Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '13

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
2099
 

"Seksenler" bitmeden "Doksanlar" dizisi de yolda

"Seksenler" bitmeden "Doksanlar" dizisi de yolda
 

Doksanlar Çok Yakında!


Türkiye toplumunun eski zamanlara özlemini giderdiği bir televizyon dizisi olan Seksenler’e, daha önceki bir yazımda değinmiştim. O yazımda dizinin 12 Eylül darbesini yeterince eleştirmediğini, ama yine bir dönemi yansıtmaya çalıştığını vurgulamaya çalışmıştım. Şimdi ise Seksenler’i, Türkiye’de pek çok insanda var olan eskiyi özleme gerçeği içinde değerlendirmeye çalışacağım.

Seksenler dizisi, eğlenceli bir geçmiş zaman hikâyesi… 12 Eylül’ü eleştirirken her ne kadar yeteri kadar anti-militarist olamadıysa da dönem hakkında bir fikri olmayanların kafasına, bir soru işareti düşürmeyi başardı.

Dönemin karanlığını bir kenara bırakırsak, dizi seksenlerin tüm hayatını yansıtmayı da başarıyor. Aşk, iş hayatı, mahalle ilişkileri gibi konularda önemli bir seksenler portresi çiziyor. Seksenlerde çocuk olmuş veya ilk gençliğini yaşamış olan insanlara güzel veya hüzünlü anılarını hatırlatıyor.

Geçmişe özlemin çok daha fazla hissedildiği bir dönem yaşıyoruz. Bu biraz günümüzdeki şartların artık dünü aratmaya başlamasının da bir sonucu olabilir. Psikolojik sebepleri dışında, önemli bir sosyolojik sebebi var gibi görünüyor.

Dizi, seksenlerde meydana gelmiş pek çok olayı, dünya ve Türkiye gündemini ilgilendiren pek çok gelişmeyi, kısacası siyasetten magazine kadar görünen detayları sunan bir bülten gibi… Bu da insanlarda bir fotoğraf albümüne bakma keyfi yaşatıyor çoğu zaman.

Seksenler dizisi, o dönemin her olayına tanıklık eden insanların sevgisini kazanırken, yakında Doksanlar’ın başlayacağının müjdesi de verildi geçenlerde bir televizyon programında. Benim kuşağımın, her anına tanıklık ettiği bu dönemi anlatacak televizyon dizisi de aynı ilgiyi görecek gibi.

Doksanlar deyince katliam, Susurluk, 28 Şubat, kayıplar, kriz, deprem gibi çok önemli başlıklar gelir akla. Doksanların karanlığı da en az 12 Eylül’ün karanlığı kadar derindir. 12 Eylül’ü bir şekilde eleştirebilen Seksenler dizisinin yapımcıları ve senaristleri, “Doksanlar” projesinde bir hayli zorlanacaklar. Çünkü bu konuları işlemeye kalkarlarsa ucu bugünün yöneticilerine kadar uzanan bir yol izlemek zorundalar. Ya da yüzeysel kalacaklar.

Eğer siyasi gelişmelere değinmeyi pek tercih etmeyeceklerse de Doksanlar ile eğlenceli bir televizyon dizisi ortaya çıkacaktır. Çünkü dönemin yumuşak maddeleri de oldukça zengin. Pop müzik patlamasıyla müzik hayatına giren çokça isim, değişen giyim tarzları, Hugo, özel televizyonlar, mahalle dizileri, yabancı restoran zincirleri ve tetris gibi sosyal hayatı etkileyen unsurlar söz konusu…Bu noktada benim kişisel görüşümse şu. Doksanların en önemli hayat tarzı değişimi tetris ile yaşanmıştır.Politik olarak da çok olay yaşanmış ve günümüzdeki dönemi hazırlamıştır tabi o yıllar. Ama sosyal hayatı en derinden etkileyen olay, Rus mucit Alexei Pajitnov tarafından bulunmuş tetrisin yaygınlaşması olmuştur. Çünkü Türkiye’nin gerçek anlamda ilk çılgınlığı tetris, günümüzün Facebook oyunları çılgınlığının da başlangıcıdır. İnsanların yolda yürürken, bir yerde otururken, tuvaletteyken ve komşu ziyaretindeyken en önemli aktiviteleriydi bununla oynamak. Ben mesela bir tetris alacak para biriktirmek için, bir yaz mevsimini mahalledeki markette çalışarak geçirmiştim. Pişman değilim, yine olsa, yine yaparım.

Konunun özü tetris oynama çılgınlığı, bu yeni dizi projesinde kullanılırsa güzel bir nostalji yaşatacaktır. Tuvalette geçen zamanı uzattığından, hemoroit hastalığının daha genç yaşlarda görülmesine de neden olmuştur ayrıca tetris. Bu da değinilebilecek bir detay.

Bir diğer önemli konuda internetin ve cep telefonlarının hayatımıza girmesidir ki işte bunla birlikte teknolojiyi daha yakından takip eden bir kuşak oluşmuştur.

Doksanlı yıllar dediğimizde çok geniş bir konudan söz ediyoruz elbette. Yazmakla bitmez.

Sokakta oynamış olabilmenin keyfiyle büyümüş bir kuşağın dizisi… İçinde o yıllarda çocuk olmuş ve ilk gençliğine hazırlanmış insanları, oldukça etkileyecek gibi görünüyor. Doksanlar “Sokakta Oynayan Son Çocukların Dizisi” sloganıyla yakında TRT–1 ekranlarında olacak.

İnsanların eskiye özlemi, 45’lik müziklere yönelik yoğun ilginin her geçen gün artıyor olmasından da anlayacağımız gibi bitmek bilmeyecek bir duygu. Bugün de yarın da hep var olacaktır. Yeter ki o on yıllık periyotların içini, yarınlarda daha iyi, daha güzel gelecekle dolduralım.

www.twitter.com/dgnozcn

www.facebook.com/doganindengesi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nasıl bir özlemse artık bu? Anlamıyorum!Gerçi ben de özlem duymuyor değilim hani.Sanki daha bir güzeldi o yıllarda yaşamak,sevmek,kardeş olmak,çocuk olmak...Biz 80'lere-90'lara özlem duyarken yabancılar revolution dizisi le teknolojinin olmadığı anlara özlem duyuyorlar.Sanırım geçmişe özlem gelecekte hep yerini koruyacak. Sevgiyle...

Ahmet Gürdal 
 10.02.2013 9:13
Cevap :
geçmişi özlemek bitmez :) teşekkürler yorumunuz için...  10.02.2013 22:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1077
Kayıt tarihi
: 28.11.12
 
 

Uludağ Üniversitesi İktisat bölümü mezunuyum. Ancak dört yıldır müzikle uğraşmaktayım. Trompet ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster