Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '11

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
92
 

"Şaka" değil, "şike"

"Fikrime ket vurmak durumundayım. Ben her şeyden önce tarafım. İçeride arkadaşlarım var, aynı odayı paylaştığım... Taraf olduğum için bir şey söylemem çok uygun düşmez. Parti içinde fikirlerini farklı şekilde söyleyenler olabilir, ben onlara ‘haklısınız’ veya ‘haklı değilsiniz’ diyemem. Söylediğim takdirde insanlar bunu farklı anlayabilir."

Sayın milletvekilim, Sahaların Kralı Sayın Hakan Şükür Beyefendi; esas şimdi böyle konuşmakla fikrinize ket vurmuş oldunuz. Çünkü, milletvekili olmakla zaten tarafsınız. Bu durumda, Milletvekilliğiniz bitene kadar fikrinize ket vurmak zorunda kalacaksınız, demektir. Başka bir deyişle, mecliste sadece parmak kaldırıp indireceksiniz yani, diğer vekil arkadaşlarınızın birçoğunun aynı şeyi yaptığı gibi...

Bakınız, siz bir Türk vatandaşısınız. Sakın, meclisin kürsüsüne çıkıp, bir konuşma yapmayınız. Taraf olduğunuz için yanlış anlaşılabilir. Vatandaşlar, "bizden mi, değil mi?" diye bir olumsuz kuşkuya kapılabilirler. Siz en iyisi, vekilliğiniz bitene kadar sesinizi hiç çıkarmayınız. Hatta böyle yaparsanız, her seçimde kazanmayı bile garantiye alabilirsiniz. "Bak, ne temiz insandır, ne suya ne sabuna dokunuyor" derler ve böylece her seçimde sizi baş tacı ederler. Siz, bakmayın, "Ne suya dokunuyor ne sabuna; pise bak!" diyenlere. Onlar, bir elin parmakları kadar azdırlar. Onların ellerinde su yerine gaz vardır, milleti gaza getirmekten başka bir hünerleri de yoktur zaten. Bu yüzden çoğu içerdedir.

Ha, ne diyordunuz? "Aynı odayı paylaştığım arkadaşlarım vardır? Onlar hakkında bir şey söylersem,... kendimi de ele vermiş olurum! (O kadar da aptal değilim, der gibi)". Tam da böyle dememişsiniz, ama, söylediğinizin başka bir izahı da maalesef yoktur. "Arkadaşlık adına onları korumam gerekir" demek istiyorsunuz. Bizler de o kadar aptal değiliz, yani. Ancak korunmaya ihtiyaç duyanların korunması gerektiği kadarını elbetteki bizler de anlarız. (Mesela, korunmaya muhtaç çocukları korumalıyız). Anlarız da, arkadaşlarınızın neden korunmaya ihtiyaç duyduklarını pek anlayamıyoruz. Hani, size sormamızın sebebi de bu zaten. Bizleri ilgilendiren arkadaşlık ilişkileriniz değil, "arkadaşım" dediğiniz insanların (arkadaş olduğunuzdan dolayı) belki, ne yaptıklarını biliyor olmanızdandı.. "Bilmiyorum!" diye kısa bir cevap verip temiz kalmak varken, ağzınızı tutamayıp suyu bulandırdığınızın farkına bile varamamışsınız. Daha tazesiniz, hamsınız, pişecek kartlaşacaksınız. Sizin gibi o sıralardan nice tazeler geçip kartaloşa dönenler vardır, bir bakın çevrenize, hiç umurlarında mı? Sadece toplantılarda parmak kaldırıp indirerek, ay sonlarında ceplerini -yıllarca- dolduranları göreceksiniz; siz hiç olmazsa - konuşuyor olmak için de olsa - konuşuyorsunuz....

Ha, bir de; öyle benim diyen her baba yiğit parti içinde fikirlerini farklı bir şekilde söyleyemezler, bunu bilesiniz. Eğer ilerideki bir zamanda parti adına farklı bir şey söylemeye kalkarsanız, orada barınamazsınız, tutunamaz, ayağınızı kaydırırlar, da gözünüzün üstünde gözü var demezler, yemin billa. Farklı fikirler, farklı ortamlarda ... hani, nasıl derler, ha, evet 'demokratik - açık ortam(lar)'da dile getirilir. Bizim gibi kapalı ortamlarda insanın diline 'ket' vuruyorlar, konuşturtmuyorlar; bilirsin işte, taraf olman lazım, parti disiplinine uyman lazım; partilisin, arkadaşsın, ne bileyim, aynı tarikattansın, uyacaksın, uyum sağlayacak, alışacaksın, sessiz, sakin, suskun olacak, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayacaksın. Tıpkı... dediğiniz gibi yani, yoksa, farklı anlaşılır, baba kızabilir, kızağa alınabilirsiniz. Siz, siz olun, en iyisi etrafta fazla dolaşmayın; sonra bir gören olur, göz koyan olur, da nazara gelirsiniz kazayla, eğuzubillah!... topa tutarlar adamı, topçu olduğuna bakmaz, aba altından sopa gösterirler, de ne olduğunun farkına var(a)madan kariyerinizi çizerler...

Bırakın, Allah'tan bulsunlar! Siz de öyle demişsiniz zaten. Haklıya-haksıza karışıp, siz karar verecek değilsiniz ya! Hâkimler ve Savcılar bile karar veremezken, size mi düşmüş, el-âlemin şikesi? " Şaka değil ki, sözüm ona "Şike" diyorlarmış adına! Yıllarca gazetelerde çarşaf çarşaf yazılan teşfik primlerinin adı ne zamandan beri "şike" olmuş? Abdullah Gül top oynamamış ki, bilsin. Siz, en iyisi bu işi Recep Tayyip Erdoğan'a soracaksınız. Yıllarca top koşturmuş, bu işin içinden gelen biri olarak, bir - bilen kişi - olarak, ona inanacak, ona güveneceksiniz. Bunun, başka bir izah yolu da yoktur zaten, bugüne kadar ne demiş de olmamış ki?... Bakmayın, bugün biraz rahatsız olduğuna. Yarın sahaya çıktığında, golleri bir bir ağlarla buluşturduğunda, rakip oyuncular kaçacak delik bile bulamayacaklar. Sen sen ol, ketum kal, Hakan kal, Kral kal, Şükran kal, Hoşça kal...

---- Alaettin Morgül ---- 12.12.2011 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 993
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster