Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
523
 

'Sevmek' cehennemlik birşeydi senin için...

'Sevmek' cehennemlik birşeydi senin için...
 

Kesik kesik uykularımın ağır yorgunluğun altında eziliyordum ama bir yandan dalgasız rüzgarsız bir denize yelken aldığımı hissediyordum. Öylece sessiz, öylece sakin rüyalar denizinde kendimi boğulmaya bırakmışım. Düşler ülkesinin prensesini görüyordum rüyamda nasıl gördüğümü anlatmayacağım nazardan korkarım çünkü, biliyordum rüyaların bir gün gerçek olacağını ama batıl inancım vardı benim gördüğün rüyayı anlatırsam bütün büyünün bozulacağına ve tam tersinin gerçekleşeceğine inanmışımdır hep. Ama korktuğum başıma gelmişti sonra hayat bana gerçekliğin rüyaların katili olduğunu öğretiyor zamanla. 

Deniz kıyısında çıplak ayakla kumsalda birlikte yürdüğümüz günü hatırlarım hep, hava soğuktu oysa üşüyorduk. Hatta sen elimi tut demiştin bana üşüyen ellerini göstererek. İstediğin sadece ısınmaktı senin sadece bir yardım çığlığıydı biliyordum o zaman sadece biraz ısınmak istemiştin. Benim içimde de bir kötülük yoktu aslında ama sen farkında değildin bedenim üşürken cehennem ateşleri yanıyordu içimde, bunu fırsat bilmedim ben o anda tek çabam üşüyen minicik ellerini korumaktı benim. Daha sonra bunu sana anlattığımda inanmamıştın bana, bunu fırsata dönüştürdüğümü düşünmüştün, bilseydim ellerimi tutmana izin vermezdim demiştin çünkü 'sevmek' cehennemlik birşeydi senin için... 

Seninle aynı şeyleri seviyorduk aslında; sıradan, basit şeyler. Denizleri seviyoruz mesela; aynı hayali kuruyorduk seninle, deniz kıyızında bir kasabada yaşamak istiyorduk, sen de benim gibi birbirine benzeyen insanlarla yaşamak isterdin hep, bize boyun eğen bir doğa ve yavaşlatılmış bir zaman istiyorduk ikimizde. Sevdiğimiz yemekler, izlediğimiz filmler..., iki bedende ortak bir ruhu taşıyorduk biz ama sen farkında değildin 

İçimde fırtınalar kopuyordu, dışımda o ise o fırtınanın farkedilmeyişinde sensizliğe savruluşum vardı ve ben birşey yapamıyordum. İçimdeki gelgitlere engel olamıyordum. Bir gün her nasıl oduysa sana kalbimi göstermiştim kalbimi avuçlarına aldığında hissetmiştin sıcaklığını, nitekim itiraf etmiştim artık seni kaybetme endişesini taşımak istemiyordum. Çok şaşırmıştın bir o kadar da öfkelenmiştin çünkü ' sevmek' cehennemlik birşeydi senin için... 

İçimdeki utanmışlık ve kaybediş acımın dinmesini bekledin bana iyilik olsun diye çok acıtmadın beni öldürürken, o kadar güzel anlatıyordun ki beni sevmeyişinin sebeplerini, seni sevdiğimi bile unutturmuştun bana; hatta kendimden nefret etmeye bile başlamıştım seni sevdiğim için. Sonra beni öldürdüğünün farkında olmadan bana ' hayat devam ediyor' demiştin. Ben ise en çok bu kelimeden nefret etmiştim, senin için 'hayat devam ediyor' demek ; ben seni asla sevmeyeceğim, sende artık kendine gel ve bu tür şeyleri abartma ve kaderine boyun eğmelisin demekti... 

Onun için hayat devam ediyor demek, benim için artık öldün demekti ve onun için hayat devam ediyor demek, bana benzemeyen, ve kendisine yakışan başka birine aşık olmaktı... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 2987
Kayıt tarihi
: 01.07.10
 
 

Kimi eskidiği için yaşar. Kimi yaşadıkça eskir. Ne tohumda keramet. Ne toprakta. Ne başakta. Mari..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster