Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '14

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
31
 

"Önce insan"ın sağlığı

"Önce insan"ın sağlığı
 

İki-üç ağaç için dünyayı birbirine katan o cıvıl cıvıl gençlere destek veren bir siyasi kitlenin içinde yer alacaksın. Sonra da kalkıp, kavşak/yol/köprü falan deyip o güzelim ağaçlardan binlercesini yıkıp, keseceksin.

Ve böylece de kafanın içindeki arka-plan gündemi açığa vuracaksın...

"Sürdürülebilirlik" diye bir kavram var, sayın bay siyasetçi.

Bu kavramın içeriğinde yatan felsefeyi kavramıyorsan, sen bu yolculuğu sürdürmezsin.

Bu durumda, zat-ı âlilerinize yapılacak en kibar öneri, ilk istasyonda trenden inip, kafanın içindeki gizli-gündeme uygun yeni bir treni beklemektir.

Tabii ki…  yapacaksınız yolları, şoseleri, otoyolları...

Uygarlık, teknoloji, kamu yararı bunu gerektiriyor.

Ve tabii ki, "önce insan"...

Ama öncelik, insanın sağlığında.

Çevre değerlerinde.

Ağaçların, fidanların, yeşilin egemenliğinde...

İşte çevrecilik bu önceliğin adıdır!

Bu önceliğin bilincindedir.

Peki... Kavşak yapılmayacak mı? Yapılacak!

Çünkü onun yapımında da kamu yararı var; gelişmenin ivmesi var, momenti var; tamam.

Ancak mesele, insan sağlığı konusundaki kamu yararı ile kavşağın getireceği kamusal yararı, birbiri ile çatışmadan, birbirlerini tüketmeden bir araya getirerek, "insanlık" için en yararlı hamuru yoğurabilmektir.

Hüner budur.

Belediyecilik budur.

Çünkü çevre bilinci ile, ilerlemenin dinamosunu birleştirme hüneri ve kültürü bu noktada kesişir.

Nasıl mı becerirsiniz bu işi?..

Danışarak; projelere, hamlelere, girişimlere katılımcılık felsefesi ile yaklaşarak...

Bilimden, teknikten, teknolojiden bu bilinçle [bu amaçla] yararlanarak...

Bilim adamlarını, uzman-pratisyenleri, demokratik kitle örgütlerinin katkılarını ve çoğulculuğu ve katılımcılığı işin içine katarak; yani özet olarak, bir ortak-akıl üreterek ve yaratarak, toplumun desteğini arkanıza alarak inşa edersiniz kavşağınızı...

Aksi durumda sizi eleştiririz.

Kıyasıya eleştiririz.

Bu eleştirilerden yararlanmayıp, bizleri düşman bellediğinizde ise, ayrıca bu nedenle de inmeniz gerekir bu trenden... Çünkü, birilerini zor durumda bırakıyorsunuz.

Partinizi eleştirmemek için kitle halinde yemin etmiş olan parti-daşlarınız, yapıp ettiklerinizle, ettikleri yemin arasına sıkışıp kalıyorlar.

Eğri oturup, doğru konuşamıyorlar.

Yazıktır.

Zulüm etmeyin bu insanlara, basın imzanızı ve "gördüğüm lüzum ve kestiğim ağaçlar üzerine, en yakın zamanda bir başka trene binmem gerektiğinden, ilk istasyonda inme isteğimin kabulünü arz ederim," deyip, geçin karşı kıyıya...

O kıyıda her şey serbest, her yön talan ve kesim ve yıkım ve çarçur...

Boş verin.

 

farukhaksal.didim@gmail.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 913
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 477
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster