Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '13

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
1895
 

“Öpüşmeden olmaz “Mantığı çığrından çıktı!

“Öpüşmeden olmaz “Mantığı çığrından çıktı!
 

Diziyi öpüşecekler diye seyrettirmek moda oldu!


Tutucu karakteri olmayan, hatta göründüğümden daha marjinal düşünceli kişiliğimin arkasında durup, oyuncunun rolünün gereğini yapmasını savunan ben bile şaşkınlık içindeyim. Adı üstünde yapılan “rol” ama biz şu aralar pek de rol gibi gelmeyen öpüşmelerle karşı karşıyayız.

Türk televizyon tarihinde unutulmaz öpüşmeler var. Ekranda seyretmeyenler internet sitelerinde rekor seviyede izliyor. Bu da dizi senaristlerinin ve yapımcıların öpüşme, sevişme sahneleri ile reytingi tavana vurdurma sevdasına sevk ediyor.

Hatırlarsanız Aşk-ı Memnu öpüşme sahnesi ile rekor kırılmıştı. Listede sıralanabilecek pek çok dizi var. Bir ara öpüşme sahneleri minimuma inerken şimdilerde tekrardan en bolundan öpüşmeler verilmeye başlandı.  “Öpüşmekte de ne var?” diyeceksiniz, ama şu aralar pek dizi seyretmiyorsunuz sanırım!

Öpüşmek var, öpüşmek var demekten kendimi alamayacağım…

Erotizmin sınırlarını zorlayan adına “Fransız Öpücüğü” dediğimiz, dillerin dudaklarla işbirliğine girdiği öpüşme sahnelerinin de artık son noktaya geldiğinin fark ettiniz mi? Entrikanın dibine vuran, kandırma, kazanma dürtüsü ile birbiri ile yarışan diziler reyting için öpüşme sahneleri koymaya başladı. Öpüşün hatta bol bol öpüşün, öpüşmek güzeldir, ama erotizme varan öpüşme sahneleri bence sadece sinemada yapılır. Çünkü isteyen sinemaya gider, istemeyen gitmez!

“Sanat uğruna her şey mubahtır!” iyi de dizi film dünyanın hiçbir yerinde sanat sayılmaz! Diyelim ki sayılıyor; en hard dizilerde bile bu kadar erotik öpüşülmez, hani şu arsız, densiz, ahlaksız bulduğumuz Amerikan dizilerinde bile sadece dudakların şiddetli birleşmesi görülür, dil ile dudak tanışmazlar, haliyle de rol yapanlar “duvarla öpüşmek gibi” diye tanımlar. Oysa erotizmin var olduğu “Fransız Öpücüğü”  sağ olsun son zamanlarda oldukça detaylı, hem de dillerin hareketini neredeyse ağır çekim izletecek kadar detaylı olarak ekranlara geliyor.

Bunun bir reyting savaşı olduğunu, “dikkat bende kalsın ama nasıl kalırsa kalsın!” savının gereği için yapıldığını fark ediyorum. Atalar bunun için çeşitli tanımlamalar yapmışlar ama o da sizin hayal gücünüze kalsın!

Sözüm yapım firmalarına; dizinin senaryosu sağlamsa, entrikanız dozundaysa, tekrarlardan arınmış, devamlılık konusunda hassassanız ( devamlılık yönetmenleri sağolun tarih oldu), oyuncunuzu oynatabiliyorsanız (bu yönetmenin görevidir, yoksa kendi kendilerine oynamayı bilirlerdi), ışığınız, dekorunuz, kostümünüz özenle hazırlanmışsa, özgün senaryo yazabilecek kadar cesur, özgün senaryoya şans tanıyacak kadar avant gardesanız sanırım bu erotizme gerek bile duymayacaksınız. Bakalım daha ne kadar ileri gideceğiz?

Hayatta ileri gidişleriniz dozunda olsun dileği ile…

www.televizyongazetesi.com

eceer6@gmail.com

https://twitter.com/eceer6
 https://www.facebook.com/pages/Ece-Er-%C4%B0le-Ba%C5%9Fb 

AHMET KAPLAN, abdurrahman balcilar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 781
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3876
Kayıt tarihi
: 23.09.12
 
 

16- 06- İstanbul'da doğdum. Tatbiki Güzel Sanatlar Tekstil Ana sanat dalı Moda tasarımı bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster