Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
469
 

Âşıka Bağdat sorulmaz !..

Âşıka Bağdat sorulmaz !..
 

net'ten...


Aşkı anlatan eski Türk filmlerini izlediğimizde, aşkın ne denli yüce bir duygu olduğunu farkederiz...

Başını sevgilisinin omzuna koyup dakikalarca onun gözlerine bakan mâşuk, hayatının en keyifli ve uçuk anlarını yaşamaktadır.

Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, Hülya Avşar, Nebahat Çehre, Fatma Girik, Yılmaz Güney, Ediz Hun, Kartal Tibet, Sadri Alışık... O muhteşem aşk filmleriyle insanlara hep mutluluk aşılamışlardı...

...

Şimdiki aşklar, bir gecelik...

Sevgilisine şiir yazan kaç kişi kaldı ki ?..

İlişkilerin tadı, tuzu yok !..

Eskiden fakirlik döneminde, 'Bir lokma-bir hırka '' yaşayanlar ne kadar mutlu idi...

Ya şimdi... Maddesel olarak her şey var; ama hırs, ihtiras, hasetlik diz boyu... Adliyeler de boşanma davaları ilk sırada...

Ar- namus ; sabır; özveri; güven  vs yerlerde sürünüyor...

Erkek de kadın da ruhsuz bir robot gibi... Herşey çıkar ilişkileriyle birbirine bağlı... Bu aşk değil; bir '' üfürükte(?) bozulan abdest gibi ''...

Hele ki Divan Edebiyatında yer alan aşk şiirlerinin deryasına dalınca bir başka dünyaya girer insan...

Aşağıdaki minik dizenin içerdiği mânâya dikkatinizi çekerim...

Tanrım bu ne teşbih ?.. Bu ne belâgât !..

Yaşamak budur işte !..


'' Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne...''
....

İnsanoğlu, kendini bilir bilmez, derdini ummâna dökmüş; asumâna inlemiş...

Bu kubbede, hoş bir sadâ bırakmak için belâgat sahipleri, döktürmüş de döktürmüş...

Belâgat sahibi (Güzel söz söyleme yeteneği olan ) bir de âşık olmuşsa ... Tutmayın gayrı !..

Divan'lar yazılmış... Cönk'ler dökülmüş...

Aşkı önünde, dilsiz bile dillenmiş... Almış eline sazı;saz bulamazsa kamışı ... O da döktürmüş de döktürmüş...

Sözler, eğer yazıldıysa kitaba; günümüze kadar gelmiş...

Bazıları da o kadar etkiliymiş ki yazılmasa da dilden dile ballanarak söylenilegelmiş...

Güzel sözden anlayan, mayası aşk ile sevgiyle yuğrulmuş olanlar; söyleyeni şereflendirmiş;  hatta almış uçurmuş...

Yüzü güzel olanların; çoğunun içi de güzelmiş...Ya da âşıka öyle görünmüş... Şiirler yazdırmış...
....

İçi-dışı '' Çıfıt çarşısı olanlar '' da hem kendilerini; hem o bahtsız mâşuklarını  çarşafa dolamışlar...

Kendilerine şiirler yazılmadığı gibi; yazılanları da karalamış durmuşlar... Sevenleri ayırmakla iştigal etmişler...

* * * * * * * *

Tarihin belâgatlı aşk bahçelerinde bir gezintiye çıkalım...

Hicivsel komik kıssadan hisseler de benden  :)

. . . . . . . . . . .

"Hakikat ilmini canâ, sakın öğretme nâdâna

Ki sarraf olmayan vermez, bahâyı dürr-ü mercâna...

Nanköre bilgini sırrını verme, iyilikten anlamaz...

( Cahil ile etme sohbet, kızdırırsın cam kırığıyla çizme yüzünü çizdirirsin )

.....

Ruhların taze gülü handândır
Leblerin derd-i dile dermandır
Sühânın mürde-i aşka candır
Yok mu insâfın a zalim söyle

Sevgilinin gülüşü, tatlı dili ruhuma can verir..Benden bunu esirgeme vicdansızlık etme !..

( Allahına gurban senin !..)
..........

Zülfün görenlerin hep bahtı siyâh olurmuş,
Tek zülfünü göreydim bahtım siyâh olaydı.

Saçının bir telini görenin geleceği kararıyormuş;ben razıyım,göster saçının telini ...

(Saçının bir teline ömrümü taktı kader... )
...........

Gül ruhlarını gonca-i zibâya değişmem
Endamı dîlâranızı tubaya değişmem.

Tenha gecelerde beni eyler müteselli,
Baykuş sesini bülbülü şeydaya değişmem.

Sen naz ile gözler süzüp ettikçe tebessüm
Bir handeni vallahi bu dünyaya değişmem.

Senin ruhun güllerden bir elbise gibidir... Endamın Tûba ağacından güzel... Seni düşlerken  baykuşun sesi bülbülü aratmaz... Senin bir gülüşünü, gamzeli bakışını dünyalara değişmem.

( Uğruna Romayı yakarım üleeyn !..)


"Deryâdan âb istemiş olsam serâb olur;
Ger altuna yapışsam o saat türâb olur."

Denizlerden su istesem; hemen çöl gibi kurak olur.. Altına ellesem, toprak olur...

 ( Nereye dokunsam kurutuyorum.. ne uğursuzmuşum !..Gökten armut yağsa, başıma daş düşer )
......

"Ne senden rükû artık; ne de benden kıyam,
Bundan sonra selamun aleyküm, aleyküm selam."

Sana olan inancımı, sevgimi yitirdim.. Sen sağ, ben selâmet.. .Bir selam yeter ... Benden uzak dur !..

( Ne Arabın yüzü; ne Şam'ın şekeri !... )

.....
Olamaz bir kimse hem halin senin
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin
Geçmede lânet ile, salin senin
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin

Eşeklikte senin üzerine yok !.. Cenazene bile lânet okuyacak halk senin ...

( Eşeğe gem vurma; kendini at sanır !..)

. . . . . . .


Âşık der inci tenden; incinme incitenden...
Kamil insan değildir; incinen incitenden..!

Lafı söyleyene bakarım..Adam mı diye !..Adam değilse ko aparsın su onu !..  :)

( Muhatap aldığın zıpıra bak !.. )

..............

Ma'nâda güzel, rûhda güzel, tende güzelsin
Ey sevgili sen elde değil, bende güzelsin!..

Herşeyinle güzelsin... Altın yere düşmekle değer yitirmez; ama yine de senin sarrafın benim ...

(Armudun iyisini ayılara yedirmeyelim )
.........


Ravza-i kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr,
Âşık olmuş galibâ ol serv-i hoş-reftâre su.
(Su Kasidesi - Fuzuli)

*Su, her zaman senin cennet misâli mahallenin bahçesine (Ravza) doğru akar. Galiba o da, o serviye benzeyen nazlı gidişli güzele aşık olmuş.

( Su gibisin...selvi gibisin anam !..)
.............

Gittikçe hüsnün eyle ziyade nigarımın,
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni.
(Fuzuli)

Sevgilimin güzelliğini gittikçe daha çok arttır.
O'nun derdine düştükçe beni de daha beter et.

( Aşk derdiyle çok mutluyum; yaramdan elini çek ey tabib ?..)




..............

Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne,
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne.
(Rasih)

Ey sevgili; gözlerini süzme ki, kirpik kirpik üstüne gelmesin,
Böylece bağrımda açtığın yaraya ok üstüne ok atmış olma.

( Kirpiklerin ok eyle de ...Vur sineme öldür beni !.. )



.................

* Dinleyiniz : http://www.vindir.net/zekai-tunca-kalamis-317029.html

 

NOT : Resimler net'ten alıntıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam, Avşar kızı daha dünkü çocuk, o listede sırıtmış! Belgin Doruk’u koyun bence! Günümüzde aşk fakirlerin duygusu! Para yok, romantizme sığınıyorlar! Parası çok olanların da aşk safsatasıyla uğraşacak vakti yok! Kızlar da cİn. Bir eli tutmadan diğerini asla bırakmıyorlar. Hikmet gelmeden Şevket gitmiyor! “Daha zengin, daha yakışıklı” diye diye de yaşlanıp gidiyorlar! Ne şiir yazacak şair ne de o şiiri okuyup duygulanacak kadın kaldı günümüzde! Bakmayın bizim nesil çizittiriyoruz ara sıra da gençler gülüp geçiyor! Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 13.11.2014 8:01
Cevap :
ATA BEY, Günaydın :) Eski beslenme alışkanlıkları kalmadı...Doğal beslenenler daha sağlıklıydı...Aşk da doğal insanın en güzel doğal duygusu...Yapay canlıarın hiçbir zaman yaşayamayacağı bir ayrıcalık...Hele ki gòzü parada olan kızların harcı değil...Empati, vicdan, özveri gibi erdemler şimdiki hamburger zombilerinde yok!..Daha evlenmeden, karı/koca olmanın tüm detaylarına vâkıf olan ve heyecânını, ahlâkını yitirmiş bir nesil yüzünden vatan bilinci de yok oldu gitti..Biz eskileri anlatalım da belki birkaç deniz yıldızını okyanusa salarız...Teşekkürlerimle, sevgilerimi , selamlarımı iletiyorum.Esenlikler...  13.11.2014 10:57
 

Nerede o eski aşklar? O yerli filmler çocukluğumuzda bizi ne güzel hayallere sürüklerdi? Aşk konusu da geniş anlamda ele alınabilir. Örneğin tasavvuf dönemi Allah aşkını anlatın. Şimdiki dindarlarımız ise Allah'ı kullanarak ceplerini doldurmakla meşgul. Görüyor musunuz Mesut hocam? Güzel bir aşk öyküsü bile, bize neleri çağrıştırıyor?
Bu arada verdiğiniz şarkı bağlantılarını üzerini tıklayacak şekilde kopyalasaydınız keşke...:) Saygılar, sevgiler...

Erol Özışık 
 11.11.2014 9:41
Cevap :
Tasavvufı aşkı da anlatmalıyız...Evet!..Kendi değerlerimize sahip çıkmak ve insanımızı uyaran binlerce yazı kaleme alıyoruz....Ancak eğitim yönünden de fukaralaştırılmış büyük kalabalıklarımız, okuma yerine dizi izlemeyi beceri sanıyor.Erol Bey, teşekkürler...selamlar...  11.11.2014 10:41
 

Kıymetli Hocamız Sayın, Mesut SELEK: Hocam bu güzel güncel yazınızla bize ziyafetin ötesinde ziyafet çektiniz.Hem dinledik hem de eskiye gitti. Yani öyle NİRA'lar var ki onlar için değil Roma Newyork bile yakılır.Sizde daha neler var neler.Sağlık ve mutluluk sizinle olsun ki bizlere yazasınız.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 10.11.2014 15:17
Cevap :
Hayatın her yönünde aşk var...Yaradan da aşk ile yaratıp sunmuş kullarına...Sizin gibi yaşam sevgisini yudumlayanlar ıçin hayat bir armağandır...Tüm acılariyla, neşideleriyle yaşanmalı...Mehmet Bey, téşekkürler, sevgiyle selâmlar :)  10.11.2014 16:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1521
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1615
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster