Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '20

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
60
 

"Stroboscopy Yöntemi” Üzerine

Albert Michotte "Stroboscopy Yöntemi" adını verdiği çalışmasında nedensellik algısının mekanik temelleri vardır ve bu gözlemlenebilir, sonucuna varmıştır. Sonraki yıllarda sayısız bilim insanı laboratuvarda nedenselliği en saf veya ham hali ile tespit etti.

Albert Michotte renkleri nasıl görüyorsak nedenselliği de öyle gördüğümüzü öne sürdü. Amacı fiziksel dünya ile algısal dünya arsındaki ilişkiyi tespit etmek ve hangi tür etkileşimleri nedensellik ile açıkladığımızı anlamaya çalışmaktı.

            Michotte iki "fiziksel ilişki" ile nedensellik algısının yaratıldığını kanıtladı.

1-      Sürükleme (entraining) etkisi.

2-      Fırlatma (launching) etkisi.

Diğer bütün hareketlerin son kertede bu iki ilişki biçimine indirgenebileceğini savundu.

Bu tezini sayısız deneyle kanıtladı. Nedensellik zihnimizde gömülü bir algı kategorisi idi ve gerçekliğe atfettiğimiz bütün nedensellik bağlantıları son kertede sürükleme ve fırlatma/tetikleme ilişkisinin genişletilmiş, soyuta tahvil edilmiş halleriydi.

Mıknatıs iğneleri kendine doğru çeker. Biz iğnelerin mıknatısa doğru yöneldiğini görüyoruz. İğneler hareket ettiğine göre nedenin iğnelerden kaynaklanması zihin için doğaldı... Oysa mıknatıs çekiyor...

Sürükleme ve fırlatma hareketlerinde ilk olgu ikinci olgunun öznesine doğru bir uzanım ifade ediyor. İlk hareket başlıyor ve kendisi olmaktan vazgeçmediği halde aynı zamanda kendi özelliklerinin ötesinde başka bir şey oluyor, ilave özellikler kazanıyor.  Michotte buna genişleme ‘ampliation’ diyor. Örneğin elektrik düğmesini açtığınızda ışık yanıyor ve biz nedensellik ilkesini otomatik olarak kurmanın ötesinde 'ışığı yaktı' cümlesini kullanıyoruz. Nedensellik kategorisine zaten sahip olan zihin, bu referanstan hareketle algısını bilgiye dönüştürüyor.

Şeylerin ne yaptığına bakarak ne olduklarını anlıyoruz. Doğan her insan bu özelliği hazır bir bilişsel zemin olarak devralıyor. Henüz 3 aylıkken bile bebekler fizik kurallarına uymayan durumlara şaşkınlık gösteriyor…   

Nedensellik atfetme ihtiyacımızın temelinde anlam arayışı yatıyor. Hiçbir şekilde nesnel olamıyoruz. Çünkü gerçekliği algılarken tümüyle kendi zihnimizin ürettiği kıstaslara mahkumuz. Dışımızdaki gerçekliği kendimiz için anlamlı, anlaşılabilir ve dolayısıyla uyum sağlanabilir kılmayı hedefleyen bir zihne sahibiz. Bu zihnin işlevi gerçekliği olduğu gibi, nesnel algılamak değil, o gerçeklik 'gerçekte' ne olursa olsun ona homeostatik bir tepki verebilmek.

Dolayısı ile 'doğru' düşündüğümüzde gerçekliği 'doğru' anlamış olup olmadığımız hakkında hiçbir fikrimiz yok. Ama hayatımızın idamesi açısından olabildiğince doğru eylemleri yapmayı sağlayan bir muhakeme faaliyeti yürütmüş oluyoruz. Olguları anlamlı kılmayı becerebildiğimiz ölçüde 'anlıyor' ve bu amaçla onları zihnimizde zaten var olan kategorilerin oluşturduğu çerçeveye oturtuyoruz. Nesnellik anlayışımız öznelliğimizden beslenip bizi tatmin eden bir yanılsamada son buluyor. Zihnimizdekiler gerçekdışı değil, ama sadece 'bize ait' bir gerçeklik...

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 444
Toplam yorum
: 1131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1249
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster