Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
5056
 

“Selâtin” ve “Cuma” camisi kavramı…

“Selâtin” ve “Cuma” camisi kavramı…
 

Pazar günü gittim, fotoğrafladım...


İstanbul Ataşehir’de “Mimar Sinan” adı verilen ve Mimar Sinan’ın eserleriyle karşılaştırılan büyük bir cami yapıldı. Cami, ölçüleri itibariyle Türkiye’deki ”En büyük Cami” özelliğinde imiş, gidip görmedim, görmeyi istiyorum, hatta bu Pazar İstanbul’da iken gidip göreceğim inşallah…

Bu yazımda “Cami” üzerinde durmayacağım, “Cami” üzerine fikir yürütmek, ola ki yanlış anlamalara neden olabilir, yanlış anlamalardan kendimi sakınırım.

Benim konum, bu caminin açışlındaki Başbakan’ın ifadeleri ve caminin bir yanında “Kitabe” gibi Sayın Başbakanın sözleri ve altındaki imzası ile “Cuma cami” kavramı üzerine.

Önce bu caminin ölçüleri itibariyle Mimar Sinan’ın camileri ile eşleştirilmesi. Sadece iki ölçü ile bile Selimiye Camisi ile eşleştirilemez. Kubbe yüksekliği Selimiye Camisinde 43,25 metre iken, Mimar Sinan Camisinin kubbe yüksekliği 42 metredir. Selimiye Camisinde Kubbe çapı 31,25 metre iken, Mimar Sinan Camisinde genişlik 27 metredir.

Diğer önemli farkı ise, Selimiye, Sultan Ahmet, Süleymaniye ve Fatih Camilerin yapıldığı tarihteki inşaat tekniği ile bugünün inşaat tekniği asla karşılaştırılamaz.

Burayı geçelim, Bugünün “Mimari”si, inşaat tekniği ile Mimar Sinan’ı karşılaştırmak bile abesle iştigaldir. Ancak yeni yapılan ve adı “Mimar Sinan Cami” olan bu cami de elbette “Büyük Camiler” arasına girmiştir.

Benim esas söylemek istediğim, Sayın Başbakan’ın, açılışta ifade ettiği kavramlar.

Başbakan, Camiden söz ederken Asya yakasında “Selâtin” cami ihtiyacı olduğunu vurguladı…

Başbakan’ın “Selâtin Cami” kavramını bilmemesi mümkün değil…

“Selâtin Camisi” demek, Osmanlı Padişahlarının ve Valide Sultanların kendi adlarına yaptırdıkları camilere verilen isimdir. Bir başka anlatımla, Türkiye’de birçok kişi, kendi adlarını verdikleri cami yaptırmışlardır ve bunların hiç biri “Selâtin Cami” değildir, çünkü Padişah veya Valide Sultanlar tarafından yaptırılmamıştır. Her “Büyük” Cami, “Selâtin Cami” olarak bu nedenle adlandırılamaz.

O zaman şu soruyu soruyorum…

Kabul, cami büyük hem de ihtiyaç, ancak “Selâtin Cami” olarak anılması ve bilinmesi mümkün değil. O zaman Başbakan neden “Selâtin Camisi” olarak tanımlıyor? Kendi “Talimatı ve isteği” üzerine yapıldığı için kendini “Padişah” yerine mi koyuyor?

Elbette “Padişah” yerine koymuyor, koyamıyor, ama “İmzasını” koyuyor. Duvarına kocaman bir “Yazıt” koyuluyor, altına da Sayın Başbakan “İmzasını” koyuyor.

Yani…

Aba altında “Ben ki Padişahım” demeye getiriyor ve adını da duvara yine “Çaktırmadan” koyuyor.

Koyuyor ve camiye de “Selâtin Camisi” diyor…

Eh… Ben de “Bu gurur niye padişahım, senden büyük Allah var, bilesin”  diyorum, yanlış mı?

Gelelim “Cuma Camisi” kavramına…

Cuma günü “Öğlen namazı” vaktinde ve “Cemaatle” kılınması farz olan namazdır, “Yerleşim yerlerinde” ve cemaatle kılınan bu namazın bir başka özelliği de, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) zamanında iki rekat namazdan önce “Hutbe” okunmasıdır. Sonra “Dinletilmesi” için namazın önüne alınmıştır.

Şimdiki gibi diyanet İşleri Başkanlığının “Dikte” ettiği konular yerine, geçmiş ve gelecek haftanın içinde yaşanan veya yaşanacak önemli konular, imam tarafından bizzat hazırlanan konuşmalar olurdu. Dahası, cemaatin ortak sorunları, konu olarak seçilirdi.

Bu gününün koşulları içinde, yerleşim yerlerinde, İl, ilçe, köy ve kasabalarda ve bütün camilerde kılınır. Özellikle Cuma namazlarının kılınacağı bir cami söz konusu değildir. Önemli olan, gök kubbe altında, yerleşik nüfusun toplanıp “Cemaat” oluşturması esastır.

Yani…

Sayın Başbakanın ifade ettiği gibi “Cuma camisi” kavramı uygun değildir. Fiziken de mümkün değildir. Diyanetin “Dikte” ettiği “Hutbe” konuşması ile de “Gerek bile yoktur” desek yeridir.

O zaman şunu sormak isterim…

Sayın Başbakan neden “Cuma camisi” kavramını kullanmıştır?

El cevap…

Duvarında kendi imzası bulunan ve adına da “Selâtin camisi” dediği bu camiye daha bir anlam kazandırmak için…

Daha ne diyeyim ki? Allah kibrini yensin…

22 TEMMUZ 2012
İBRAHİM PEKBAY
 

Mesut Selek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok önemli yazınız örtülü 'kara mizah' tarzında olmuştur. Sandık sonuçlarını kabul eden kendini padişah sanma psikolojisi en enteresanı...

Kadri KANPAK 
 24.07.2012 3:58
Cevap :
Sayın Kadri Kanpak... Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla...  24.07.2012 11:17
 

Sn Pekbay, benim yazdığım yorum da yayına alınmadı. Durumdan sizi haberdar etmek istedim.Ancak, Mesut Selek Beyin paylaşımından yazınızı okuduğum için yorumumu da sehven onun adına atfen yazmıştım.Bunun için de sizden özür diliyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.

Hızır Kabil 
 23.07.2012 21:22
Cevap :
Sayın Kabil... Estağfurullah... Özüre gerek yok. Ben de Sayın Selek'e hitaben yazıldığı için sadece yayına aldım. Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla...  24.07.2012 15:17
 

Başbakanımızı eleştirmek haddimize mi düşmüş...Hep övdük aslında...Başarılarıyla bâşımızın,tâcıdır...Düşüncelerini özgürce ileten toplumumuz, medyamızın da dünyanın en özgür medyaları arasında yer almasından dolayı bahtiyarızdır....NOT:İbrahim Bey,Taksimdeki sohbetimizi anlatan bir blog yazdım..Resimlerle de süsledim..Umarım yayınlanır...:)selamlar...saygılar...

Mesut Selek 
 23.07.2012 14:48
Cevap :
Okudum ve yorumladım. Saygılarımla...  24.07.2012 9:40
 

Yazdığım yorum yayına alınmadı...Bir daha yazayım bakalım ...Ben aslında,'' başbakanımız çok iyi yapıyor...ellerine sağlık..Milletimiz onunla iftihar ediyor...''demek istemiştim.Böyle önemli bir baş vekilimiz Süleymaniye ayarında selatin camisi yaparsa adını da o camiye koymak gerekir diye düşünüyorum.....saygılarımla...

Mesut Selek 
 23.07.2012 11:22
Cevap :
Dayın Selek... Yazı da yazarken, yorum da yaparken dikkatli olmanız gerektiğini artık öğrenmiş olmanız. Siz ki "Eski"lerdensiniz. Hele başbakan hakkında!... Saygı ve sevgilerimle... Dip Not: "Kovboy" harika idi... :)  23.07.2012 13:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 890
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster