Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
620
 

Senin annen öldü çocuk

 Senin annen öldü çocuk
 

Birdenbire karşıma çıkan cenaze alayı bir duvarın kenarına mıhlardı beni. Far ışığına maruz kalmış tavşanlar gibi yerimden kımıldayamazdım.  Cenaze geçerken dükkânlarının önüne attıkları iskemlelerde oturan esnaf saygıyla ayağa kalkar, kısa süren dua mırıltılarından sonra elleriyle yüzlerini sıvazlarlardı.


(Senin annen öldü çocuk.)


Kimi tabutlar kalabalık bir cemaat eşliğinde taşınırken, kimilerinin ardı pek tenha olurdu nedense… Ortak tek yönleri sessizlikleriydi ve bu sessizlik deli ederdi beni. Günlerce kendime gelemezdim. Yaşama anlam katan bu son yolculuğun felsefesini yapacak kadar büyümemiştim henüz.


Dehşet verici bir şeydi benim için ölüm!


(Senin annen öldü çocuk.)


Allı güllü bayram sabahlarında yapılan mezar ziyaretlerine eşlik etmek işkence gibi gelirdi bana. Kabir temizliğinin, sessizce okunan Fatihaların bir an önce bitmesini sabırsızlıkla bekler, mezarlıktan çıkarken yeniden doğmuş gibi olurdum. Aldığım kararlar hep aynıydı:


Ben, hiç ama hiçbir zaman ölmeyecek, kimseleri bırakıp gitmeyecektim!


(Senin annen öldü çocuk.)


Ölüm demek, doğduğum yörenin kabristanıydı benim için. O kabristandan ne kadar uzaklaşırsam, ölümden de o kadar uzaklaşacağıma inanır, büyüyünce uzaklara, ölümün beni bulamayacağı çok uzak diyarlara gitmeyi ve o uzak diyarlarda yaşamayı tasarlardım.


Şimdilerde düşünüyorum da; daha çocuk yaşta aldığım bu kararı gerçekleştirmiş, ömrümün büyük bir bölümünü doğduğum yörenin kabristanından uzakta geçirmişim.


(Senin annen öldü çocuk.)


Ne var ki artık içimi ürpertmiyor ölüm. İleriye yönelik tasarılarımın arasında yeri gelince “fişi çekmek” de var. Kimseleri tedirgin etmeden ve üzmeden sessizce çekip gitmek…


Henüz güçlü ve kuvvetliyken; elden ayaktan düşmeden ölmek…


Son konuğu ayakta karşılamak…


Ve onun elini saygıyla tutup yürümek o bilinmeze…


Yanlayıp yatmak nihayete kadar!


(Senin annen öldü çocuk.)


Eskiden doğduğum yöreden kaçmak ve uzak diyarlarda yaşamak düşüncesi rahatlatırdı beni.


Şu sıralar ölüm gerçeği huzurlu kılıyor!


Bilmediğim mezarlıkların tanımadığım sakinlerini ziyaret ediyorum sık sık.  Günlük didişmelerin verdiği yorgunluk, törpülenmeye muhtaç hırslar, bir türlü gerçekleşmeyen tasarıların yarattığı üzüntü ve sevda sancıları bir çırpıda gidiveriyor üzerimden.


(Senin annen öldü çocuk.)


Geride bıraktığımız yıllara ne oranda layık olduk, bilinmez! Hoş; “hayat gailesi” derler ya hani! İnsanın elinde değildir bazı şeyler. Düşünürken ulaşabildiğimiz yerlere klavyeyi götürememek gibi bir şey işte.


Anlatılmaz ve de anlaşılmaz!


Ne var ki cenaze alayı geçerken duvar dibine adeta yapışan, allı güllü bayramlarda yapılan kabir ziyaretlerinden nefret eden o çocuğa da hak vermemek mümkün değil.


Ölüme değil, ölenedir sitemi…


Zamansız bırakıp gitmeleredir!


Ölüm mü?


Taş maş da istemez be dostlar… Şairin dediği gibi:


Taş maş da istemez hani!


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eyvallah Ümit bey, bu yorumu yayınlamak veya cevaplamak zorunda hissetmeyin lütfen derdim sizi üzmek ya da yormak değil bundan emin olun... Sadece bir kaç kelamımı size ulaştırmak için yazıyorum. Burada (ara verdiğim 8 yıl boyunca da dahil) tanıdığım ve tanımaktan mutlu olduğum birkaç kişiden biri idiniz. Ve dediğim gibi bloglarınıza pek sokulmadım özellikle de son yorumladıklarıma... Siz iyi olun, huzurlu ve sağlıklı olun, gerisi teferruat. Hep dualarımdaydınız ve de olacaksınız. Olmaz ya birgün olur da Edirne'ye doğru yolunuz düşerse iletişime geçin lütfen. Mail adresim sayfamda mevcut. Sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum...

Yorum Dükkanı 
 10.11.2019 1:56
 

Selamlar Ümit bey, artık eminim, arada bir de olsa MB'a giriyorsun ve yazdığım yorumları okuyorsun. Bunu biliyor olmak bana yetiyor... Kategori "Anılar" müthiş br yazı ve ben size Şarkıların Kraliçesi Sezen Abla'dan "İçindeki çocuğa sarıl, Sana insanı anlatır" seslenişini hediye gönderiyorum... Her zaman gönül telimi titretir bu şarkı... İçindeki çocuğu öldürmeyip, insan kalma çabasında olanlara selam olsun tabii öncelikle size... Sağlık ve huzur temennilerimi gönderiyorum size...

Yorum Dükkanı 
 17.10.2019 23:09
Cevap :
Yorgunum, "Yorum Dükkanı", yorgunum. Hiçbir yere girecek durumda değilim, lütfen anlayış gösteriver. Birdenbire anlamını yitiriveriyor her şey. İnsanın dönüp bakası gelmiyor işte. Koptu mu kopuyor. Blog kategorisinin (senin değiminle) "Ağababası" olmamın nedeni, senin yorum yaptığın yazılarımı okutmam içindi. Aiiah için; seçimlerin 12'den vurmuş. Blog kategorisi sadece bir ayrıntı işte. Her şey için teşekkür ederim. Lütfen saygısızlık yaptığımı düşünme. Günde 12 saaat mesai beni mutlu ediyor şu sıralar. Belki bir gün, kim bilir? Selamlar, saygılar.  09.11.2019 22:28
 

Çocukken ölümden, ölülerden hep korktum ne kadar hızlı yürürsem o kadar uzaktaydım gibi... Büyümüştüm, bir süre kendi ölümüm için yalvardım Yaradana, olmadı iyi ki de olmamış. Sonra tanıştım ve kabul zamanlarıyla özlem giderdik. İki yıl içinde altı tane birinci dereceden insan yolladık ama her ne olursa olsun insanın annesini kaybetmesi kadar acı bir şey yok hele de çocuksa daha da... Gözlerim yaşardı yeniden ve yeniden başın sağ olsun. İyi seneler

kevser şekercioğlu akın 
 06.01.2014 16:10
 

Ölüme, bir çocuğun gözleriyle bakmak, bir de filler misali yaş aldıkça doğduğun yerlere göçe başlamak...İnsan ömrü bu iki halin tekrarından ibaret olsa gerek.Anneannemi kaybettim ben de yılın ilk gününde.Ne demeli,sıralı sırasız da olsa, "bıkmışım ölümlerden ölmeyin benden önce"Selamlar...

üç nokta 
 04.01.2014 19:28
Cevap :
Başın sağolsun Deniz. Aynı düşünce bende de var. Önce gitmek biraz bencilce ama ne yaparsın insanız işte. SElamlar.  05.01.2014 16:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1572
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster