Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
746
 

'Sinir ötesi' operasyon efsanesi

'Sinir ötesi' operasyon efsanesi
 

“Sınır ötesi operasyon” söylemi artık “sinir ötesi gevezelikler” halini almadı mı sizce de?

Efsane yaratmaya meraklıyızdır. Yarattığımız son efsane de Kuzey Irak’a düzenlenecek bir askeri operasyonla PKK sorununun bir anda halledileceği beklentisi. Gazete manşetleri, köşe yazarları, okur yorumları, kimi emekli askerler veya askerlik bile yapmamış sivil şahinler aylardan beri sınır ötesi operasyonla yatıp kalkıyor. Öyle bir hava yaratıldı ki sanki ordu Kuzey Irak’a girdiği anda PKK’lileri keklik gibi birer birer avlayacak, kendisi fazla kayıp vermeden sağ salim geri çekilecek, Türkiye’nin içindeki teröristler kendiliğinden silah bırakacak, ondan sonra da bu sorun tamamen çözülecek ve her şey güllük gülistanlık olacak! “Hemen sınır ötesi operasyon yapılmalı” çığlıkları atanların önemli bir kısmının büyük ihtimalle politika, askerlik ve uluslararası ilişkiler konularında hemen hemen hiçbir şeyden haberi yoktur. Bu kategoridekiler bir derecede mazur görülebilirler ama bu konulardan az çok anladığı halde her şeyi sınır ötesi operasyona odaklayanların herhalde bizim bilmediğimiz başka niyetleri ve hesapları var.

Elbette bir devlet sınırlarının komşu ülkelerde üslenen silahlı gruplarca ihlaline karşı sınır ötesi harekat da dahil her türlü önlemi alabilir. Buna hiç kimse bir şey diyemez. Ancak asıl göz önünde bulundurulması gereken ölçüt, kâğıt üstünde ve kural olarak doğru olan şeyin pratikte yol açacağı sonuçlardır. Böyle bir operasyonun risklerini, kayıp-kazanç dengesini ve sorunun çözümündeki etkisini iyi hesaplamak gerekir. Bunlar hesaplanmadan “hadi Irak’a gidiyoruz” gibi seferberlik naralarıyla bir harekata girişmek bizim açımızdan tam bir felakete yol açabilir. Böyle heyecanla girişilen bir operasyonda başarısız olma durumunda bugünleri arar hale gelebiliriz. Böylesi seferberlik naraları bazı kulaklara hoş gelebilir ama bu biçimde girişilen bir operasyonun sorunun çözümüne sağlayacağı katkıdan kuşkuluyum.

Sınır ötesi operasyon çığırtkanlarına milliyetçi Kürt sitelerinde Türkiye’nin sınır ötesi operasyon ihtimali konusunda yazılanları okumasını tavsiye ederim. Okuyunca göreceklerdir; Türkiye’nin Kuzey Irak’a müdahalesini buradaki operasyonculardan çok PKK ve benzeri Kürt milliyetçisi yapılar istiyor. Zaten PKK'nin asıl amacı da Türkiye'yi Irak içlerine çekmek. Niçin acaba, hiç düşündünüz mü? Aslında gören gözler için nedenini anlamak zor değil: Türkiye 1990’lı yıllardan bu yana Kuzey Irak’a yirmiyi aşkın sınır ötesi operasyon gerçekleştirdi. Yani eğer yarın operasyon düzenlenirse bu ilk olmayacak. Elbette faydaları olmuştur ama bu operasyonlar sonuçta terörün kaynağını kurutamadı. Kayıp verdirildi, kampları imha edildi ama Türk ordusu çekildikten hemen sonra PKK yine gelip o kamplara yerleşti. Yani kalıcı bir çözüm olmadı. İkincisi ve asıl önemlisi ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra 1990’lı yıllardaki koşullar ve uluslararası konjonktür çok değişti. Bölgeye ABD askerleri yerleşti, ayrıca o topraklarda güçsüz de olsa bir yerel yönetim kuruldu. Bugün Kuzey Irak’a girdiğinizde karşınızda PKK militanlarını mı, Barzani’nin peşmergelerini mi yoksa ABD askerlerini bulacağınız belli değil. PKK’yi yok edeceğim diye giderken kendinize yeni çatışma odakları ve yeni düşmanlar yaratabilirsiniz. Irak’ta her gün onlarca insanın ölümüne yol açan kaosun tam göbeğine düşmemiz işten bile değil. Orada uzunca bir süre kalma ve bu sürede ABD ya da Barzani güçleriyle çatışma durumunda karşımızdaki uluslararası cephe daha da genişleyecektir. Bugün karşımızda bir düşman varken yarın bu sayı hayli artabilir.

Aylardan beri beri o kadar çok konuşuldu o kadar çok sözü edildi ki adeta sınır ötesi operasyon davul zurnayla ilan edildi. Allahın her günü gazetelerde televizyonlarda sınır ötesi operasyon konuşuluyor. Nerdeyse Genelkurmay Başkanlığının harekat merkezine kamera kurup komutanların operasyon planlarını canlı yayında izleyecek, kurmay heyetine “hayır öyle olmaz; havadan indirme, karadan bindirme, denizden de sindirme yapmalıyız” diye akıl fikir mailleri göndereceğiz! Eh, herhalde PKK yöneticileri de televizyon seyrediyor, gazete okuyordur. Türkiye’nin çoktandır böyle bir operasyona girişme niyetinin olduğundan haberleri var. Şimdiye kadar çoktan kamplarını boşaltıp güçlerini ufak parçalar halinde dağıtmış, Türk ordusunun muhtemel geçiş noktalarını tuzaklamışlardır. Orada belki hasta, yaralı, yolunu şaşırmış veya bilerek yem olarak bırakılmış bir miktar PKK militanını etkisiz hale getirebilirsiniz ama kendi kaybınız çok daha fazla olabilir. Hele bir de yanlışlıkla yerel halktan bazı sivillerin vurulup da bu görüntülerin dünyaya yayılması halinde bu PKK ve Barzani için bulunmaz bir propaganda fırsatı olacaktır.

Asıl büyük tehlike ise operasyonun açık bir başarısızlıkla sonuçlanıp Türkiye’nin Irak bataklığına saplanıp kalma durumudur ve bu hiç de düşük bir ihtimal değildir. Bu durumda hem PKK, Türk ordusuna bile direnebilen bir güç olarak bölge halkının gözünde itibar kazanacak hem de başka örgütlenmeler ortaya çıkabilecektir. İşte bütün bunların farkında olan, çoktandır bu hesapları yapan ayrılıkçı Kürt milliyetçileri Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesini istiyor. Onların asıl hesabı ABD’yle karşı karşıya getirerek Türkiye’nin yeni bir Irak olmasını sağlamak ve bundan kendilerine düşecek ganimeti beklemektir. O sitelerdeki yazıları okursanız “inşallah Türk ordusu ‘Güney Kürdistan’a (yani bizim deyimimizle Kuzey Irak) girer de belasını bulur” yorumlarına bol bol rastlarsınız. Bu operasyonun uzamasının bir başka etkisi de gittikçe artan askeri harcamalar yüzünden ekonomiye ağır yükler getirmesi ihtimalidir ki şimdi hemen hiç kimse bunun üzerinde durmaya tenezzül dahi etmiyor!

Konu bir blog ya da köşe yazısına sığdırılamayacak kadar geniş. Özetle söylemek istediğim şudur: Elbette terörle mücadele edilmeli, elbette gerekirse sınır ötesi operasyon da yapılmalıdır. Yapılacaksa da uluslararası hukuk ve askeri gizlilik kurallarına uygun biçimde gerçekleştirilmelidir. Ama çok geniş tarihsel, sosyolojik, askeri, coğrafik, ekonomik ve insani boyutları olan bu sorunun bir sınır ötesi harekatla çözümlenebileceğini iddia etmek, kendinden menkul bir efsane yaratıp habire bunun propagandasını yaparak insanları yanlış beklentilere sokmak, bu bahaneyle yanı sıra savaş çığırtkanlığı yapmak bu ülkeye kötülükten başka bir şey değildir. Ayrıca bu sonucu belirsiz operasyonda asker - sivil, Türk - Kürt birçok insan hayatını kaybedecektir. O canların hesabını yapan hiç yok.

<ı>Not: Bu konuda hazırlanmış geniş kapsamlı bir rapora http://www.usakgundem.com/pdfs/USAK_RAPOR-Kuzey_Irak.pdf <ı>adresinden ulaşıp okuyabilirsiniz.

<ı>

Blog önerilerim:

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=42442

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=3830



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu güne kadar kuzey Irak'a 1980 den bu yana tam 25 sınır ötesi operesyon düzenlenmiş olup, bunların hepside büyük ölçüde başarısız olmuş ve sonuç getirmemiştir. Bende aynen sizin gibi askeri bir operasyone karşıyım. Ortada sosyal bir sorun var ve bu sorunun da sosyal politikalar çerçevesinde çözümlenebileceğini düşünüyorum. Sevgiler ve selamlar.

Matilla 
 29.10.2007 8:09
Cevap :
Merhaba Mustafa Bey dostum, bence zorunlu kalınırsa yapılabilir. Çünkü sorunun askeri boyutu da var. Sonuçta orada yerleşmiş, fırsat bulduğunda size saldıran silahlı bir grup var. Esas yanlışlık, operasyonun her şeyi çözümleyebileceği gibi bir yanılgıya kapılıp kitleleri bu ruh haline sürüklemek. Tabii mesele aynı zamanda esas olarak sosyal bir sorun. Ama devleti yönetenler bugüne kadar bu yönünü pek düşünmek istemedi. Katkılarınız için çok teşekkür ederim. Selamlar, saygılar...  29.10.2007 11:22
 

Sınırötesi operasyon heveslileri arasında, yazında belirttiğin bütün bu olumsuzlukların meydana gelmesi durumunda hükümeti suçlama imkanı bulacağını düşünen aşırı partizan tipler de var gibi geliyor bana... 1 Mart tezkeresine karşı çıkanların bir kısmı, şimdi bu ihtimali değerlendirmek adına "sınırötesi operasyon heveslisi" kesilebiliyor. Seçim öncesi Genelkurmay'ın bu konudaki ısrarını hatırlarsınız. Şimdi hükümeti sevmiyoruz diye ülkeyi tehlikeye mi atmak gerekiyor, bunu da ben anlayamıyorum.

Ahmet YILMAZ 
 15.10.2007 18:04
Cevap :
Sevgili Ahmet Bey Dostum, evet, sizin değindiğiniz konu da işin bir başka boyutu. Maalesef insan hayatının söz konusu olduğu çok önemli bir karar bile siyasi amaçlar için kullanılabiliyor. Dilerim bir karar verilirken bunun altındaki esas amaç sadece ülkenin güvenliği olur. Sevgiler, selamlar...  16.10.2007 11:03
 

Yer yer sonuna kadar katıldığım, yer yer keskin çizgilerle ayrıldığım cümleleriniz var. Israrla yaptığınız bir vurgu son derece güzel: Girmeyelim, kayıp veririz... Bir savaş kurgusu yaparken, harita üzerinde planlar yapmaktan ziyade, ete kemiğe büründürerek düşünülmesi gerek belki de. Savaş kararını alanlar, ilk tüfeği kendi çocuklarının eline verecek olsaydı, bu planları bu şekilde yapabilirler miydi diye düşünüyorum... "Başkasının çocuğuyla savaşa girmek kolay!"... Katıldığım bir diğer konu, sanki savaşa girilirse kayıp verilmeden kazanılacağının garanti olduğu yönündeki hezeyanları tespitiniz. Kaç çocuğun daha ölüm haberini duymaya tahammülü var bu insanların?... Saygılar...

Alptekin YILDIZ 
 13.10.2007 6:05
Cevap :
Tabii herşeyden önemlisi insan hayatı ama sadece kayıp vermek değil, etkili sonuç alınıp alınamayacağı da epey tartışma götürür. Dediğiniz gibi savaş çığırtkanlarının en büyük kozu her zaman "başkalarının çocuğuyla savaşa girmek". Öte yandan bu her ilkeyi, her kalıbı yanlış çıkaran çok boyutlu bir sorun. Bir gün bir şekilde mutlaka çözülecek ama olan arada ölenlere olacak. Katkılarınız için çok teşekkür ederim Alptekin Bey. Selamlar...  16.10.2007 10:59
 

Politika, askerlik ve uluslararası ilişkiler konularında bilgi sahibi olmadığım için sınır ötesi harekat konusunda bir şey diyemem..! Sanırım sınır ötesi harekatın gerekli olduğunu söyleyen komutanların da bu konularda biraz bilgilenme ihtiyaçları var..))Hepsi tamam da, çözüm önerileri ve bu çözüm önerilerinin PKK'ya nasıl "anlatılacağı" konusunu da merak ediyorum...Sevgiler, iyi bayramlar.

H.Levent 
 11.10.2007 1:22
Cevap :
Merhaba Levent Bey, kinayenizi anlıyorum ama ben sınır ötesi harekatın gerekliliğini gereksizliğini tartışmıyorum, o ayrı bir konu. Kamuoyunda bunun her şeyi çözeceği gibi bir beklenti yaratılmasını eleştiriyorum. "Çözüm önerilerinin PKK'ye nasıl anlatılacağı" da bellidir: Herkese anladığı dilden... Bayram tatili nedeniyle bilgisayardan uzak kaldığım için yorumunuz biraz geç cevaplayabildim. Sevgiler, selamlar...  16.10.2007 10:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3669
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster