Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '19

 
Kategori
Magazin
 

"Özgüvenim Dürüstlüğümden Geliyor"

Kariyerindeki yükselişine hız kesmeden devam eden Aybüke Pusat, başrollerini Vahide Perçin ve Kadir İnanır ile paylaştığı Kapı filmiyle de adından övgüyle bahsettiriyor. Ekranda olduğu kadar beyazperdede gösterdiği oyunculukla büyük beğeni toplayan Pusat, yer aldığı projelerle ilgili seçimlerini hep meydan okuyacağı, zor olandan yana yaptığını söylüyor. Fikir olarak her zaman çok açık biri olduğunun da altını çizen başarılı oyuncu kendine olan güvenini ise şöyle özetliyor; “Cevap veremeyeceğim hiçbir şey yok. Çünkü sana güveniyorum, bütün açıklığımla buradayım, karşındayım, sana yalan da söylemem bana istediğini sorabilirsin düşüncesiyle hareket ediyorum. Hayatımın her alanında da bu açıklıkla durmaya çalışıyorum. Aslında öz güvenim bu açıklığımdan ve dürüstlüğümden geliyor.”

Kapı nasıl bir film oldu?

İzlerken boğazınızın düğüm düğüm olacağı, herkesin izlerken kendinden bir parça bulacağı gerçek bir dram ve aile hikayesi. Hem çok sıcak ve ilişkileri çok gerçek, hem de ailenin geçmişten gelen acısına ortak olacağınız bir film. İlk sinema filmim olduğu için benim için çok ayrı bir yere sahip bu film. Her zaman sanat filmleri yapmak istedim. Bu film de buna çok iyi bir giriş oldu diye düşünüyorum. Bundan sonra umarım şansım açılır ve daha birçoklarını yapma fırsatı elde ederim.

İlk filminde böyle güçlü ve dev bir kadroyla kamera karşısına geçmen hem bir arkadaşın hem de bir izleyicin olarak beni bile çok heyecanlandırdı… Bu heyecanın sendeki yansıması nasıl oldu?

Böyle bir sette bulunduktan sonra “Çok güzel şeyler öğrendim, inanılmaz bir setti” demek işin en kolayı. Ama ben Vahide Perçin’le, Kadir İnanır’la, Erdal Beşikçioğlu’yla, Timur Acar’la, yönetmenimiz Nihat Durak’la aynı havayı soluduğum için o kadar şanslıyım ki onların nefes alış verişlerinden bile bir şey öğrendim. Bu bile çok acayip bir şey… Disiplinleri ve mesleklerine adanmışlıkları inanılmaz, hepsine ayrı ayrı hayran kaldım. Türk sinemasının gelişimini anlattıkları anılardan dinledim. Çekimler sırasında başlarından geçenleri birinci ağızdan dinlemek, kendi dönemlerindeki diğer efsaneleşmiş isimlerin hiçbir yerde duyamayacağınız hikayelerini dinlemek ve bunu bütün samimiyetiyle size anlatmaları nasıl büyük bir şans anlatamam. Bu durum herkese nasip olmaz.

Çok şanslısın… Bu şansının farkında mısın ve iyi değerlendirdiğini düşünüyor musun?

Evet farkındayım. Elimden geldiğince en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyorum ama insanoğlu nankör. 10 sene sonra büyük ihtimalle “Keşke şunu şöyle yapsaymışım” derim. Ama yine de bütün zamanımı, setin her saniyesini kaçırmadan hep onlarla geçirdim. Bu yüzden onlarla olduğum her an hepsinin bilgisini sonuna dek sömürdüğümü düşünüyorum. Bir de tabii ki şansa inanıyorum ama kariyerimde daha kontrollü ilerlemeyi seviyorum. Bu kontrol durumu beni çok yoruyor ama aksini yapamıyorum. Şimdi kolay bir yolunu buldum. Kalemi kağıdı elime alıp bir olayın artılarını eksilerini yazıp düşünüp karar veriyorum. Tabii bu arada işin en iyilerine de danışırım, fikir alırım ama yine de kendi bildiğimi de okurum.

Peki onlardan öğrendiğin ve “Artık yoluma ben de böyle devam edeceğim” dediğin bir prensibin var mı?

Vahide Perçin’den tek kelimeyle sabretmeyi öğrendim. Hayatımda gördüğüm en sabırlı, anaç, verici biri. Ama onun bendeki karışılığı başlı başına bir sabırdır. İnanılmaz bir olgunluk ve güven içinde. Ne olursa olsun kendinden o kadar emin ki “Benim doğrum bu, yıllardır bunu böyle yapıyorum ve çok da iyi yapıyorum, aynı şeyi bu rolde de yapacağım halini konuşmasa da, söylemese de hissediyorsunuz. Hiçbir şey yapmasa sadece dursa bile o havası yetiyor. Mesela anane torun sahnelerimizde o kadar güzel ve etkileyici oynuyordu ki karşılıklı sahnelerimizde ben çoğu zaman lafımı ve oyunumu unuttum, onun oyunculuğuna daldım gittim.

"Cevap veremeyeceğim hiçbir şey yok"

Vahide Perçin’in kendinden emin olma halini hayranlıkla anlatıyorsun ama sende de kendinden emin olma durumu bir hayli fazla… Bu durum oyunculuğunu ispat etmenden mi kaynaklanıyor sence?  

Hayır ama ben zaten böyle biriyim, fikir olarak çok açığım. Cevap veremeyeceğim hiçbir şey yok. Çünkü sana güveniyorum, bütün açıklığımla buradayım, karşındayım, sana yalan da söylemem bana istediğini sorabilirsin düşüncesiyle hareket ediyorum. Hayatımın her alanında da bu açıklıkla durmaya çalışıyorum. Bu yüzden aslında öz güvenim bu açıklığımdan ve dürüstlüğümden geliyor. Bir de bilmediğim şeye bilmiyorum diyebiliyorum. İnsanlar bilmedikleri şey hakkında ahkam kesiyor çok şaşırıyorum. Bilmemek ayıp değil mutlaka öğrenirsin. Benim kilidim bir de bilmiyorum deme erdemini kazanmamla açıldı.

Kariyerindeki yükseliş sana neler hissettiriyor?

Doğru iş seçmek çok zor ve bıçak sırtı bir şey. Çünkü bazen istediğin veya hissettiğin şey doğru olmayabiliyor. Bu yüzden projelerimi çok özenli seçmeye çalışıyorum. Her seferinde daha zorunu, daha zor elde edilebilecek olanı, mücadele ve meydan okumak gerekeni seçmeye çalışıyorum.

Nedir bu meydan okumanın sebebi?

Çünkü kendimle derdim var. Kendimi mutlu ve başarılı görmek istiyorum. Yapmak istediklerim de bunu sağlasın istiyorum. Mutlu olmak istiyorum ve bu şekilde daha da mutlu olacağımı biliyorum tek sebebi bu.

Her zaman hayalinin başarılı ve mutlu olmak olduğunu söylersin… Oysa ki şu an zaten çok başarılı ve mutlusun…

Evet şu anda da mutluyum ama daha yolun çok başındayım. Daha mutlu olacak neler var neler…

"En büyük hayalim mülteci kamplarındaki çocukları dansçı yapmak"

Dans akademisi açma planın vardı, girişimlere başladın mı?

Hep söylediğim bir şeydir dans akademisi açmak istediğim. Çünkü en büyük hayalim mülteci kamplarındaki çocukları alıp dansçı yapmak. Mültecileri, ihtiyaç sahipleri çocukları, yetim ve öksüz çocukların dansa yeteneği olanlarını alıp tek bir sanat çatışı altında toplamak ve eğitmek istiyorum.

Zaman için oyunculuğa dair başlarda zorlandığın ama artık alışkanlık haline getirdiğin şeyler var mı?

Hala sete çok zor gidiyorum. Sahne geldiğinde hep bir hazırlık içindeyim. Hiç öyle hadi şöyle senaryoya göz atayım sahneye gireyim durumum hiç olmadı. Acaba böyle olan var mı? Bu duruma alışıldığını da düşünmüyorum. Çünkü düşünsene hayat gibi her gün başka birinin hayatını oynuyorsun ve çekiyorsun. Karakterine alışabilirsin ama her gün farklı bir sahne çekme haline alışamazsın.

Filmde etnik kökenleri ayrı olan insanlar arasında geçen bir hikaye izliyoruz. Bu tarz ayrımcılıklara ötekileştirmelere karşı tavrın ne?

Sevebilen insanın ırkı, dili, dini, cinsiyeti yoktur, önemli olan ötekine gösterdiğin sevgidir. Benim için hiçbir şeyin bir insanın nereden geldiği, dini, ırkı önemli değil. Hayvanlar bitkiler dahil her şeyi kalpten ve beyinden, bilinçli bir yerden severek davranmak gerekiyor. Zaten film de bununla ilgili. Bunun bir geçmişi ve dramı var ve biz de bu hikayeyi seyirciyle paylaşıyoruz. Ama kendi adıma böyle ayrımcılık ve ötekileştirme olmasını aklım almıyor. Bu ayrımcılığa inanmıyorum. Çünkü artık yıl olmuş 2019 ve insanların hala nasıl bunları düşündüklerine akıl sır erdiremiyorum. Böyle düşünen insanlara o kadar çok şaşırıyorum ki onları anlamaya çalışıyorum ama anlayamıyorum.

Bu duruma tepki olarak bu konuları işleyen filmlere pozitif ayrımcılık yapar mısın?

Çok isterim. Böyle filmler gelsin hemen yarın hatta bugün, şu an başlayabiliriz. Böyle filmler içinde olmak çok istiyorum. Mesela biri karşınıza geçip, “Ben hristiyanlardan nefret ediyorum” diyor. Onun fikrini değiştiremezsiniz ama yaptığın işle ona hissettirdiğin duyguyla onun kafasında bir lamba yakabilirsin. Benim insan olarak görevim bu. Ona öyle bir şekilde kendimi anlatmalıyım ki şimdi olmasa bile kafasında bir süre sonra bir soru işareti oluşsun. Bunu yaratıyor olmak bile müthiş bir şey. Ve ben bu soru işaretini yaratmak çok isterim.

Gördüğün toplumsal bir olay karşısında hemen harekete geçer ve müdahale eder misin yoksa durup izler misin?

Pasif davranmam ama asla bir can havliyle kendimi ortaya da atmam. Her şeyin nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili bir yolu ve yöntemi var. Hiçbir şeyin farkında olmadan ortaya atlamak da, uzaktan izlemek de saçmalık. Herkes elini taşın altına koymalı bir kere. Ortada bir sorun varsa ilgili yardım kuruluşu neyse onunla yürünmeli. Aksi halde ekstra tepkili veya tepkisiz kalmak faydasız.  

"Yardım etmeyi ve dert paylaşmayı çok severim"

Son dönemde kafa yorduğun yeni şeyler var mı?

Psikolojiyle çok ilgilenmeye başladım. Kendimi ve başkalarını anlamak adına çok kitap okuyorum. Çünkü özellikle canlandırdığım karakterleri çıkartırken dıştan içe onu görmeye çalışıyorum. Halbuki bu yanlış bir şey, aksine içten dışa görmem lazım. Önce nasıl biri olduğuyla değil, nasıl hissettiğiyle ilgilenmem gerek. Bunu çok önceden fark etmiştim ama bunun kısa yolunu sosyoloji ve psikolojiyle buldum.  

Senin arkadaşın olmak kolay mıdır?

Herkesi hemen severim, hemen benimser ve çok yakın olurum ama yakın arkadaşlarım bu durumdan pek hoşlanmaz. Şaka bir yana yardım etmeyi, derdini paylaşmayı çok severim tabi ki ama aynı zamanda çok da ketumumdur. Kötü günlerimi sadece yakın arkadaşlarımla geçiririm ve onlara daha çok sarılırım.

Son dönemde ülkemizde komedinin yeterli miktarda yapıldığını düşünüyor musun?

Kesinlikle komedi tüketilmiyor ya da tüketilmek istenmiyor bilmiyorum. Galiba insanlar gülmek istemiyor ya da yazılmıyor, yapılmıyor. Ama yapılmamasının nedeni de talep olmadığı için diye düşünüyorum. Güzel komedi işleri hep yayından kaldırılıyor, çok iyi yazılmış işler çekilmiyor. Sanırım dram daha çok seviliyor bizde. İnce mizah yapılan işler sevilmiyor. Ama komedi de oynamak en çok istediğim şeylerden biri.  

"Instagram bir eğlence alanı, hayat tarzı değil"

İnsanların bilmesi gerek dediğin neler var?

Sosyal medya insanların hayatı değildir, gerçek değildir herkes bilsin. Çağın getirdiği bir şey orada yaşıyoruz ama ben yanlış anlaşılan sosyal medyadan çok korkuyorum. Sosyal medya, Instagram bir eğlence alanı, bir hayat tarzı değil. Ben bunu bu şekilde yaşıyorum ve herkesin de bilmesini istiyorum.

Neden?

Çünkü sosyal medya tacizinden herkesin olduğu kadar ben de muzdaripim. Bu konuya her zaman pasif-agresif bir yerde durmaya çalışıyordum ama artık çok sıkıldım. İnsanlara yapılan kötülükleri, ve yapılan hakaret içerikli yorumları görüyorum kızıyorum. Bunları yapanların hayatta yapması gereken daha önemli şeyleri vardır diye düşünüyorum. Lütfen kimse kendi eksikliklerini başkası üzerinden tatmin etmesin.

Sana yapılan yorumlara bakıyor musun?

Artık bakmıyorum. Eskiden ufak ufak takılıyordum ama artık bakmaya gerek görmüyorum. Pozitif yorumların hepsini alıyorum çok teşekkür ederim, iyi ki yazıyorsunuz. O yorumları bazen öyle bir anda görüyorum ki çok güzel duygular uyandırıyor. Ama enerji emicilerle işim yok.  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 29
Kayıt tarihi
: 13.12.18
 
 

Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster