Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '21

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
89
 

"Pandemide İnternet"

Merhaba,

Asıl başlığımız Pandemide İnternet Bağımlılığı aslında;

6.02.2021 tarihinde, meslektaşım ve Egefen Okulları'nın Rehber ve Psikolojik danışmanı, sevgili Ekim Ecmel Hayran ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Pandemi de internet bağımlılığı üzerine. Bilgi birikimimiz, tecrübelerimiz, ideallerimiz ve hayallerimiz birçok noktada ortak olduğu için yaptığımız söyleşiden kalanlarla bir yazı paylaşmak istedim sizlerle;

Öncelikle bir bilgi vermek isterim. Bakanlık bünyesinde 2015 den bu yana bağımlılıkla ilgili olarak hizmet vermekteyim ben de, bilmeyenler için söyleyeyim.

Bağımlılık nedir? Siz nasıl tanımlarsınız, önlenemez alışkanlık davranışı gelişen durumlar olarak nitelerim ben genelde. Bilimsel anlamda tanımlandığı zaman ise şöyle tarif edilir; zevke neden olan madde veya davranışların, artan miktarda tekrarlanmasıyla oluşan biyopsikososyal bir bozukluk.

Bağımlılığı sınıflandırmak gerektiğinde bir çok alt kolu çıkar karşınıza, genelde, madde ve alkol ile ilişkili olarak bilinir, günümüzde ise psikolojik altyapısı ile ilişkili olan, ilaç, gıda, davranış vb. yüzleriyle kendisini gösteren bir durum. İnternette o durumlardan bir örnek aslına bakarsanız.

2020 Mart ayından bugüne Korona Virüs Pandemisi ile uğraşıyoruz. Tedirginlik ve travma etkisi yaratacak derecede büyüyen olaylarla karşılaşıyoruz. Değişmek zorunda olduğumuz gerçeği bir yana kendimizi korumak için yollar öğreniyor ve o yollarla yaşamayı bir ödev biliyoruz. Alışkanlıklarımız değişiyor, sürekli yapmaktan keyif aldıklarımız değişiyor ve mecburen evlerde yaşamımızı sürdürmeyi düşünüyoruz.

Bu durumla ilgili unuttuğumuz ilk ve en etkili gerçek şu; hepsi bizim dışımızda gelişiyor. Temel hakkımız olan yaşama hakkına sahip çıkmak için biz bu sürece uyum sağlıyoruz.

Uyum sağlarken, yeni alışkanlıklar edindik. Evden sosyalleşmeyi öğrendik. Özledik, özledikçe değişmeyi de kabul ettik.

Kendimize yeni yeni gelmenin etkisi olarak, bazı şeylerden vazgeçemediğimizi gördük, o vazgeçemediklerimizin bizi hasta ettiğini fark ettik.

İnternette onlardan birisi.

Günde kaç saatiniz internette geçiyor? Birçok araştırma ortalama olarak 5-9 saat arasını tarif ediyor.

Peki siz bu aralıkta ne kadar saat harcıyorsunuz?

Çocukları suçladığınızı biliyorum, çok fazla internet kullanıyorlar, bizimle iletişime geçmiyorlar, bilmediğim sitelerde geziyorlar vb. bir sürü itirazınızı duyar gibiyim.

Sakin olun. Bu konuda yalnız değilsiniz. Dünya aynı problemi yaşıyor.

Tabi ki çocuklarımızın geleceği ve sağlıkları için tedbir alacağız.

Öncelikle süreci sakinlikle kabul etmektir önemli olan.

Sonra çocuklarımızla empati kurup nasıl hissettiklerini anlayarak, onlarla onların anlayacağı dilde iletişim kurmaya çalışarak, birlikte, telefonsuz ve ekransız zamanlar geçirerek devam edebiliriz.

Çok sevdiğim bir söz vardı: "Offline is the new luxury". Yani çevrimdışı olmak yeni lüks diyen.

Bu yeni lüksü özellikle akşam yemekleri esnasında telefonlarınızı kapatmayı deneyerek kullanmayı teklif etseniz güzel olmaz mıydı?

Aileyle beraber olmak, birlikte zaman geçirmek, işinizi idare ettirmek, psikolojik ve fizyolojik sağlığınızı korumak ve hepsini bir çatı altında tamamlamaya çalışmak hiç kolay değil.

Ama kendiniz için en iyi olanı nasıl sağlayacağınızı bildiğiniz gibi, çocuğunuz için en iyi olanın ne olduğunu da siz bileceksiniz.

Ekranda geçirdiği bir süre zaten sabit, okulları nedeniyle. Bu süre dışında arkadaşlarıyla, online de olsa sosyalleşmeleri gereken bir süre daha olmalı. Kendilerine yönelik "keyif verici" aktiviteler de gerekiyor. Sadece o keyif verici kısmında yönlendiren ve destekleyen kısım olmak istediğinizi çok iyi biliyorum.

1. Onlarla iletişim kurup zaman geçirdikleri uygulamaları öğrenebilir, teknolojiden destek alarak kullandıkları uygulamalar üzerinden kontrol sağlayabilirsiniz.

2. Sosyal mecralarda belli bir yaşa kadar zaman geçiremiyorlar biliyorsunuz, onlara kendi bilgilerinizle profiller açmamayı tercih edebilirsiniz.

3. Kendi profillerini açacak yaşa geldikleri zaman arkadaş çevrelerini, arkadaşları gibi yakınları olmayı deneyerek öğrenmeye çabalayabilirsiniz,

4. Tekrar söylüyorum. Teknolojiyi kullanarak onları kontrol altında tutabilirsiniz. Mesela evde her odada sınırsız internet ulaşımı olmayabilir.

5. Hepimizin en büyük endişesi olan oyunları seçerken "birlikte" karar verebilirsiniz.

6. "İletişim" nasıl kurulabilir, öğrenebilirsiniz, profesyonel destek alarak.

7. Her şeyden önce "kabul etmelisiniz".

Benim sizlerle paylaştığım bu öneriler mesleğim gereği temas ettiğim anne ve babalardan aldıklarım. Anne ve baba olmaya daha çok kafa yorup mesafe koyanlar, doğu yakınlaşma yolunu bulmayanlar, doğru iletişime kapalı olanlar nedeniyle, büyük sorunlarla uğraştıklarına şahit oldum. Tabi ki çocuk yetiştirmek çok zor bu devirde. Ancak onlar yetişirken biz de dönüşüyoruz. "Biz" olup dönüşmeyi başaranlar da mutlu oluyor işte.

Önce kendimizi fark edip, sonra o farkındalıkla çocuklarımızın davranışlarını değiştirecek yansımalara başvurduğumuzda dünya güzelleşecek, inanıyoruz hep birlikte buna.

Karmaşa ya da belirsizlik söz konusu olduğunda uzmanlardan destek almayı unutmayın asla.

Ben tecrübelerimle ve aldığım eğitimlerle çıktım karşınıza.

Sürçülisan ettiğimiz olduysa affola!

Soruları olan aileler ya da dostlar varsa yorumlarda buluşalım.

Bana ayrıca ulaşmak isteyen olursa İnstagram üzerinden @zulikadanismanlik hesabına ulaşabilir.

Sevgiler :)

Söyleşiyi izlemek isteyen olursa linkten izleyebilirler:

https://www.youtube.com/watch?v=cFTAYg72o3A

Cemile Torun, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 85
Kayıt tarihi
: 11.01.21
 
 

Sosyolog, Profesyonel Koç, Kişisel Gelişim Uzmanı, Bağımlılık Danışmanı, Yazar, Daimi bir Öğrenci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster