Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '14

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1637
 

"Son Yaprak" düşmeden

"Son Yaprak" düşmeden
 

"Dünyanın en kimsesiz şeyi esrarlı bir yolculuğa hazırlık yapan ruhtur."

Bir öykünün öyküsünü anlatmak ne derece doğru bir şeydir bilemiyorum ancak bugün yapamak istediğim şey bu.. O. Henry'i bilirsniz. Hani şu şaşırtıcı finalleri ve yarattığı karakterlerdeki insani duyarlıklarıyla bize kendimizi erken bahara kandırılmış bir ağaç gibi hissettiren Amerikan edebiyatının kısa öykücüsü. Yeni yıllar yaklaşırken onun "Armağan" öyküsünü hatırlamadan edemem  her sene... Şimdiyse, "sapına yakın tarafları hala koyu yeşil, testere ağzı gibi tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürüyüşün sarı renginin" yerleştiği o "Son Yaprak" sallanıp duruyor zihnimde hep nedense...

Daha çok ressamların yaşadığı Washington Meydan'ının batısında bir mahallede geçiyordu hikaye. Sue ve Johnsy'nin stüdyoları da burada, üç katlı tuğla bir binanın üst katındaydı. Yaşlı ressam Behrman'sa onların hemen alt katlarında yaşıyordu. Semtte ölümcül bir zatürre salgının dolaştığı günlerdi. Ve Johnsy ile yaşlı Behrman'da bu hastalığa yakalanıp, payını alanlardandı. Yüksek ateşle birlikte hastalığın yorgunluğu umutsuz ve karamsar duygulara sürüklemişti Johnsy'yi. Uzandığı yatağından her gün pencereden gördüğü sarmaşığın yapraklarını sayıyor, tüm yapraklar düştüğünde öleceğine inanıyordu. Arkadaşı Sue çok üzülüyordu onun bu durumuna. Yaşlı ressam Behrman'ın stüdyosuna gittiği bir gün, ona Johnsy'nin moralsizliğinden, giderek hayatla bağlarının bir yaprak kadar zayıf, güçsüz ve ince hale geldiğinden söz etti. Behrman'ın gözlerinden yaşlar boşandı...Fakat sonrasında Johnsy hasta yatağında yatıyor günler geçiyor ama "Son Yaprak" bir türlü düşmüyordu. Hikayenin  en can alıcı yeri de burasıydı. Yaşlı ressam Behrman Johnsy'e umut vermek için onun yatağından baktığında gördüğü duvara kocaman bir yaprak resmi çizip ve iki gün sonra da zatürreden ölmüştü.

Bahçede ondan geriye bir merdiven, hala yanmakta olan bir fener, bir kaç fırça ve üstünde yeşil mavi boyalar olan bir palet kalmıştı yalnızca...

Hepimizin hayatında bir "Son Yaprak"çizip boyamayı düşünecek kadar çok sevdiğimiz ve önemsediğimiz insanlar olsun...

Güzel bir gün dileğiyle...

Nil ALAZ, Hasan Hüseyin Dulun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hazan,hazan.Yaşamın sonuna adımların sıklaşmış halidir.Oysa ne çok isteriz hayatımızın hep bahar olmasını.Yaşam yaprağımızın"son sarı yaprağın"düşmemesini.Sevgiler yolluyorum sarı yaprak çizicilerine...

umut KIRMIZI 
 10.12.2014 8:32
 

Selamlar,kısa bir aradan sonra yine güzel bir yazı ile döndünüz.Bir ara Hıncal Uluç Sabah'taki köşesinde yayınlıyordu O. Henry öykülerini yanlış hatırlamıyorsam.İnsanda tekrar tekrar okuma hissi yaratan,etkileyici bir öyküydü.

die stimme des mondes 
 09.12.2014 15:45
Cevap :
Evet Hıncal Uluç her yeni yıl öncesi "Armağan" öyküsünü yazardı. Teşekürler ilginize...  12.12.2014 13:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 420
Kayıt tarihi
: 02.11.09
 
 

Edebiyat, sinema, tiyatro ve müzik başlıca ilgi alanlarım. Gezmeyi, okumayı, yazmayı, düşünmeyi v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster