Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '15

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
601
 

"Son Umut"

"Son Umut"
 

Son Umut, son Oğul....


Bu hayattaki en büyük beddua "evlatlarından daha uzun yaşayasın" sözüdür hiç kuşkusuz...

Annelerini isteyen çocuklar savaşmıştı Çanakkale'de, Türklerin anaları yurduydu, ölürken annelerine sarılır gibi toprağa sarıldılar,  ya uzaklardan gelen küçük askerler, onlara ne demeliydi, onların anneleri çok uzaktaydı, üstelik yabancı bir toprağa ana kucağına düşer gibi  düşemezdi; o yüzden ölürken "annemi istiyorum" son sözleri olmuştu. Aslında o söz "ana yurdumu istiyorum"dan başka bir şey değildir, "benim buralarda ne işim var, kim ne hakla beni buralara getirdi" der gibidir "annemi istiyorum " sözü. Çok uzaklarda, Avustralya'da bulunan anne ise üç çocuğunu Çanakkale Savaşında kaybetmiş olmanın büyük ıstırabına dayanamamış, intihar etmiştir. Hikaye burada başlıyor  bir babanın   çocuklarının boş yatak odalarına gidip onlar varmış ve hala çocuklarmış gibi masal okumasıyla başlıyor. "Prens gözlerini kapattı ve tengo dedi, halı onu uçurdu..." Baba boş odada masal okuduğu günün içinde  su kuyusu bulmuş ve onunla uğraştığı için çok yorulmuştur,akşam eve geldiğinde karısını "su buldum" diye müjdeler; fakat üç çocuğunu savaşta kaybetmiş annenin müjdelenecek hali kalmamıştır; "su buluyorsun ama çocuklarını bulamıyorsun" der. Bir kaç gün sonra da kendini sulara bırakarak acısını ölümüyle dindirmiş olur. Bu ölümden sonra babanın İstanbul'dan başlayıp Gelibolu'ya uzanan yolculuğu başlar. Bu yolculuğu ve hikayeyi anlatmayacağım, merak edenlerin heyecanını öldürmek istemiyorum, Sadece öykünün 1919 yılında, yani Çanakkale Savaşından dört yıl sonra, Kurtuluş Savaşını başlangıcında ceryan ettiğini, babanın çocuklarını öldüren Türk komutanına rastlayıp, önce on öldürmek isteyip, daha sonraki gelişen olaylar içerisinde onun hayatını kurtardığını, dost olduklarını, savaşta ölmeyip esir düşen oğlunu birlikte aradıkları bir süreç devam edip gider....

   Baba rolünü ve filmin yönetmenliğini üstlenen Russell Crowe belli ki Türkiye'yi sevmiş; bazı bölümlerinde sanki Türkiye'nin tanıtım filmi yapılmış hissine kapılıyorsunuz, İstanbul görüntüleri, "kahve" sohbeti, ezan sesleri, mevlevi dansları adeta tanıtım  olmuş; ancak bana doğrudan düşündürdüğü "acaba esir düşen çocuk mevlevi tarikatına mı  katıldı" düşüncesini oluşturdu,  öyle olmadığını görünce bu topraklardaki hoşgörüyü vurgulamak için mevlevi dansları koyduğunu düşündüm; Çünkü oğlunu vuran komutanla dost olmayı, komutan da onunla dost olmayı başarıyor.Film çok fazla şaşırtmıyor, örneğin esir düşen oğlu acaba kendilerini vurmaya kalkan çeteye mi karıştı diye düşünüyorsunuz ama yanılıyorsunuz, oğlan Afyon tepelerinde bir yerde, yel değirmeni yapılmış bir mekanda bulunuyor, baba da zaten bu yel değirmenini gördüğünde oğlunun orada olduğunu anlıyor; çünkü aynı değirmeni baba çocuklarıyla birlikte yaşarken kendi yurtlarına da yapmıştır.

    Filme yabancı bir el değdiği belli oluyor, bazı filmlerimizde olduğu gibi tahminlere  cevap vermiyor, abartı yok, dram trajediye dönüşmüyor, sızlanma yok, bu yönüyle insanı rahatlatıyor, Cem yılmaz'ın ve arkadaşlarının  Mustafa Kemal'e kadeh kaldırdıkları ve arkasında insana taze umutlar veren, sözleriyle acı ritmiyle neşeli o "Ey on beşli on beşli" türküsünü  coşkuyla söylemeleri, insanı ferahlatan ve coşturan  en hoş sahnelerden biri, yılmaz Erdoğan da rolünün hakkını vermiş.

    Film, zaman zaman insanı gülümseten zaman zaman gözleri dolduran ama boğmayan çok derin etkiler bırakmayan bir "savaş sorgulama" filmi. Çanakkale kocaman bir mezarlıktır ve savaş çığlıkları babanın kulaklarını çınlatır çünkü üç oğlunu da kendi elleriyle askere göndermiştir, esir düşen oğlunu bulduğunda her ikisi de kendini sorgular; abi, kardeşlerimi "ben öldürdüm" der, baba buna karşı çıkar "hayır onları bu savaşa gönderek asıl ben öldürdüm" diyerek yüreğinde sakladığı gerçeği ve filmin ana mesajını verir.....

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yarın izlerim...eyvallahhh...

nedim üstün 
 21.01.2015 23:10
Cevap :
Umarım beğenirsiniz. İyi seyirler.  22.01.2015 21:08
 

Çanakkale Savaşları, binlerce filmle anlatamayacak kadar çok boyutlu ve derin bir mevzu..Bu filmi başarıyla kotaranlara da müteşekkiriz...Öğretmenim, sizin de bu tanıtımınız için teşekkürlerimle selamlar,saygılar...

Mesut Selek 
 17.01.2015 18:54
Cevap :
Tamamıyla size katılıyorum. Kuşkusuz bu savaşla ilgili daha çok filmler çekilecektir. Yorumunuz için teşekkürler. Selamlar.  20.01.2015 19:51
 

Son mesaj, “kardeş kardeşi öldürdü”, ister Çanakkale’de cephede, ister cephe gerisinde; çünkü insandı cepheye sürülenler de onlara dua edip bekleyenler de. Filmin bu mesajı içinden geçtiğimiz sürecin sıkıntılarını aşsın isterim, zira bir asır önceden çok daha zorlu bir süreçtir yaşadıklarımız. Bir de ölmeyen oğlun Afyonkarahisar’da bulunmuş olması da önemli bir mesaj olmuş, Ağustos’u ve onda bir asır önce yaşanan Büyük Taarruz’a bir atıf gibi sanki. Ve de “Hey on beşli on beşli” türküsü gibi söylenmese de “Karahisar Kalesi” gibi yakıcı bir türküye de kapı aralanmış gibi. Bu arada 3 Ocak 2015 tarihli “Ekvator çizgisi hakikat çizgisidir…” başlıklı yazımı okumanızı öneririm. Ele aldığınız filmi izleyen biri olarak coğrafi kavramlar üzerinden yazdım duygu ve düşüncelerimi. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 04.01.2015 16:15
Cevap :
Sizin yorumlarınız da güzel; ayrıca çok zorlu bir süreçten geçtiğimiz(ya da bu süreci -biz yaşarken- geçemeyeceğimiz)fikrine ben de katılıyorum. Yazınızı okudum, ilginç tespitleriniz var.Zaman zaman z yazılarınızı-rastladıkça- okuyorum. Teşekkürler..  05.01.2015 14:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1216
Kayıt tarihi
: 10.08.11
 
 

Hacettepe Fransız Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Öğretmenim, şu anda yurt dışında görev yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster