Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '06

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2682
 

'Satanist' bir film: zavallı bir Şeytan, Şeytan’dan şeytan İnsan!

'Satanist' bir film: zavallı bir Şeytan, Şeytan’dan şeytan İnsan!
 

Yalnızlığınızın doruğa ulaştığı, umutlarınızın bir bir kırıldığı bir akşam Bay Şeytan karşınıza çıkıp ruhunuzun karşılığında size belli bir süreliğine de olsa hayal edebileceğiniz her şeyin gerçek olmasını teklif etseydi ne yapardınız? Ruhunuza karşılık hayallerinizin tümünü yaşabilmeyi... Uluslararası bir şöhret, sayısız hayranlar, herkesin aşık olduğu bir megastar olmak, sınırsız para, tam da istediğiniz türde bir kadın... Hiçbir şeyken bir anda her şey olabilmek...

Bahsettiğim film, eski bir Türk filmi: Arkadaşım Şeytan. Tesadüf eseri televizyonda rastladığımda hemen çok ilginç ve hoş bir film olduğunu anladım. Mazhar Alanson, gencecik aydınlık yüzüyle, istediklerini yapmaktan çok uzakta olan ama çok hırslı bir şarkıcı. Şeytan gözlüklü, papyonlu Ali Poyrazoğlu. Yaprak Özdemiroğlu ise Alanson’un, cansız bedeniyle sevgiyle dertleştiği sonradan Şeytan’ın kızı olan gelinlik mankeni.

Şeytan, ilginç ruhları ele geçirmek için uzun süredir Orta Doğu’dan çıkamamıştır, çünkü Avrupa çoktan robotlaşmıştır. Alanson’u yetenekli ve ilginç bir ruh olarak görür ve onu amaçlarına ulaştırmak için ruhlarını önceden ele geçirdiği insanları kullanacaktır. Dediklerini yapmazlarsa ruhları elindedir, yokediverir. Peki tanrısı para olmuş bu insanların artık ruha ihtiyacı kalmamışsa ne olacaktır? Şeytan’dan şeytan olmuşlarsa...

Şeytan, Alanson’a gelinlik mankeninden istediği özelliklerde bir kadın yaratma işini bile becerememektedir. ‘Kadınları kim çözebilmiş ki ben çözeyim?’ der Şeytan, ‘En karmaşık varlıklar...’

Konuyu şöyle bir düşündüğünüzde sanki bir yüksek bütçeli, teknik yönden gelişmiş özel efektlerle ve korku uyandıran sahnelerin olacağı bir Hollywood filmi aklınıza geliyor olabilir; ama durum bundan çok farklı. Zaten eski bir film olması itibariyle teknik yönden zayıf; ama satır aralarında barındırdığı fikirler, yaydığı duyarlılık ve yarattığı sevecenlik gerçekten filmi keyifle izlenir kılmaya yetiyor. Bu fantastik Atıf Yılmaz filmini izlemenizi, izlerken ince esprilerine gülümsemenizi ve en çok da satır aralarını iyi düşünmenizi isterdim.

İnsanların artık bir ruha ihtiyaçları kalmadığı, sevgiye, iyiliğe itibar etmediği, uluslararası şirketlerin yönettiği çarklarda paraya tapan piyonlara dönüştüğü bir düzeni sevecenlikle insanca karelere döken bu filmi izlemenizi tavsiye ederim.

Sevgiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eternal Sunshine'da bos bulundum, seytan yakaladi beni. Iyi de etti. Cok sevdim o filmi. Yazmistim zaten. Ama bu filmde yakalayamadin beni. Izlemis ve senin o ilk paragrafinda sordugun sorularita o zaman sormustum kendime. Cevaplarim söyleydi: Teklifi kabul ederdim ikilemin üstüne gitmek icin. Seytan'in avukatligini üstlenirdim. Bogayi boynuzundan tutmak gerek. Ve seytan azapta gerek... Yani: Mis gibi yapip zaman kazanir, firsat kollar, firsati yakaladigimda da seytani kündeye getirirdim... Ve tökezleyip düsmemek icin hep yükseklere bakardim:-)))

pirmete 
 24.11.2006 16:29
Cevap :
Yakalayamadık mı bu sefer? Tüh:)) Şeytan'ı zaten kündeye getiren getirene, sen de getirirdin. İnsanlardan bezen bir Şeytan var zaten karşımızda:)  24.11.2006 16:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 3039
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster