Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1681
 

“Pe.evenk Başbakan”dan “Adi Başbakan”a

“Pe.evenk Başbakan”dan “Adi Başbakan”a
 

28 Şubat post-modern darbe sürecinin en cevval ve şedit paşalarından Erzurum Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Osman Özbek, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’a “o pe.evenk” diye küfretmiş, bu küfür kameralar tarafından kaydedilip bütün televizyon kanallarında döne döne yayınlanmış, kimse de bu ağır hakarete bir tepki göstermemişti. Ne Özbek’in amiri durumundaki Genelkurmay açık bir suç olan bu hakaret için ona yaptırım uygulamış ne de küfrün muhatabı Erbakan bir şikâyette bulunmuştu. Özbek, cezalandırılmak bir yana dursun, terfi edip tümgeneralliğe yükseltilerek ödüllendirilmişti.

Bir hayal dünyasında yaşayan dirayetsiz Başbakan Erbakan, kendisine açıkça küfreden kişiden hesap soracağına Susurluk skandalını protesto için “Bir Dakika Karanlık” eylemini düzenleyenleri “gulu gulu dansı yapıyorlar” diye aşağılamış ve küçümsemişti. Sonuçta ise Özbek’in ve Susurluk’un arkasındaki irade tarafından elinden başbakanlığı alınmış, partisi kapatılmış, kendisine de siyaset yasağı getirilmişti. Yani Erbakan basiretsizliğinin ve korkaklığının bedelini çok pahalıya ödemişti. Belki o dönemin koşulları Erbakan’ın Susurluk’un arkasındaki derin yapılanmaların üzerine gitmesine, kendisine hakaret eden o paşayı görevden almasına imkân vermiyordu; ancak hiç değilse Susurluk’u protesto edip hesap sorulmasını isteyenleri “gulu gulu dansı yapıyorlar” diye küçümsemeyebilir, o paşaya aynı sertlikte olmasa da bir cevap verebilirdi. Bunları yapamadığı, yapmayı aklına bile getirmediği için belki de hak ettiği akıbete uğradı ve aşağılanarak siyaset sahnesinden silindi.

Bugünlerde Başbakan Erdoğan için de benzer bir hakaret gündeme geldi. Taraf gazetesinde 22 Şubat Pazartesi günü yayımlanan bir habere göre, Erdek Deniz Üs ve Garnizon Komutanlığı'nda nöbet tutacak erlere, parola olarak “Adi Başbakan” dedirtilecekmiş. İnsanın ilk anda inanası gelmiyor. “Keşke bu haber yalan çıksa, ülkenin bir siyasetçisine artık bu kadar da düşmanlık olmaz, böylesi bir densizlik de yapılmaz” diyoruz ama açılan soruşturmadan haberin yalan olmadığını anlıyoruz. Zaten ülkenin Başbakanına “pe.evenk” diyen subayına en ufak bir yaptırım uygulamayan, 33 masum köylüyü kurşuna dizdiren generalin adını olayın geçtiği ilçedeki kışlaya (bkz. Van - Özalp Mustafa Muğlalı Kışlası) veren bir kurumda bir yetkilinin de Başbakan’a “adi” dedirtmesi pek de şaşılacak bir şey olmasa gerek. Bu olayın dışarı sızması bir başka skandal ama sen aklını siyasetle, başbakanlara hakaret etmekle bozar, bir Başbakana “pe.evenk” diyen subayını ödüllendirirsen kurum disiplinini de kendi elinle yok edersin; sızmaları da engelleyemezsin. Bizler “asker siyasetten uzak dursun” derken biraz da bunu anlatmak istiyoruz.

Şimdi Başbakan Tayyip Erdoğan 28 Şubat sürecindeki Erbakan’ın durumuna düşmek istemiyorsa dirayetli olmalıdır. Hem kendisine hakaret edenlere hem de kendi partisi içinde benzer zihniyetteki kişilere gereken yaptırımı uygulatmakta cesur olmalıdır. “Eskiden onlar bizi fişlerdi, şimdi biz onları fişliyoruz”, “Bize karşı olanların kanı bozuktur” diyebilen milletvekillerine karşı da aynı tepkiyi göstermelidir. Göstermelidir ki, herkes haddini bilsin, bu kanatıcı dil mahkûm olsun, ülkenin bu zehirli atmosferine bir nebze ferahlık gelsin.

Bu toplum bugün paramparça olmuş, kamplara ayrılmış, her kamp birbirine düşman haline gelmişse bunun en büyük sorumlusu bir başbakana “pe.evenk” diyen, bir kışlaya 33 vatandaşın katlinden sorumlu bir generalin adını veren, on yıllar boyu bir halkı "Kürt yoktur kart kurt sesleri vardır" diye aşağılayan, polise taş attı diye 13 yaşındaki Kürt çocuğu 12 yıl hapis cezasına çarptırıp DTP konvoyunu taşlayan İzmirli linççiler hakkında soruşturma bile açmayan, ülkenin entelektüellerine hakareti serbest bırakan zihniyettir. Toplum da bu küfürbaz adamları örnek alıp kamplaşıyor. Artık ya bu bozuk zihniyet ortadan kalkacak ya da bir ülke olarak Türkiye...

.....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Haruki Murakami, Bilirsiniz, siyasette (iç ve dışta) bir güç ve denge kurmadan başarılı olmak çok kolay değildir. Haklısınız, o zaman Erbakan (kamuya yansıyan şekliyle) verilmesi gereken tepkiyi ortaya koyamadı. Ancak, O günün ve bu günün şartlarını ortaya koyduğumuzda, sanki Erbakan'ın bir çok destekten mahrum olduğu görülmektedir. Bununla beraber, hakaret sineye çekilebilir mi? Bu birazda kişilikle ilgili galiba, demek ki, çekeni var, çekmeyeni de. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 07.03.2010 12:31
Cevap :
Haklısınız Mehmet Bey. O günün şartlarıyla bugünkü şartlar aynı değil. Ancak liderlik de böyle zor koşullarda belli oluyor. O zaman Erbakan'ın yerinde kim olsa öyle davranırdı ama işte onlara da "siyasi lider" denemiyor. Selamlar.  08.03.2010 11:47
 

Ben yazılarımda eski siyaset geleneğinin kötü alışkanlıklarına sık sık vurgu yapıyorum. Erbakan'la ilgili dedikleriniz çok doğru. Ne yazık ki eski gelenekte iktidar olabilmek için her şey mübahtır. Hatırlarsanız, Çiller de Erbakan hakkında çok kötü konuşmuştu ama kendisine hesap sorulacağını anlayınca Erbakan'la hükümet kurmuştu. Susurluk'un görünen ucu Çiller'e çıktığından, Erbakan sırf hükümet bozulmasın diye Gulu Gulu... dedi. Bu arada Celal Çıtak Paşa ile ilgili yazımda Osman Özbek'in tabur komutanımız olduğunu yazmıştım. Benim için onun sözleri sürpriz olmamıştı. Askerimiz bundan ibaret değil. Bir önceki alay komutanı alay içerisinde çok güzel bir cami yaptırmışken, bir sonraki de namaza gidenlere baskı yapabiliyor! Hukuk dışına çıkınca sızmalar da tabiidir. Sızmaları eleştirmeden önce hukuk dışılığı eleştirmek gerekir. Askerin içinde de hukuk dışılığa karşı önemli bir direncin olduğu anlaşılıyor. Selamlar...

Hasan Basri Özgen 
 27.02.2010 0:56
Cevap :
Yorumunuz daha yeni ulaştı Hasan Bey. Osman Özbek icraatlarına tam gaz devam ediyor. Geçen gün de Taraf gazetesi muhabirine "şerefsiz" dedi. Bu ülkede birilerine gönlünce küfür edebilme ayrıcalığı tanınmış anlaşılan.  05.03.2010 13:48
 

Değerli, Haruki Murakami, Bizim sorunumuzun kaynağında cumhuriyet vardır. Şimdi; "Aaa... ne kadar ayıp!" Diyeceklere açıklayalım. Cumhuriyetin başarılı olabilmesi aşağıdakilerine bağlıdır. a)Devlet; ordu-polis ve sistemi koruyacak yasalara, b) Halk; seçme özgürlüğüne, bağımsız ve tarafsız medya ile yargıya ve güçlü sivil toplum kuruluşlarına sahip olmalıdır. Böylece ne devlet halkı ezebilecek, (Adi diyebilecek) aşağılayabilecek, ne de halk devlete sorun çıkarabilecektir. Bizdeki durum nedir? Asker, darbe ile birlikte kendisi koruyacak anayasa ve yargı sistemini gönlüne göre yapmıştır. Bu durumdan sonra; ne halk kımıldayabilmektedir, ne de siyasiler. Eğer, kımıldayan olursa; "Sizi gidi irticacı yobazlar! Sizi gidi satılmış siyasiler!" der, inim inim inletirsin. Özetle; Davul vatandaşın (bidon kafalının!) sırtında, tokmak asker-yargı emmimin elindedir. Ol hikaye budur. Üstelikte, içtiğimiz su kadar berrak bir şekilde. Ancak, Maymun gözünü açmıştır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 26.02.2010 15:26
 

Arkadaşlar öncelikle sizi saygıya davet ediyorum. Siz beni beyni iğdiş edilmiş veya kör gibi kelimelerle itham edecek pozisyonda değilsiniz. Bende sizin gibi hakaretvari cevap vermeyi bilirim. Ben Taraf gazetesinin her haberi iftiradır demedim. Ortada bir gazetecilik cinayeti vardır. Yargı tarafından onaylanmamış hiçbir suç, suç değildir. Masumiyet karinesi gereği de hiç kimse suçlu ilan edilemez. Taraf Gazetesinin haberleri yayınlama şekli yanlıştır en başta. Örneğin bir manşet "Fatih Camiini Bombalayacklardı" diye atılıyor. Doğrudur veya yanlıştır. Bunu bilmiyoruz. Şu an bir iddaadır ve yargıdadır. Bu yapılmış gibi yayın yapmak gazetecilik değil iftiracılıktır. Bir gazete iddaa tabirini kullanmak zorundadır. Bibliyofil arkadaşımızın maddi hata dediği uydu fotoğrafı hatası bir kasıttır. O haberde TSK saldırı olacağını bile bile askerlerini öldürtmekle suçlanmıştır. Bana kör diyebilenlerin, önce kendi at gözlüklerini atması gerekir.Tekrar sizleri saygılı ve hazımlı olmaya çağırıyorum..

Murat Yazmacı 
 26.02.2010 13:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3601
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster