Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
155
 

“Sanatı Yalnız Uygulamayın, Onun Kalbine Nüfuz Edin”

“Sanatı Yalnız Uygulamayın, Onun Kalbine Nüfuz Edin”
 

Ludwig van Beethoven (16 Aralık 1770-26 Mart 1827) Alman klasik müzik bestecisi


 “Müzik ruhun gıdasıdır.”derler ki doğru olabilir bence de. Ama bende müzik yeteneği sıfırın altında, yanı eksilerde. Bu demektir ki kendi gıdamı kendim üretecek beceriden yoksunum.  Bu konudaki gıdayı başkalarından almam gerek. Her gıdayı da sevemiyorum. Türk sanat müziği iyi geliyor bana. Bir de kemençe havaları...

Öyle senfoniydi, menfoniydi bilemezdim, dinleyemezdim. Ancak biraz önce 9. Senfoniyi odamda, videodan dinledim. Bundan önceleri çok duymuştum, ama ne yalan söyleyeyim dinlememiştim. Şimdi, doyasıya demeyeyim ama  dinledim.

Kemençe havalarından hoşlanan birinin 9. Senfoniye dinlemesine şaşıracaksınız. Doğrusu, ben de şaşırdım. Dinledim. Hem de gözlerimi kapayarak dinledim. Müzik dinlerken insan niye gözlerini kapar? Hayalen bir yerlere gitmek için tabii. Hayalen gittiğim yerler sizi açmaz onun için bu müzik muhabbeti  nereden çıktığına gelelim. Bu arada video galiba Mozart’a  geçti. Anlayacağınız müzik eşliğinde yazıyorum. Anlayanlar çaktırmasın. Yazı yazılıyorsa, "sanatın kalbine nufüz edilemiyor" demesin. İdare ediyoruz işte:

Ben, övünmek gibi olmasın eski ilköğretmen okulu mezunlarındanım. Açık deyişle Köy Estitüleri kapatıldıktan sonra aynı mekânlarda, aynı kadroların eğitim verdiği okulların birinden...

Dördüncü sınıftayım. Müzik salonunda sözlü sınavdayız. Önceki  yıllarda çok çalışmama rağmen 4’den yukarı not alamadım. Kendime güvenim kalmadı. Bu kez çalışmamaya, bir önceki öğrenciyi taklit etmeye karar verdim. Ve ilk kez 7 alıyordum. Önceleri teorik bilgilerle ve mandolin yardımıyla; diğer derslerden çok iyi notlar aldığımdan olacak öğretmenler kurulu kararıyla müzik eşiğinden geçiyordum. İnsanoğlu,  7 aldım ya, artık kendime güvenmeye başladım.

Bu arada, yanlış anlaşılmışsa düzelteyim. Müzik yeteneğim sıfır derken diğer sınıf arkadaşlarıma göre demek istedim, yoksa “Biz ne de olmasa ilköğretmen okulu mezunuyuz.” Böyle yazmamı da yadırgamayın. Kapanan bu okulları hatırlatmak istedim de onun için yazdım yoksa kendimi övmek için değil. Okullar deyişim şundan ilköğretmen okulundan sonra gittiğim Eğitim Enstitüleri de Yüksek Öğretmen okulları ile birlikte kapandı. Aslında bu konu başlı başına bir yazı konusu olabilirdi; ama yaşlılık işte böyle çağrışımlar yakamızı bırakmıyor. Neyse gelelim 9. Senfoniye.

Benim teorik bilgim iyiydi. Yukarıda dedim ya iş solfejlere kalsa işimiz zordu bizim. Ya unuttum, veya teorik bilgim de yetersizi. 9. Senfoninin Avrupa Birliğinin Milli marşı olduğunu bilmiyordum. Durun durun, bir dakika. Sahi o zamanlar (1962 mezunuyum) Avrupa Birliği yoktu ki. 

Avrupa Birliği bir gün yok olacağa benziyor; ama Beethoven, galiba daima anılacak. Tabii, sadece eserleriyle değil hayatıyla da. Müzik dünyası yaşamı böyle olan bir müzisyen gördü mü? Doğrusu, bilmiyorum. Tahminen söylüyorum ki görmemiştir.

Meraklananlar için kısaca yazayım. Daha çok meraklananlar, biliyorum ki internete başvuracaklar. Belki de Beethoven dinlemeye başlayacaklar.

Klasik dönemin en önemli isimlerinden bir tanesi olan Beethoven, Alman piyanist ve bestecidir. Klasik dönemden romantik döneme geçiş sürecinde büyük katkısı olmuştur. Diğer pek çok başarılı ve ünlü kişilik gibi o da zorluklarla mücadele etmiş, kendi çabalarıyla dünyanın en çok takdir edilen bestecilerinden biri olmuştur. Mücadelesi çocukluk yıllarında başlayan Ludwig van Beethoven; ilk sınavını, sıkıntılı bir aile hayatı ve iyi denilemeyecek bir baba ile uğraşarak vermiştir. Ardından sağlık sorunları yaşamış, aşık olduğu kadınlar tarafından terk edilmiş, onun için en önemli yeteneğini, yani işitme gücünü kaybederek büyük bir buhrana sürüklenmiştir.

Tüm bunlara rağmen pes etmemiş, sağır olduğu dönemde bile beste yapmaya devam etmiştir. Hatta bu dönem içerisinde yaptığı besteler, Beethoven’in en çok ses getiren eserleri olmuştur. Ve notalara hayat veren ünlü müzik dehası, 26 Mart 1827’de ardında hiçbir zaman unutulmayacak eserler bırakarak Viyana’da hayata veda etmiştir.”(2)

Yazımızı, Bethoven’in bir sözü ile sonlandıralım:

Devam edin; sanatı yalnız uygulamayın onun kalbine nüfuz edin; bunu hak ediyor, çünkü sadece sanat ve bilim insanı tanrısallığa yüceltebilir." (Beethoven, 1812)

Sonlandırmak kelimesi bu yazıya uymadı galiba, şöyle diyelim: Müzik dinlemeye başlayalım, arada bir de Beethoven’den dinlersek ilâç gibi gelir.

          Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy_İstanbul

----------------------------

1.     https://www.youtube.com/watch?v=Rb0UmrCXxVA

2.     https://paratic.com/beethoven-kimdir/

 

bayram aslan, Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu çok samimi, samimi olduğu kadar da gerçek yazınızı zevkle okudum. Şöyle fırsat bulup divana uzanıp her telden de olsa müzik dinlemek ruhun gıdası olsa gerek. Sağlık, sevgi, esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 11.10.2017 10:37
Cevap :
Merhaba Özşahin Bey, Yorumunuz için teşekkür ederim. İnşallah, söylediğiniz gibi müzik dinlemeye fırsatımız olur. Hayırlı günler dileğiyle selâmlar.   11.10.2017 18:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 625
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster