Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
2630
 

"Sarı Zeybek", "Ata"nın ta kendisiydi

"Sarı Zeybek", "Ata"nın ta kendisiydi
 

Cumhuriyet Halk Partisi'nin il başkanlarından birisi, Sarı Zeybek rakısının üreticisi Elda ile Ata rakısının imalatçısı Burgaz hakkında; Gazi Mustafa Kemal'in manevi şahsiyetini rencide ettikleri iddiasıyla, Cumhuriyet Savcılığına ihbar başvurusunda bulunup, davacı oldu. "Güler misiniz, ağlar mısınız?" deyip, görüşlerimizi ve hissettiklerimizi açıklayalım.

Öncelikle, her zaman olduğu gibi "Atatürkçü'lüğü kurtarmak ve layıkıyla yaşamak-yaşatmak için, Atatürk'ü, kraldan fazla kralcı Atatürkçü'lerden(!) kurtarmak lazım" geldiği tezimin altını kalın ve fosforlu çizgilerle, bir kere daha çiziyorum. Sözkonusu suç duyurusu, eğer politik rant sağlama ve gündeme oturma saikleri ile yapılmamışsa tek kelime ile "komik"tir. İnanın, ilk söylediğim gerekçeler etik olmasa da çok daha mantıklıdır, Türk politik hayatının yoz çerçevesi içerisinde.

Gazi; çok büyük bir devlet adamı, müthiş bir askeri deha, sıkı bir mücadele insanı ve devrimci olmasının yanında; hayatı, iliklerine kadar yaşamayı bilen, bu bilgi ve görgüye sahip, tipik bir hayat adamıydı. İnsandı her şeyden önce, insan. Daha ötesi yok.

Cumhuriyet'in ilanından sonra, gecelerin ilerleyen saatlerine, hatta zaman zaman günün ilk ışıklarına kadar devam eden sofra meclisleri, yüzlerce kaynakta da yazılıp-çizildiği üzere çok meşhurdu. Bu, uzun yemekli toplantılarda çok önemli devlet ve millet meseleleri, kültür-sanat konuları, inkılaplar tartışıldığı gibi konunun ülke çapındaki ileri gelenleri tarafından; bazı günler de müzikler dinlenir, fasıllar meşk edilirdi.

Gazi, kendi inandığı ve benim gibi birçok memleket evladının da inanıp-yaşadığı, savunduğu milliyetçiliği ile kendi kültüründen müthiş derecede haz alan bir kişilikti. Türk musikisini derinlemesine bilir, zamanın büyük üstatlarını sofrasına davet ederek, şereflendirirdi. Özellikle Rumeli türküleri olmak üzere, zeybek havalarını hassaten sever ve dinlerdi. Bazı kaynaklarda belirtildiği gibi çok keyifli olduğu zamanlarda kendisi de sevdiği şarkıları terennüm eder, toprağına diz vururdu. Aynı zamanda vals yaptığı, aynı zamanda klasik batı müziği eğitimi veren kurumlar açtığı gibi. Ne kadar ırkçı(?)-milliyetçi(?) bir durum değil mi? Aah, aah söylenecek çok söz var da...

Gazi'nin, bizzat kendisinin şarkılar söyleyerek eğlendiği gecelerden birisi; 9-Eylül-1922 tarihi gecesinde, güzel İzmir'e yukarıdan bakan Belkahve'deki mazbut bir evde yaşanmıştır. Muzaffer ordularının, mübarek askerleri; yangını tüten İzmir'e girdiklerinde, O, silah arkadaşı İsmet Bey ile birlikte yaşlı ama gururlu gözleriyle İzmir'ine nazar etmiş ve o geceyi mütevazı bir şekilde Belkahve'de eğlenerek geçirmiştir. Eğlenmekten kastım da mütevazı bir Anadolu köy yemeği yenmiş, çaylar, kahveler içilmiş ve şarkılar söylenmiştir.

Gelelim rakı meselesine. Atatürk, yemeklerden kuru fasulye ile pilavı; içkilerden ise milli içkimiz rakıyı severdi. Sıkı bir rakı içicisi idi. Uzun sofra meclislerinde; yemeklerine çok fazla dokunmaz, içtiği rakısı ile birlikte sadece tuzlu leblebi yemekten zevk alırdı. Aperatif olarak içki aldığı durumlarda ise tercihi, biradan yana olurdu. Bugün, canına okunmuş olan Ankara'daki Atatürk Orman Çiftliği içerisinde, o yıllarda, meşe fıçılar içerisinde dinlendirilmek suretiyle "Sarı Zeybek Rakısı" imal edilirdi.

Can Dündar'ın "Sarı Zeybek" adlı kitabını şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Orada da anlatılır. Gazi Mustafa Kemal, sirozun pençesindeki en ıstıraplı günlerinden birinde, katıldığı bir mecliste, orkestraya Sarı Zeybek türküsünü çaldırmış ve o muhteşem figürasyonu ve Türk'lük gurur ve şuuru ile efe oyunu oynamıştır. İşte o gün, O, bu milletin "Sarı Zeybek"i olduğunu bir kere daha göstermiştir tüm cihana. Armstrong'un "Bozkurt"u Gazi, bu millet vicdanın "Sarı Zeybek"idir.

Şimdi soruyorum. Bir rakı markasına, hem de kalitesi ile en üst segmentte üretilen Sarı Zeybek ve Ata'ya, Atatürk'ün manevi şahsiyetini rencide ediyorsunuz, yıpratıyorsunuz suçlamasını yöneltmenin mantığı nasıl bir mantıktır Allahaşkına? Bir rakı markasının isminin "Sarı Zeybek" ya da "Ata" olmasının neresi küçük düşürücüdür. Atatürk rakı içmemiş midir? Ya da rakı içen milyonlarca insanımız, aşağılık bir durumda mıdır? İnsaf, el insaf...

Burgaz'ı çok tanımıyorum, ancak "Sarı Zeybek"in üreticisi Elda İçecek A.Ş.'nin sahibi ve aynı zamanda İzmir Ticaret Odası Başkanı Sayın Ekrem Demirtaş'ı iyi bilirim. Tanışmışlığımız ya da herhangi bir hukukumuz da yoktur bu arada ancak icray-ı faaliyetini yakından takip ederim. Tek cümle ile söyleyebilirim ki Sayın Demirtaş'ın Atatürkçü'lüğü de su götürmez derecededir efendim.

İnanıyorum ki bu başvuruyu değerlendiren akıl ve iz'an sahibi savcılarımız işleme dahi gerek duymayacak ve takipsizlik kararı vereceklerdir. Şerefinize Sayın Başkan...

Not: Yazı fotoğrafı www.atamizindeyiz.com adlı siteden alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O insan ki tasavvur edemiyeceğimiz kadar yurtsever bir buyuk insandı. Dogdugu kent Yunan'a gecti. Cok defa okudum ki Izmir kurtarıldıgında orada, Selanik'teki genclikte hararetli tartışmalar yaptığı gazinolara benzeyen Izmir gazinolarında sırf Selanik'teki genclik anılarını yad ederek dostlarıyla içti. Mutevaziydi, halkının şerefine kimseden gizlemeden cok sevdigi halkının şerefine kadeh kaldırıp içti. Cepheden cepheye kostu, vatan evlatlarını bir emriyle yuksek vatan cıkarları için ölüme gönderdi. Kendisi de ölümden korkmadan en onde savastı. Bir bir önüne düşen gencecik vatan evlatlarını gördü. Şimdi neden Ata rakı içerdi diyenler o gunlerde O yuksek sahsiyetin acilarini tasavvur bile edemezler. O'nun da boyle bir alışkanlığı vardı. Ne yapalım bu O'nu genc yaşta aramızdan aldı ama O genc yaşında yuzlerce yıllık işi başarıp oyle ayrıldı aramızdan. Bunlar bence kucuk tartışmalar. Biz yeniden tam bağımsız Turkiye'yi nasıl kuracağız bence bunu tartışalım... Saygilarimla.

Cem A. 
 12.07.2007 2:21
Cevap :
Aynı kanaatteyim Cem Bey. Birilerinin içkisiyle, namazıyla, bikinisiyle, başörtüsüyle, kılıyla, tüyüyle uğraşmaktan; asıl konulara zaman bulamayan bir toplum olduk maalesef. Değerli katkı ve yorumunuz için teşekkür eder, paylaşımınızın devamını diler, sevgi ve saygılarımı sunarım.  13.07.2007 0:28
 

keşke içmeseydi de Gazimiz bir 10 yıl daha başımızda kalsaydı. Şikayet eden vatandaşımıza gelince... bu vatandaşımız acaba " her yerde bu adamın heykeli neden var" diyen kişileri de şikayet etmeyi düşünüyor mu? bunu bir kabahatmiş gibi aksettiren AB temsilcileri hakkında ne düşünüyor? bence saçma sapan şeyler yerine ciddi tehlikeler ile ilgilenmesi gerekir. Bu tehlikelerden sonra bir de "üretilen mallarımıza neden Atatürkümüzün adı ve lakabları verildi?" diye soran vatandaşlar ortaya çıktı.

Serkan Dilek 
 12.02.2007 11:48
Cevap :
Değerli katkı ve yorumunuz, ortaya koyduğunuz açılımınız için çok teşekkür ediyor; sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  12.02.2007 13:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 928
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3572
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster