Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
289
 

"Sipariş" ortada kaldı...

"Sipariş" ortada kaldı...
 

Önce şu adresi vereyim. Merak edenler girsinler ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin cevabını buradan okusunlar.

http://www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri

Gelelim bu günün konusuna…

Dünkü yazımın başlığı “Siparişi veren kim?” idi…

Yazımda ABD’deki bir “Think-tank” kuruluşunun ürettiği senaryonun Türkiye’deki yansımasını ele alıyor ve sonunda da “Siparişi kim verdi” diye soruyordum.

Bu yazıma iki yorum geldi…

Her iki yorumun da “Ortak” noktası askerin bu habere bu güne kadar tepki vermemesi. Yorumu “DG” rumuzu ile yazan arkadaşlarımız şöyle diyor: “Önemli olan konu, üst düzeyde bir askeri katılım ve söyledikleri ile bu bilgiyi dışarı sızdıranlardır elbette. Bu yönden bakıp değerlendiriyorum. Yoksa düşünce kuruluşları var elbette, olacaktır da. Fakat askeri yetkililerle, PKK temsilcisinin aynı masada tahmine dayalı briç oynamaları bana dokundu. Bence bu taraftan baksanız da, asıl oyun oynayanları "pas" dedirtseniz diyorum.”

Diğer taraftan Sayın Ahmet YILMAZ kardeşimizin yorumu var. O da önce şöyle diyor: “Olaylara hep tek taraflı bakınca sürekli aynı şey görülüyor zahir...”

Arkasından da devamla: “Olayın ortaya çıktığı ilk gün sayın genelkurmay başkanlığı yetkilileri ‘hayır böyle bir olay olmamıştır’ diye neden bir açıklama yapmadılar? Eğer böyle bir toplantı yapıldıysa ve bu toplantıya askerden kimse katılmadıysa, niye bizim hiçbir görevlimiz böyle bir toplantıya katılmadı demediler? Eğer toplantıya katılan askeri yetkili olduysa, onların nasıl bir tepki gösterdiğini niye anlatmadılar? Bunlar ikinci derecede sorular mı İbrahim Bey?

Birincisi, olay/lara “Taraflı” baktığımı belirtiyor.

Hiç kuşkunuz olmasın ki “Taraf” durumundayım. Nasıl tarafsız olabilirim ki? Ülkemden, milletimden, özgürlüğümden ve ülkemin geleceğinden yana TARAF durumundayım. Bunu bir defa buradan alenen ifşa edelim. Yani, açık ve net bir şekilde ortaya koyalım ve saklamayalım. Nasıl “Özgürlük ve demokrasi” söylemleri arkasına sığınarak ülkenin birlik ve bütünlüğünü bozma yolunda “Taraf” olanlar varsa, ben de “Bu tarafta” bulunuyorum.

Her nedense “Özgürlük ve demokrasi”den söz eden ne kadar aydın(!) kişi varsa hepsi de laf açılınca önce Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmayı ve bu kurumu yorumlamayı marifet biliyorlar.

Sonra…

Sayın Ahmet YILMAZ kardeşimize verdiğim cevapta da belirttiğim gibi “Tarafsız” olmak ile “Adaletli” olmayı birbirine karıştırmayalım.

Tarafım… Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Benim bulunduğum “Taraf”a karşı harekete geçenlerin de elbette karşısında olmak durumundayım. Ama insanlar arasında “Adil” davranmak ayrı bir konu ve bu da konumuzun dışında.

Her iki kardeşimizin de bizim “Tarafta” bulunduklarından da asla kuşkum yok. En azından kendileri aksini açık ve anlaşılır bir şekilde söylemedikçe de bunu ben böyle bilirim.

Bir de sporda, siyasette ve bezeri şeylerde "Taraf" olmak ile "Ülke"mizi ilgilendiren konulardaki "Taraf"ımızı kartıştırmamaya gayret edelim. İkisi de aynı şey değil çünkü...
Mesele şudur…

Dediğim gibi birileri ABD’de bir “Think-tank” kuruluşuna “Sipariş” vererek bir senaryonun tartışılmasını istemişler ve bunu da Türkiye’de “Efkâr-ı umumiye”ye duyurmak için gereğini yapmışlar.

Sonuç; yorumlardan da anladığım kadarıyla da başarıya ulaşmalarına da az kalmış doğrusu. Bu “Think-tank” çalışması sonucunda amaçlanan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin tartışmaya açılması. Bu gün bu tartışmayı yapıyor ve TSK’ye de “Neden açıklama yapmıyorsun” diye yükleniyorsak, demek ki istenen olmuş.

Hem de bu soru “EN ÜST DÜZEYDEN” sorulabiliyorsa…

İkincisi ise; bu soruların cevabı da bu gün verildi. Soranlara duyurulur…

Ama sipariş ortada kaldı, sahibi halen yüreğini ortaya koyup çıkamıyor… Ama ben biliyorum ki, bu siparişin sahipleri belli… Onu da basını takip edip siz bulun artık…

20 HAZİRAN 2007

Not: Yorum yazan arkadaşlarımızın rumuz veya isimlerini vermekte bir sakınca görmedim. Çünkü hiçbirimizin “Gizleyeceği” bir şey yok diye düşündüm. Umarım yanılmamışımdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazıda adım geçtiği için otomatikman cevap hakkım var diye düşünüyorum. Önce TSK'nın açıklamasını yeterli ve doyurucu bulmadığımı belirtmeliyim. Ben elbette ordunun yanında ve tarafındayım. Ama benim ordum hep iyi, güzel ve doğru şeyler yaptığı için yanındayım. Yanlış yapmasını arzu etmem ve yanlışını da destekleyemem. Sizi taraflılıkla itham etmiş de değilim. Alıntıda da açıkça görüldüğü gibi "tek taraflı" bakıldığında diyorum. Kabul edersiniz ki her şeyin birbirinden farklı ve hatta bazen zıt iki boyutu vardır. Meseleye sadece hükümeti suçlayıp askeri korumak mantığıyla bakarsak sizin bakış açınız doğru gibi görünebilir. Ancak bunun zıddı olarak hükümeti koruyup askeri suçlamak da doğru bir bakış açısı değildir. Burada tarafsızlık iki açıdan da olaya bakabilmektir. Bu şartlarda olayın meydana gelişinden itibaren TSK'nın sessiz kalmasını, olayı açıklığa kavuşturacak bir açıklama yapmamasını doğru buluyor musunuz ve yaptığı bu açıklamadan tatmin oluyor musunuz? Mesele budur.

Ahmet YILMAZ 
 25.06.2007 14:04
Cevap :
Sayın Ahmet YILMAZ... Sanırım "Yayına almadınız" dediğiniz yorumunuz bu. Gerçekten böyle bir yorum gelmedi. Ancak tekraren gönderdiğiniz için çok teşekkür ederim. Evet, bir konuda haklısınız. Çoğu kez "Yeterli" bilgiyi almadan anında blog yazılarımız ile yorum yapıyoruz ve daha sonra ortaya değişik konular çıkıyor. Buradaki yorumunuzun "İçeriğine" aynen katılıyorum. Yalnız, bu olayla ilgili daha çok bilgi alabilmek için çalışıyorum. Sonucu "Tam" alalım bakalım nereye varacağız. Ancak, hepimiz de öncelikle "Asker"imize karşı hassas olduğumuz ortada. Benim de birincil derdim bu. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  25.06.2007 15:06
 

İbrahim bey yazdığım yorumun yayınlanmsını bekliyorum. Selamlar...

Ahmet YILMAZ 
 25.06.2007 2:10
Cevap :
Sayın Ahmet YILMAZ. Hiç bir yorumu kesinlikle yayına almadığım ve cevaplamadığım olmadı. En azından "Teşekkür" dileklerimi ilettim. Bu yazıma yorumunuzu "Almadım" görünüyorsa, bana ulaşan bir şey olmadı veya samimiyetle söylüyorum ki "Yanlışlıkla" silinmiş olabilir. Yorumlara yanıt vermeme veya yayınlamama gibi prensiplerime ters düşen "Nezaketsizlik" ve "Terbiyesizliği" önce kendim hoşgörmem. Bir yanlışlık olduysa özür diler ve bu yazıma "Yayınlanmadı" dediğiniz yorumunuzu tekrar atarsanız hem yanlışlığı düzeltmiş olurum, hem de üzüntüm geçer... Bekliyorum... SAYGILARIMLA... İBRAHİM PEKBAY  25.06.2007 11:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 861
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster