Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
219
 

“Şaban’la Recep’in aşkına Ramazan engel olamaz" pankartı üzerine

“Şaban’la Recep’in aşkına Ramazan engel olamaz" pankartı üzerine
 

Taksim’de gerçekleşen LGBTİ eyleminde açılan “Şaban’la Recep’in aşkına Ramazan engel olamaz” pankartı mahkemeye taşındı. Avukat Hasan Emre Okumuş tarafından pankartta İslama hakaret edildiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuldu.

HDP’li vekil Kadri Yıldırım, eylemde İslam’ın kutsallarından olan Ramazan’a hakaret edildiğini, HDP’li bileşenlerden bazılarının da bu eylemde yer alarak bu hakareti paylaştıklarını ifade eden açıklamalar yaptı. HDP’li bazı bileşenlerin Müslüman Kürtlerin kutsallarını hiçe saydığını, partinin bundan çok zarar göreceğini savunan vekil, HDP kendini İslami değerlere göre revize etmelidir, dedi.

Milletvekili Kadri Yıldırım, aynı zamanda da mecliste Ramazan ayında uluorta çay, kahve içenleri de kınadı. Oruç tutmayanların evlerinde, odalarında yemeleri-içmeleri gerektiği üzerinde durdu.

***

Nereden başlasam bilemedim.

Bu topraklarda en vahim yaralardandır bu mesele.

Ne İslama hakarettir, ne değildir?

“Recep’le Şaban’ın aşkına Ramazan engel olamaz.” pankartıyla başlayalım: Ben bu pankarta espriyle yaklaşmıştım. Aklımın ucundan bir an dahi İslami değerlere hakaret edildiği fikri, geçmedi. Bireyler LGBTİ olunca, Recep-Şaban-Ramazan üç aylardan olsa da, buradaki mecazı anladım ve İslami değerlere saldırı olduğu gibi bir çıkarımda bulunmadım. Çünkü Recep ve Şaban iki erkek, Ramazan da üçüncü bir erkek! Bu mecazı açıklamak durumunda olmak bile beni utandırıyor, aslında. Ama ne yaparsın, anlamayana anlatmak lazım ısrarla.

Anlamayanlar için: İki erkeğin aşkı LGBTİ’ler için normal. Hani bu insanlar Ramazan ayında eylem yapmaya çalıştılar ve engellendiler ya! Ha işte bu durumu espriyle, mecazla karışık anlatmaya çalışmışlar. Ya da iki erkeğin aşkı sadece ikisini ilgilendirir, üçüncü kişiye laf düşmez, demek istemişler.

Geniş olmak, hayata farklı açılardan bakabilmek, buluttan nem kapmamak lazım! Bir de niyet okumamak! Ya o insanların amacı İslama hakaret etmek değilse, ve öküz altında buzağı aranıyorsa? O zaman da bu insanlara iftira atılmış olmuyor mu? İftira atmak da dinimizce en büyük günahlardan değil mi?

Nereden baktığımızla doğrudan ilişkili pek çok mevzu.

Pankarta dava açanın gözüyle bakarsak, hiç kimsenin, içinde dini kavram geçen sözcüklerle mecaz yapmaması lazım! Maazallah, din düşmanı olmak an meselesi!

Başıma gelen bir olayı paylaşmak farz oldu şu an(farz sözcüğünden de nem kapılır mı acep): Bir gün bir arkadaşıma laf olsun diye kahve falı bakıyorum. Falın bir yerinde arkadaşım gerçekten gördün mü bütün bunları, diye sordu. Ben de gülerek valla gördüm fincanda, dedim. Demez olaydım. Ortamda bulunan bir akraba hemen devreye girdi. Fal zaten günahmış, bir de ben bu günahın içine yemin(valla) karıştırmışım. Dinimize hakaret etmişim. Ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemedim. İnsanın düşünmediği şeyleri düşünmüş gibi yargılanması çok kırıcı!

O nedenle hoşgörülü olmak, olaylara geniş bir perspektiften bakabilmek önemli ve bu topraklarda çok zor!

***

Gelelim, HDP’li vekilin Ramazan ayında yiyen- içenlere yaklaşımına. Bu konu benim kafamı çok kurcalar: Oruçlu insanın oruç tutma özgürlüğü varsa oruç tutmayanın rahatça yiyip içme özgürlüğü yok mudur?

Oruç tutmak sabır işi! Nefsine hakim olmayı gerektiriyor. Maddi-manevi insanı arındırmayı amaçlıyor. Oruç tutan zaten huşu içerisinde bu ibadetini yerine getiriyor ve  onun yanında yenip içilmesi oruçlu insanı çok etkilemiyor. Zaten oruç tutanın yanında yenilip içilmese de  oruçlu insan, büyük bir sınav veriyor. Tabii ki mümkün olduğunca oruç tutanların yanında işkence edercesine yenilip içilmemeli! Ama ne var ki, oruç tutmayan da istediği yerde yeme-içme özgürlüğüne sahip! Bunu yanlışmış gibi göstermeye çalışmak, oruç tutana saygı duymayı buna kilitlemek abesle iştigal!

Ben küçük ve mutaassıp kasabalarda oruç tutmadığı halde akşama kadar aç kalan memurların hikayelerini de biliyorum. Bu mudur, oruç tutana saygı! Bu durumda da oruç tutmayan mağdur olmuyor mu?

“İsteyen oruç tutar, isteyen de tutmaz!” penceresinden bakmadıkça halimiz duman!

Yine geldi mi mesele, hoşgörüye ve buluttan nem kapmamaya!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 270
Kayıt tarihi
: 27.03.16
 
 

Eğitim: Mimar Sinan Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı /  İlgi Alanları: Okumak, yazmak, gezmek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster