Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
236
 

“Sipariş üzerine doğum olmuyor”

“Sipariş üzerine doğum olmuyor”
 

Resim: fragmanvideoizle.com sitesinden alıntıdır.


Bu gece kanal A’da Başbakan ile “Gündem Özel” programının tekrarını izleme fırsatı buldum. Programda gündemdeki birçok konuya değinildi doğal olarak. Bir ara konu Habur ve Kürt meselesine gelince sorulan bir soruya karşılık başbakan, Habur’a samimi kardeşlik duyguları içinde çıktıklarını fakat sorunun çözümüne yönelik bu barışçıl girişimin (BDP’yi kastederek) terör yandaşları ve terör örgütünün mecliste bulunan uzantıları tarafından provoke edilerek başarısızlığa uğratıldığını söyledi. Buna rağmen süreci devam ettirebilmek adına çalışmalarımıza devam ettik diyen başbakan, istedik ki Kürdü, Türk’ü Laz’ı, Çerkez'i birçok etnik gruptan insanı Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı kimliği adı altında toplayalım. (Sanki eskiden farklıymış gibi... ) Kürt vatandaşlarımız neden bundan rahatsızlık duysunlar ki; ya da diğerleri. Bu devletin vatandaşına statü kazandırmak istemesi, kazandırmasıdır diyen başbakan, kişilerin nerede doğacağını,   etniğini, kimliğini seçemeyeceğini vurgulamak içinde başlığa konu olan aşağıdaki cümleyi kurdu:

“Sipariş üzerine çocuk olmuyor”

Bu oldukça yerinde ve doğru bir tespitti. Her ne kadar başbakanın ağzından bunu duymak beni şaşırtsa da oldukça mutlu etti ve başbakanın gelecekteki söylem değişikliğine yönelik umutlarımın yeşermesine sebep oldu. Dedim ki kendi kendime.

Başbakan sonunda idrak etti yanlışını. Bundan böyle değeri borsada yükselen kağıtlar gibi sayısı gittikçe artan çocuk siparişi vermeyecek vatandaşlarına. Herkesi rüştünü ispat etmiş özgür bir birey olarak kabullenip, kaç çocuk yapacağına, ne zaman yapacağına, yazın mı kışın mı doğuracağına karışmayacak, kişileri kendi tercihleri ile baş başa bırakacak. Ta ki konu gelip kürtaja dayanıncaya kadar.

Konu kürtaja gelince ne kadar yanıldığımı anlamam fazla uzun sürmedi. Tüm umutlarım suya düştü, yıkıldım adeta. Oysa umutlanmış, tüm iyiniyetimle inanmak istemiştim belki de başbakana.

Zira başbakan tam da bu noktada vatandaşı (özellikle kadını) birey olarak görmüyor, kabul etmiyor, biz devlet olarak öldürmek değil, yaşatmakla mükellefiz diyordu. (Sanki biz keyfiyeten, yeşillik olsun diye böyle bir karar veriyorduk, verecektik.)

Bu durumda partisinin Belediye Başkanı Melih Gökçek’in açıklamalarını hangi kefeye koyar onu bilemiyorum tabii. Zira Gökçek’in açıklamaları, kuşku götürmeyecek kadar açık bir dille, alenen basın yayın organlarında yer aldı.

Ne diyordu Gökçek?

“Çocuğun ne günahı var. Kürtaj yapacağına anası kendini öldürsün”

Bu üslubun kişide yarattığı ilk algı nedir?

Sanırsınız ki çocuk doğmuş, büyümüş, neredeyse yürüyor ama tanrının bile lanetlediği hain kadın çocuğu istemediği için keyfi olarak katlediyor, öldürüyor.

Kadın da değil hatta! Sanki ayaklar altında sürünen bir sürüngene, canlı mı olduğu cansız mı olduğu anlaşılamamış, adı konmamış, ne idiğü belirsiz garip bir yaratığa sesleniyor.

Sizleri bilmem ama bu söylemin bende yarattığı ilk algı, duygu bu. Bu söylemin bir kadın, bir anne olarak beni nasıl kırdığını, incittiğini anlatmam da  mümkün değil.

Gökçek’i Allah’a havale edip dönelim başbakana.

Başbakanın programda kurduğu cümleler arasında bir cümle daha vardı ki; ben bu konuda yorum yapmaktansa sadece cümleyi paylaşıp yorumu siz okurlara bırakmayı tercih ediyorum. Cümle özel yetkili mahkemelerin yetki ve sınırları ile ilgili yeni gelişmeler konuşulurken kuruldu, dikkat!

“Bu cesur kararları almalarının nedeni kendi güçleri değil, yasama organının onlara sağladığı bir imkandır”

Özetlersek, bazı tutuklamalardan biz de rahatsızız dedi başbakan ve İlker Başbuğ hatırlatılınca, evet, onun gibi diyerek yakın tarihten dem vurdu, vurguladı.

Buyurun. Cümle başbakanın, yorum sizin. Neye yorar, hangi kefeye koyarsınız koyun.

Programın geniş özetini merak edenler, aşağıda vereceğim linki tıklayabilirler. Sağlık ve sükunetle...

http://siyaset.milliyet.com.tr/basbakan-erdogan-chp-nin-plani-bastan-coktu/siyaset/siyasetdetay/11.06.2012/1550328/default.htm

SAHAFÇA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu konuda hem fikirim, erkekler de artık çok çocuk istiyor... İnsanlarda bir doğurganlık isteği..! İyi tespik, kadını eve kapatmak için, o kadar çocukla nasıl çalışılır ki, rezil olmasınlar da ben kıt kanaat geçinirim dersin..! Çalışan annelik tek çocukla bile zor, her hasta olduğunda izin alınamayacağına, bakan kimse de yoksa..! Eskiden şöyle yetiştirelim, bunu da eksik olmasın denirdi, şimdi denmiyor... Bence herkes bu rüzgardan, söylemlerden etkileniyor... Hiç ummadığın insanlar bile..!

Arzu Elif 
 20.06.2012 10:56
Cevap :
İki ya da üç çocuk ideal ama daha fazlası cidden kadını eve hapseder. İki üç çocuk yapmak için de sağlamından eve en az üç dört bin lira girmesi lazım. Verebilecek mi herkese bu parayı sayın erdoğan? Baksanıza askerlik için bile otuz bin lira istiyor. Otuz bin liran varsa bir kör kurşuna, teröre kurban gitmezsin. Onun için hepsi erkek olsun diye dua ediyordur allah bilir!  21.06.2012 4:01
 

Gündem değişiyor, olay kadınların saçını geçti başka yerlere gitti..! Kadın olmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bugün Ayşe Arman 'da bir yazı yazmış Gebelik testi yaptıran kadınlar fişleniyor! - Ayşe ARMAN http://bit.ly/MjHWu6

Arzu Elif 
 19.06.2012 12:51
Cevap :
Kadına özgürlük getireceğiz diye diye ine soktular neredeyse. Kadını sosyal yaşamda görmek istemiyorlar. Biliyorlar ki kadınlara fırsat verilirse erkeleri sollar geçer. Bol bol çocuk doğursunlar ki; burunlarının ucunu kapıdan çıkaramasınlar. Teşekkür ederim değerli yorumlarınız için. Sevgiler, saygılar.   19.06.2012 22:35
 

Arap zihniyeti işte.Melih Gökçek bunları söylerken kendi ailesini düşündü mü acaba? Artık sapla saman öylesine karıştı ki içinden çıkılamaz hale geldi. İnsan karamsarlıktan çıkamıyor her gün aynı manzaraları seyretmekten. Teşekkürler paylaşıma Sevgiyle

SAHAFÇA 
 11.06.2012 21:41
Cevap :
Amaç da o zaten Hiç kimse hiç bir şeyin içinden çıkamasın, hiç kimse doğrusundan, yanlışından, kimliğinden, kişiliğinden emin olmasın. Sürüklensin gitsin sürüklemek istedikleri mecraya. Çok teşekkürler. Sevgiler  11.06.2012 23:03
 

''Anası kendini öldürsün'' demek ne kadar doğru bir yaklaşım...''Melih ya dilini makasla kessin ya da kendini öldürsün'',demek de öyle...eyvallah..

nedim üstün 
 10.06.2012 10:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1417
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster