Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '09

 
Kategori
Dans
Okunma Sayısı
2236
 

[Röportaj] Bir dansçı, gösterimci, Misket Alkım. Rahatsızlık vererek iyi olma hali

[Röportaj] Bir dansçı, gösterimci, Misket Alkım. Rahatsızlık vererek iyi olma hali
 

Ben çok inandım Handan’ın bu işine, hani cahil cesareti gösterdiğim bile söylenebilir.


Akşam Ankara’da hava güzel ama hafiften yağmur atıştırıyor. Misket yeni gelmiş kafenin, bahçesinde masa seçiyoruz, üçüncü seçimde yağmursuz, bir masaya ulaşabiliyoruz, yağmur çok geçici aslında. Misket, nazik ve seçilmiş kelimelerle konuşuyor, seçimlerde adaletli, baskıcı olmak istemiyor, akıcı ve işbirliği yapıyor hemen, kararsız kalmıyoruz bu nedenle. Uyum, belki de aranan, istenen bir şey olarak orada, oluşuyor hemen aramızda. Bu uyum elbette beden diline kadar uzanamıyor, o bir dansçı, bedenini her saniyesinde dilediği gibi kullanmayı becerebilen bir dansçı hem de, beden dilinden öte bir dil haline gelmiş karşınızda, sevimli, yakın ve sıcak. Beklediğim, gösteride gördüğüme yakın özelliklerde bir dansçı ile konuşacağım, bu belli oldu. Gülümsemeyi sadece iletişimin bir aracı değil, kendi parçası yapmış.

19 Mayıs 2009 Ankara / Gaziosmanpaşa Saat 22.00

22/11 Ekibinin birlikte yarattığı, Handan Ergiydiren'in reji ve koreografisini gerçekleştirdiği “Bana Islak mayonuzu gösterin” projesinin gösterimcisi Misket Alkım, Ankara Modern Dans Topluluğunda çalışıyor, Devlet Opera ve balesinden buraya Beyhan Murphy’in kurucu olduğu MDT’ye gelmiş.

Onunla konuşarak güzel bir akşam geçirdiğimi söyleyebilirim, burada yazılmayacak kadar uzun, yaşamdan da söz ettiğimiz bölümleri oldu konuşmamızın. En ilginç olan şey benim yıllardır şüphe duyduğum burcum konusunda şüphelerimi artırdı, o bir terazi burcu. Konuşmalarda öylesine ortak zeminler çıktı ki beni terazi burcu olarak tahmin etti, annemin tam tarihi hatırlayamadığı içim söylediği doğum tarihimin burcu teraziydi, bu nedenle çok ilginç geldi bana. Çok konuştuk, fazlasıyla güldük birçok yerde hayatla, kendimizle dalga geçtik. Bunu bütün yazıyla birlikte önemsediğim şey, gösterimcilerin gerçek yaşamdaki görüşlerinin gösteriyi etkilediğine olan inancım daha da arttı.

Misket, bir kadın olarak merak edilmeyi seviyor, önemsiyor. Birinden ayrılınca eve ulaştığında “Ulaştın mı?” diyerek açılan telefonun kendisini mutlu edeceğini belirtiyor. Bundan duyduğu memnuniyet ifadesinin kendisinde oluşturabilecek şeyleri de umursamıyor. Aslına bakarsanız o birçok şeyi ele alışı bakımından hayatla barışık, en azından bu hissi onunla konuştuğunuzda alabiliyorsunuz.

Onunla klasik dansçılığından, mesleki deneyimlerinden çok, bu projenin ona kazandırdıklarını ve bu gösteriyi konuşacağım. Burada oluşan resimden onun yaşamı ve kimliği hakkında bilgilere ulaşabiliriz belki. Bir sanatçının farklı disiplinlerde ürün vermesini, buna araç olmasını önemsiyorum. Bu nedenle onun bale ve modern dans deneyimlerine burada doğrudan değinmemek onun bu yönlerini göz ardı ettiğim anlamına gelmiyor, tam tersi onu bu projede anlayabilirsem diğer disiplinlerine de bakma, analiz etme şansı elde edermişim gibi geliyor. Misket’in enerjisi yumuşak, her zaman gözlerinin içi gülüyor. Birçok yerde içinize girmekten, yaşantınız hakkındaki fikirlere ortak olmaktan, görüş belirtmekten çekinmiyor. Mesleki başarı azmi, arzusu ise beni çok etkiledi, kendine inandırdı. İlginç bir ayrıntı, yazı yazmayı sevdiğini söyledi, merak ettim pek internet kullanmadığını bu nedenle yayınlamadığını belirtti. Ben de o yazıları merak ettiğimi belirttim ona.

00:45

Senden söz edenlerde de hep aynı duyguyu gördüm, yumuşak yanından bahsediliyor. Bunu nasıl yaşıyorsun, bu seçim yapılabilen bir şey mi?

Benim 92 yaşında anneannem var, hala kadın, benim soyunma odamda üzerimdeki ilgisi de her zaman daha kadın olma, görünme ve yaşamama yönelikti. Yaşı ilerlese de kadın kendi gerçekliğinden, kadın olma, olabilme becerisinden uzaklaşmıyor, uzaklaşmamalı da zaten. Kişinin iç dünyasından gelen bu değerlerin eski toprak dediğim anneannemde olması da hiç şaşırtıcı değil benim için. Ben her zaman dengeli, uyumlu ve adaletli bir dünya arayışı içerisinde oldum.

06:30

Şimdi 22/11 ekibiyle, Handan’la ve proje ile olan tanışmandan söz edelim. Nasıl dahil oldun projeye ve ekibe?

Ben Handan’ı ODTÜ de okuduğu yıllardan bu yana çok eskiden beri tanırım. Ablam da ODTÜ endüstri tasarımı bölümünde okuyordu çünkü, o dönemde oradan tanıyorum. Ben Handan’ın dans grupları kurmasını, çalışmalarını uzaktan gerçekten çok takdir ettim. Okulunda okuduğum bir şeyin gerçekleşme süreçlerinde bulunan bir insan olarak Handan’ı gerçekten çok takdir eder, severim. Bir iki projesinde önceden de çalışmıştık zaten, daha çok bir dans projesiydi onlar.

Bir gün operaya geldi dedi ki böyle bir proje var, bu bir Sevim Burak projesi. Ben daha önce Sevim Burak okumamıştım, ailemde bulunan edebiyatçılar ve bu konuda ilgili olanlar nedeniyle Sevim Burak ismini biliyordum ama okumamıştım. Handan, değişik bir şey olacak bu sefer ama dedi ve bir tasarımcı gözüyle bu projeden bahsetti, yeri şöyle, ışığı böyle şu kadar kişi düşünüyorum falan projeyi özetledi. Aslında kendince bir şema çizdi, bir dansçı olarak benden ne istediğini anlamaya çalıştım aslında, hani yerde ne olacak, havada ne olacak başlangıçta çok ta ilgilenmedim.

09:00

Projeye dahil olma ve çalışmaların başlangıcı

Handan, bir metin vereceğim, bunları okuyun dedi bu arada da kesin olmamakla birlikte müzik de bu olabilir diyerek aslında bizleri seçerken de özellikle seçtiğini ve bizlerin onun gözünde bir yeri olduğunu hissettirdi, bu çok özeldi benim için. Onun benimle bir bağ kurduğunu hissettim, aileden gelen bir tanıdıklık başka bir şey onun bir şekilde bu iletişimde kendince tuttuğu notlara dayandığını hissediyorsunuz zaten. Ben de bu şekilde daha mutlu olduğumu ve iletişim kurduğumu düşünüyorum.

Ben eve gittim müziği koydum, şaka değil pencereydi benim konum hiç unutmuyorum. Ben iki üç senedir oturduğum evde şöyle bir şey yapıyorum, karşı pencereye bakıyorum oradalar mı, taşındılar mı? Kendi hayatıma paralel kurguları orada görmeye çalışıyordum, bir şey başlıyor, bitiyor gibi. Handan öyle bir metin verdi ki, kara bir metin bence, okuyunca o kadar mutlu oldum ki biri benim gibi düşünüyor dedim ya içimden, mutlu oldum kısacası. Müzik de çalıyordu, zaten bir müzik hastasıyım ben her tür müzik. Ben bayıldım, büyülendim, kesin olmam gerektiğini düşündüm bu projede.

10:40

Projenin iyileştirici etkisi

Handan buna çok güler ama bu proje bana psikoloğa gitmek gibi geldi bana, açıkçası kendi mesleğimizde duygusal anlamda hiç bu kadar özgür olamıyoruz. Orada, o sahnede yaşadığım bir saat benim beş senem gibi geliyor bana. Bütün her şeyi kafanda çözümleyip düşünüp kot pantolonu çekerek o sahneye inmek, içinde o denli yoğunlaşmak, Sevim Burak metni, o şöyle dedi, şöyle oldu, taştan canım yanıyor falan orada yaşadığım düşündüğüm şeyler olmuyor. Ben çok inandım Handan’ın bu işine, hani cahil cesareti gösterdiğim bile söylenebilir.

11:25

Ekip arkadaşları

Ekipten birlikte çalıştığım Zerçin’i tanıyordum, İlyas’ı başka projelerden duymuştum, sonra Çağlar’ı tanıyorum, bu nedenlerle bana çok ta eğlenceli bir şey gibi geldi bu projede bulunmak, çalışmak. Bunun çalışmalarını yapacağımız ilk gün, çok tuhaftır, Sevim Burak konuşuyoruz aramızda, düşünceleri gezinip duruyor, ilginç olan benim içime girdiğini hissettim, içimde bir yerde gibiydi. Ben inanıyorum buna veya ben çok öyleyim, çok aynı şeyler olduğuna inanıyorum, yazı yazma hallerimde bile ortak yanlar olduğunu hissediyorum. Hani notlar yazıp bir yerlere koymak, çok ama çok benzediğimi düşünüyordum ona, Sevim Burak’a yani.

12:25

Çalışmaların başlaması

Çok keyifli çalıştık, tek tek başladık aslında çalışmaya. Tek tek salona girdik kimin vakti olursa o geldi, sonra ekibin bir araya gelme sırası geldi doğal olarak. Evimde bir araya geldik. Ekip ordaydı, Selda Öndül Hoca, Zafer Aracagök hoca herkes mesleği ve konumu gereği çok ağırdı ama ben bazen hayatla dalga geçilmesi taraftarıyım. Çok zor ve önemli şeyler yaşadığıma, geçirdiğime inanıyorum. Annemin benle paylaştığı bir şey var, o işe yani ağladığın şeye bir an gelip gülebiliyorsan en önemli şey budur.

14:00

Proje için neler hissedildi?

Bu işe girerken aa çok dramatik ve önemli bir şey yapıyorum havasında devam etseydim bu işi belki yapamazdım. Ben hayatım da hep böyle yapmaya çalıştım, annemizi kaybettikten sonra bile yapılamayacağı düşünülen espriler yaptım bana delirdi dediler. Ben de dedim ki hayır, ben bunu ancak böyle karşılayabiliyorum. Bu acının içinde bir saat ben arkadaşımla bunu konuşacaksam ölümle dalga geçmem lazım ki ben bunu halledeyim. O gece de öyle olduğunu öyle yaşandığını düşünüyorum. Böyle önemli bir proje ancak bu kadar çok farklı değerde insanın bir araya gelmesiyle yapılabilirdi ancak. Orada bulunan herkesin çok da cesur olduğunu düşünüyorum, benim çok ta yumuşak bakmadığım konulara onlar gerçekten olması gerektiği gibi yaklaştılar.

15:30

O gece benim de hayatımda çok şeyin önünü açtı, çok önemli bir zemindi her şeyiyle. Zafer abi, bak burada hocam demedim çok gülüyor o bana bunun için, aslında herkesin eğlendiği, iş düşünülmediği bir akşamda herkes kendi sorularının cevabını buldu bu proje için.

16:30

Sonra biz parça parça çalışmaya devam ettik. Herkes kendi bölümüyle ilgili çözümleri üzerinde çalıştı. Ben bir dansçıyım ve şuna alışığım modern dansta, balede şöyle bir şey yapıyorsun, kolunu kaldırıyorsun sayıyorsun, indiriyorsun ve devam ediyor her şey çok kontrollü güvenli ve belirlenmiş bir ortam bu ki zaten eğitimi de bunun üzerine almışın o nedenle eğitildiğiniz bir noktada bu işi yapacağınızı düşünmek sizi rahatlatıyor.

Proje zihinsel ve matematiksel bir düzenin karışımı değil bu anlamda.

Handan’la öyle olmadı ama. Sevim Burak konuştuk, yakinen paylaştık, annemi de tanıması sebebiyle çok özel bir duygu oluştu aramızda ve ben çok düz olarak anlattım Handan’a ve o inanamayarak, tamam buradan çıksın senin ki dedi, biz öyle paylaştık bu süreci eminim ki diğer arkadaşlarda buna benzer şekilde yaşamış ve paylaşmıştır. Ankara Devlet Opera ve balesindeyim, bu nedenle biraz çekincemin mesleki geleneklerim nedeniyle olması normal. Bu projede niye vardın ki denilebilirdi, şükürler olsun ki bu hiç denilmedi. Bu denilmedi ama benim düşündüğüm şey hep söylendi, bu nedir ya diyenlerde çıktı, size dokunarak yürümek isteyenler, çok beğenenler de. Bu çok önemli bence, ortalama olarak insanlar fena olmamış çocuklar ya deseydi bu Handan’ı kesmezdi bundan eminim. Ben de cesur bir iş yaptığımızın çok da farkındayım

18:05

Gösterilerin en ilginç anı

Özellikle Getto’daki ikinci gösterinin daha onuncu dakikasından askım koptu, ilk etapta bir insan olarak şunu düşündüm, düzeltmek istedim ama gösteri gereği içinde bana ne dedim ve devam ettim, bu hissettiğim özgürlüğün en üst sınırı oldu. Bunun dışındaki alanlarda, mesleğimde buna benzer bir durumu yaşamak, bu duygu yoğunluğuna ulaşmak neredeyse imkansız diye düşünüyorum. Seyirci ile bunca iç içe olduğumuz bu gösteride askımın kopup göğsümün açılmasından hiç rahatsız olmamayı yaşadım, benim için keyfi bundandı işte. İlk keyfi bana psikiyatr gibi yardımcı olması ikincisi bu oldu.

19:00

Proje ona ve kendime olan aidiyetimi güçlendirdi.

Çalışırken dramaturg arkadaşımız Linda Stark, “Misket sen bir şey yaptın, Sevim Burak işte öyle çalışırmış” dedi. Ben bir gün provada kağıtları ıslatıp ıslatıp duvara yapıştırıyordum o yoğunlaşma içerisinde, öyle bir bilgim olduğu için değil öylesine yaptığım gayri ihtiyari öyle yaptım, Sevim Burak’ta öyle çalışırmış. Sevim Burak’ın eşi gelip şöyle bir ameliyat oldu, bacağından şunu yaptılar dediğinde ben bacağıma yoğunlaşmışım. Bunun gibi birçok nedenden bunlar bana çok büyülü geliyor. Ben imkan olsa bu sene yine belki galata köprüsünün altında o gösteriyi yeniden oynamak isterdim. Bir Galata köprüsünün altındaki bir de sizin geldiğiniz Ghetto’daki ikinci gösteri hani insanın içi akar ya işte öyle bir sıcaklıkta ve akıcılıkta geldi bana.

20:00

Proje mekanları ve oluşturdukları hisler

Sahne gibi yerlerde mesela Santral İstanbul’da gerçekleşen gösterinin beni ve gösteriyi belki mekandan dolayı kısıtladığını hissettim. Şu endişeyi hep hissettim yaptığımız bu işe temsil derseniz eksik gibi gelecek bana, arkadaşlarımın hepsini çok ama çok özlüyorum, bir tanesi ile birlikte çalışıyorum zaten Zerçin Sönmez’le, MDT’de. Ama şundan da eminim ki bizim beşimizi bir hafta aynı mekana koyun inanın kimse duramaz, bana cazip ve güzel gelen tarafı bu geçicilik ve farklılık, teklik duygusu. İki gösteri ve bir prova bize yetiyor, her şeyin tekrar kaynaması için. Bir süre sonra ayrıntılardaki hassasiyet ve disiplin, yaklaşım farkları kendini belli etmeye başlıyor. Bana üç gün yetiyor ama dört beş ayda bir de üç gün yapmayı ve bir arada olmayı özlüyorum.

21:30

Mekan olarak söylenebilecek bir şey daha, Ghettoda bir kez daha oynamayı çok isterdim, oradaki atmosferin, özellikle de yukarı katlardan izleyenler olmasını tanrısal, ilahi bir şey olduğunu düşünüyorum. Hayaletlerin belki de en çok bulunduğu yerdeydik, ilk gittiğimde suratımı salladım ben, bir barda mı oynayacağız, dedim bunu gerçekten dedim, böyle giderse oynamadığımız bir plaj kalacak dedim, bütün bunları düşündüm ve dedim. Tuhaf bir yer orası zaten bunu çok inanarak söylüyorum Ghetto’nun benim üzerimdeki etkisi buydu. Şu kadarını da söylemeliyim ben şalteri indirdikten sonra her şeyi oynayabilir, yapabilirim.

25:00

İzleyici ile girdiğin yakınlaşma ve iletişim

Şöyle bir şeyden başlangıçta rahatsız oldum, bunu Handan’da biliyor. Bu gösteriyi arkadaşlarımla hep paylaşıyorum, bunun yaşayan, ortaklaşa bir şey olduğunu düşünüyorum. Biz bun ilk prömiyerini Garaj İstanbul’da yaptığımızda, hazırlık ve gösteri aşamalarında fazla profesyonel bir tavrımız olduğunu düşündürten şeyler oldu bana. Herkes işini biliyor, müzik tamam hadi bakalım artık gösteri yaklaşımı gibi gelmişti bana, o metine de bir daha geri dönmedik, ben bunu hissettiğim andan itibaren, metni yanımda gezdirdiğim, okuduğum, en sevdiğim cümlesini çıkardığım, küçük parçalara yazdığım, onunla bütünleştiğim bütün anları düşünerek belki de alıştığım o şeyden, metinden kopmak istemiyordum.

Belki mesleğimden, anlaşılabilir olursam daha rahat edecekmişim gibi geliyor bana

Sonra, belki herkes başka türlü tanımlar bunu ama benim ilk algıladığım bu fazla profesyonel çalışma dediğim şeyin aslında karşıda uyanan, ya beğendim ya nefret ettim çizgisini oluşturmaya da kaynaklık ettiğini düşünüyorum, bu Handan’ın seçimi tabi ki, ben daha çok anlaşılabilir olursam daha rahat edecekmişim gibi geliyor bana. Bunun başkalarında bu şekilde karşılık bulmasını beklemiyorum tabii ki, gösteri sonrası yaklaşımlarda tasarımcı ile gösterimci arasında bu tip bir farkın oluşmasını normal algılıyorum, profesyonel dansçı olduğum için böyle düşünüyorum belki de. İzleyiciye bir şey sunuyorum takdir ve tatmin bekliyorum doğal olarak.

28:20

Projenin uyandırdığı en önemli his, serbestlik

Serbestlik, tasarımcı yaklaşımının bir gösteriyi getirdiği nokta bütün bu anlattıkların dikkat çekici unsurlar bu gösteri için. Bunun bir niyet meselesi olduğunu düşünüyorum, seçimlerimden kaynaklanıyor her şey. Ben üzüntülerimi de aşmak istediğim için aşıyorum, bakıyorum çok daha kolay bir üzüntüyü aşmak istemiyor bazıları ve aşmıyor, o üzüntüyle var oluyor o. Sorunu çekerseniz o kişi kalmayacakmış gibi görünüyor oysa ben Misket olarak kalmak ortada olmak istiyorum, ondan da memnunum iyisiyle, kötüsüyle. Zafer abinin müziğinin gösteri için çok yardımcı olduğunu da düşünüyorum. Handan’ın belki de benim dışarıdan gördüğüm gözle özgür olamadığı tek yer bu nokta, gösteri atmış dakikadır, yetmiş olamaz. Bunun dışında o da bize çok özgür bir zeminde davrandı o.

30:00

Rahatsızlık vererek iyi olma hali

Çok özel bir şey benim için bu projenin içinde olmak, hiçbir şeyden bu kadar keyif almadığımı söyleyebilirim. Benim MDT deki arkadaşlarım rahatsızlık kelimelerini bile duysalar yapılan işi, projeyi çok merak ediyorlar. Gösteri hakkında yazılanlar, yayılanlar, fotoğraflar gösterinin başarılı şekilde yönetilen diğer unsurları oldu.

Özellikle son Getto’daki gösteri seyir açısından da çok özgürlükler tanıdı izleyicilere, yerden, balkondan nereyi seçmişse oranın açısıyla izledi izleyici gösteriyi

O duruma aşık oldum, hatta bende şöyle bir şey yarattı, büyük konuşmayayım özellikle ikinci gösteride balkondan tanrının bizi izlediği düşüncesine kapıldım. Bir sürü göz, bir sürü enerji, siz aşağıdasınız ve çok küçüksünüz, orada ortaya çıkan enerjiye hayran oldum. Klasik sahnede yine düşünüyor, yine yoğunlaşıyorsunuz ama bu bambaşka hisler ortaya çıkarıyor insanda.

Aynı şekilde Galata köprüsündeki gösteride de ramak kaldı ayağımı suya dokundurmama, adım atmama. Ben kendimden çok orda Handan’ı düşündüm, bunu yaparsam ne yapar acaba diye de düşündüm. Pencere gibi bir boşluğa, sonuna kadar geldim, o an yapabilirdim onu gerçekten bunu hissettim, bu şekilde tanımlanınca inandırıcı gelmeyebilir ama o an ben bu duyguları yaşadım. Yapılacak şey benim için sorun değildi, oradaki diğer arkadaşlarım içinde böyle olduğunu düşünüyorum, oradaki beş kişi içinde böyle şeyler sorun olmaktan çıktığı için biz ordaydık. Oradaki bulunan arkadaşlarımla başka hiçbir yerde olamayacak şekilde aynı ortam ve duygularda olduk, paylaştık diye düşünüyorum.

Zor günlerim

Annemi kaybettikten sonra iki buçuk yıl direnerek gitmediğim psikologa gittim, çok da iyi şeker bir insandı. Ona gidemediğim, gitmediğim zamanlar için ona bir gün telefon açtım, size anlatacaklarımı kafamda kendime anlatıyorum, sizin dinlediğiniz gibi de kendimi dinliyorum dedim psikolog da bana “Tamam Misket” dedi “Sen çözüm yolunu bulmuşsun. ”Zaten konuşmanın dışında başka bir yolu, ilaç alma dahil denemeyeceğim için bunu böyle çözmeyi düşündüm. Ben aydınlık olmayı seviyorum, yönlendiriciler, duygu ve geçici his yaratan şeylerden hep uzak durdum, mesafeliyim anlayacağın. Bir bar ortamında bile hiç içmeden içmişim gibi dans edebiliyorum, bunu içmeden sağlayabileceğim bir özgürlük zemini olarak görüyorum. Çünkü ben oraya eğlenmeye gidiyorum, iki bardak suya da kendimi değişik ve özgür hissedebilmenin keyfini yaşıyorum. Yapım öyle benim bu delimidir, divanemidir nedir diyorlar? Bu önemli değil benim için.

Ben ekip olarak da bir araya gelmemizin ana nedenini Handan olarak görüyorum ama o projede olan herkesin böyle bir şeyi yaşamaya ihtiyacı olmasının da bu projeyi çağırdığını düşünüyorum.

34:25

Orada herkes kendisini bir şey olarak gördü

Ben tek mesajlılık, tek mesajlı gösteri kavramlarına çok yatkın olduğumu düşünmüyorum. Kim neyi kimden fazla biliyor da bunun mesajını verecek, benden farklı nasıl yaşıyor vb bu sorular çok etkin biçimde bende var bu nedenle mesaj amaçlı gösterileri tutmuyorum. Ben bu vurgu tonlarının artık değişmesi gerektiğine inanıyorum. Ben üç beş ay sonra kırmızı gördüğüm bir şeye yeşil olduğuna ikna edebilirsiniz beni bunu seviyorum ben, hiçbir şeyin üzerinde kesin eminlikle durmak istemiyorum. Gelecek ve bugün kesinliği istenseydi yaşamımızda kitabımızla, programımızla doğardık, açardık kitabımızı bugün bize ne düşüyor onu yaşardık, yok böyle bir şey, kendimi zaman zaman tuhaf hissetme hallerimi biliyorum ama ben gerçekten bu tür belirliliklerin dışında kalıyor, belki de arayışıma devam ediyorum.

Bir şeyden çok emin olursam ne keyif alacağım ki? İnsanlar o yüzden boşanıyorlar, her şeyden çok eminler çünkü. Büyük yıkıcı kuşkulardan söz etmiyorum elbette ama insanı ayakta tutan en önemli değerin merak olduğuna da inanıyorum.

Kendimi bu yolla ifade ettim

Ben gösteri boyunca tanımlananın dışında ne kendimi iyi hissettiriyorsa onu yaptım, suyla ilişkimi de kendim belirledim. Saçlarımı ıslatma, suyla oynadığım oyun da bu özgürlüğümün bir parçası oldu. Ben zaten suyun iyileştirici etkisinin olduğuna inanıyorum. Bu gösterinin tümü içinde aynı şeyi söyleyebilirim, iyileştirici etkisinden yani.


Gösteri hakkındaki yazıyı okumak için:

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=158751

http://www.facebook.com/note.php?saved&&suggest¬e_id=60849347041

Gösteri hakkındaki yazımı okumak için:
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=158751

BANA ISLAK MAYONUZU GÖSTERİN GÖSTERİ BİLGİLERİ

Koreografi-reji: Handan Ergiydiren Özer
Ses Tasarımı: Zafer Aracagök
Birlikte yaratanlar ve gösterimciler: Misket Alkım, İlyas Odman, Zerçin Sönmez, Ufuk Şenel, Müge Yetişmen, Çağlar Yiğitoğulları, Gizem Erden
Dramaturji: Selda Öndül – Linda Stark
Sahne ve Işık Tasarımı: Seda Temizer
Yöntem – Erkan Ergin
Kostüm Tasarımı: Erkmen Savaşkan
Yapım Asistanı: Müge Yetişmen
Fotoğraflar: Mehmet Okutan
İletişim: Handan Ergiydiren Özer
Tel: 0533 264 11 77

handanergiydiren@gmail.com
yirmiikionbir@gmail.com

Müge Yetişmen tel: 0535 216 26 41
mail: mugeyetismen@hotmail.com


<ımg height="313" alt="Sevim Burak'ın hayaletleri şimdi de GHETTO'da: Bana Islak Mayonuzu Gösterin' - www.sanatdergi.com" src="http://www.sanatdergi.com/images/gosteri/GHETTO/DSCF2123%20-%20Kopya.JPG" width="468" border="0">

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 984
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Sosyal medya danışmanı, grafik tasarımcı.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster