önemlisi de " bir ömür boyu evlilik " safsatası. Hangi akıllı veya akıllılar çıkıpta uydurmuşsa evlilikler bir ömür boyu sürmeli ve üstelik bu zaman zarfında herkes birbirine sadık kalmalı diye, bence insan için verilmiş en kötü kararlardan biri olmuştur. Zira insan,erkek olsun kadın olsun bütün ömrünü tek eşli olarak geçirmeye pek uygun değildir. Özellikle de erkekler için, bu gerçek bu kadar barizken nasıl oluyor da atılan bir imza ile bir ömür böyle yaşayacaksın deniliyor, anlamak mümkün değil!

Hani deseler ki dini kurallar bunu gerektiriyor...Öyle bir şey de kesinlikle yok. Bizim kutsal kitabımızda evliliğin devamı için her yolu deneyin ama olmuyorsa ayrılın denmiş. Sadece ikinci evliliklerin yapılabilmesi için kadına bazı süre tahtidi konmuştur. Onun nedeni de doğması muhtemel olan çocuğun babasının kim olduğu netleşsin diyedir. Daha sonrasında iki tarafın da başkalarıyla evlenmelerinde bir sakınca görülmemiştir.

Sonuç olarak evlendiği eşiyle bir ömür geçirmek isteyen ve seneler geçtikçe mutluluğu devam eden çiftler, tabii ki evliliklerini devam ettirebilirler. Ancak bir müddet sonra birbirleriyle anlaşamadıkları ortaya çıktığında çiftlerin; “her ne olursa olsun bu evlilik devam etmeli” diye kendilerini sonsuz bir keder içine atmaya mahkummuş gibi davranmalarına, benim şahsen aklım ve mantığım almıyor. Zaten çoğu erkek ve günümüzde birçok kadın evliliklerini bitirmeyip sadakatsizlik yolunu seçmektedirler. Bu hem dinen hem de toplum ahlakı yönünden kesinlikle arzu edilmeyen ve kabul edilmeyen bir durumdur. İşte bu önemli sebepten dolayı da mutsuz evlilikler bitirilmelidir.

Birçok evli çift, boşanamama nedenini çocuklarına bağlamaktadır. Ancak böylesi mutsuz bir ortamda büyüyen çocukların ruh sağlığının daha çok bozulduğu gün gibi aşikardır. Onların mutluluğunu koruma isteği, aslında onları daha çok problemli yetişmelerine neden olmaktadır. Halbuki anlaşarak ayrılan çiftler; boşandıktan sonra da anne ve baba olarak ilgilerini devam ettirdiklerinde çocukların bu duruma uyum sağlaması daha kolaylaşmaktadır.

Başka bir önemli nokta da; boşanamayan çiftlerin eşlerinden kurtulmak için seçtikleri kabul edilemez yollar...Çok yakın bir zamanda bunun bir örneğini hepimiz gördük. Bir kadın kocasından kurtulmak için onu öldürttü veya kendi öldürdü...Ne gerek vardı böyle bir yola girmeye? Sonucun kime yararı dokundu? Hem kadın hem ikinci adam hem de çocuklar tarifi mümkün olmayan acılara sürüklendiler. Bu konulardaki klişeleşmiş düşünce tarzımızı acilen değiştirmemiz gerekiyor.

Ayrıca eviliklerin uzun soluklu olabilmesi için, en başta eş seçimi yaparken bazı önemli noktalara çok dikkat etmemiz gerekmektedir.

Bir arkadaşım evlilikler belli bir süre için yapılsın, anlaşma devam ediyorsa uzatılsın demişti. Şöyle bir düşününce fena fikir gibi gelmedi bana:)))

Sevgimle...




Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizden bir önceki kuşak, 50 yıl aynı yastığa baş koyup göçenlerdendi. Ya bizim kayıp kuşak? Ya bizden sonrakiler? Evlilik kurumuna, sonsuz saygı duyanlardandım. Anne ile babanın, çocuklarına elverişli bir yetişme imkanı sundukları tek eşli ve dengeli hayatı savunurdum. Oysa, işin görünen yüzü imiş. Ya sırçanın altı? Mutsuz ve iletişimsiz iki kişi, mutsuz ortamda yaşama hazırlanan depresif çocuklar... Bir dakikaaa! Eğer bir evlilik bitmişse ve çocuklar için sürdürülmeye çalışılıyorsa, o ortamda yetişen çocuklar hayatta dengeyi tutturamıyor. Artık, 'boşanıyoruz' diyenlerin evliliğini kurtarmaya koşmuyorum. Herkes, seçtiği ve mutlu olacağına inandığı hayatı yaşamaya özgürdür. Konu için teşekkürler...:)

kardelen5270 
 11.09.2008 19:18
Cevap :
Canım teşekkürler güzel ve değerli yorumun için. Eski evliliklerin de hepsi belki mutu değildi ama bu kadar açık kavga gürültü olmuyordu. Yani çocuklardan çoğu gizlenirdi galiba. Kadının toplumdaki yeri değiştikçe nedense uyumsuzluk da artar oldu. Belki de en baştan seçimlerde bir hata var...Sevgiler.  12.09.2008 6:32
 

Selamlar Postmodern toplumlarda modern ve modern öncesi toplumlara göre çiftlerin evli kalma süreleri azalmıştır.Sizinde belirttiğiniz gibi yapılması gerekenler yapıldıktan sonra ilişkide uyum yoksa ve anlaşma sağlanamıyorsa evli kalınması hem çocukta hemde eşlerde psikososyal yönden tahribatlara yol açmaktadır fakat bireyin ömür boyu tek eşle geçirmesinin yanlış olduğu ve bu mantığın ortaya atılmasının doğru olmadığı konusunda sizinle hemfikir olamıyorum.(Belirttiğim gibi profesyonel psikososyal destek ile aşılamayan sorunlar hariç) Çünkü tek eşlilik eşlerin hayata adaptasyonunu arttırmakta çocukjların sosyalizasyon süreçlerini hızlandırmaktadır.Bunun aksi düşünüldüğünde eşler ve çocuklarda yeni duruma uyum sağlayamamama ve ardından yaşam krizleri görülme olasılığı artmaktadır.

shu.murat 
 11.09.2008 12:18
Cevap :
Değerli yorumunuz için teşekkürler, saygılar.  11.09.2008 18:31
 

Evlilik kurumu toplumsal sistemler içinde sadece bir müessesedir. Feodalitede başka kapitalizmde başka yansımaları olmuştur. İçinde yaşadığımız sosyoekonomik sistem çöktükten sonra ki yakındır, yenisi kurulurken evlilik de bundan nasibini alacak ve yapısal değişikliğe uğrayacaktır. Sevgiler. Selamlar. Ali Nail.

Ahmet Güreşçioğlu 
 11.09.2008 0:51
Cevap :
Sevgili hocam teşekkürler katkıların için. Selam ve sevgiler.  11.09.2008 18:32
 

ama evlilik zor iş, çıtayı çok yüksek tutmadan, fazla beklentilere girmeden başlamak lazım, hayal kırıklıkları ne kadar fazla olursa evlilik de o kadar kısa sürüyor çünkü, bu arada sırf sizin için verdiğiniz linke girip üye oldum, hadi hayırlısı :) başarılar, sevgiler

Dilek Fuçucı 
 11.09.2008 0:08
Cevap :
Canım desteğin için teşekkürler. Öpüyorum sevgiler.  11.09.2008 18:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 1482
Toplam mesaj
: 167
Ort. okunma sayısı
: 3178
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Emekli olmaya çalışan bir sanatçı,yazmaktan büyük keyif alıyorum. Kocaeli Gölcük' de oturuyorum e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster