Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '07

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
529
 

"Şu Çılgın Türkler" den biri...

"Şu Çılgın Türkler" den biri...
 

Bu ne bir hikaye... Ne de söylenti.
Bir Kurtuluş Savaşı Gazi'sinden bire bir dinlediklerim.
Keşke diyorum... keşke daha çok konuşabilme imkanımız olsaydı. Pişmanlığım buna. Çünkü onbeş sene kadar önce kaybettik onu.

O mahalleye ilk taşındığımızda, ara sıra yolda görüyordum. Ufak tefek, sevimli bir ihtiyar. Gözleri sanki rahatsız gibi... bulanık bakıyor. (O zaman daha anlatmamıştı... bilmiyordum nedenini). Bazan arkadaşın eczanesinde karşılaşınca konuşuyorduk. O eski insanların saygılı, alçakgönüllü duruşu içime dokunurdu hep. Üstü başı çok eski... ama tertemiz. Herkesi evine, bahçede oturup, dut yemeye, çay içmeye çağırıyor.

Bir kaç kez, benim arkadaşa ısrarımla gittik. Daha istimlak edilmemişti o bölge. Birkaç küçük... küçücük ev yanyana. Öyle hoşuma gitti ki. Küçücük bir ev... minicik bir bahçe... Kocaman bir yürek... Dut topladı elleriyle... benim için değeri çok büyük...

Söz döndü dolaştı, anılara geldi. Ben tarihe çok meraklıyım. Biliyor. Her karşılaştığımızda hatırını sorup, elini öpüyorum. O el "öpülecek el" çünkü. Bu vatanın kurtuluşunda silah tutmuş el. Benim için çok özel insanlardan biri.
Anlattıkları aynen şöyle (En küçük bir değiştirme yoktur);
Savaşa gidecekler. Eskişehir'e. Beş tane mermileri var asker başı. Düşünün! Sadece beş mermi. O şekilde gidiyorlar savaşa. Daha 18 yaşında... "Yoktum bile" diyor. Savaşın teferruatlarına çok girmiyor. Tam anlatmaya başlıyor... Gözleri dalıyor uzaklara. O günlere... yine savaş meydanına gidiyor. Susuyor arada, soluğu yetmiyor. Yüreği sözcüklerine yetişemiyor. Beş mermi zaten çok şey anlatıyor... anlayana.

"Savaş zamanı... yokluk zamanı.Bir parça kuru ekmek olurdu yanımızda. Düşmanın karnı tok... mermisi çok. veriyor ha bire mermiyi" diyor.
Ve bu arada gözünün neden sakatlandığını anlatıyor.
"Tam bayırı aştım... Karşımda Yunan askeri... Göz göze geldik. Süngüyü saplayıverdim... anladın mı... şööyle bir kanırttım... oracıkta öldü."
Süngüyü saplayışını... kanırtışını aynen hareketlerle de gösteriyor. O anı bire bir yaşıyor.

"Sonra çantasını açtım... Yunan askerinin pekmez gibi bir tatlısı var. Ekmekleri de güzel... beyaz. Baktım ekmeğe akmış tatlı... aldım... yol boyu yiyerek gittim."
İşte burada öğreniyoruz ki... tatlı zannettiği aslında kan. Ölen Yunan eskerinin kanı ekmeğe bulaşmış. "İnsan kanı dokunurmuş... O yüzden gözlerim sakat kaldı" diyor. "Yemeseydim iyiydi ya... çok açtım be yavrum" diyor... Gözlerimiz yaşarıyor.

Daha çok anlatıyor. Ama bana en çok dokunanlardan biri de şu anısı;
Savaş bittiğinde İstanbul'dan trenler bedava götürecek askerleri köylerine. Gazi'nin emri. Gazi derken yüzündeki, gözlerindeki ifade hiç bir fotoğraf karesine sığmaz. Öyle bir sevgi... öyle bir saygı... sesi titriyor.

"Üst baş yırtık...ayağım çıplak... utanıyorum. Oramı buramı elimle kapatıyorum." diye anlatıyor. Tren garında, yağmurlu bir gün. "Bir beyefendi simit alıyordu... simit yere düştü, ne yaptığımı bilmeden eğildim, tam alacaktım, bileğimden tuttu".
Biz hepimiz birden tam adamın acımasızlığına tepki verecekken... "Allah razı olsun o beyden" diyor. "Doktormuş. Aldı beni evine götürdü... kapının önünde üstümü başımı soyundurdu... havluya sarıp, hamama soktu beni." Hamam dediği banyo olsa gerek. Sözünü kesmemek için araya girmedik.

"İlk gün bir kaşık çorba verdi... sonra sonra yavaş yavaş artırdı yemeği. Meğerse o açlıkla birden yersem ölürmüşüm... simidi ondan yedirmemiş."
"Tam bir ay baktı bana. Sonra bilet de aldı. Biletli gittim trende." derken gözlerinden minnettarlık okunuyordu.

İçimden diyorum ki. "Bir ay ne ki? Bu devlet ömür boyu bakmalıydı sizlere. Sadaka verir gibi, üç kuruş maaş için banka kuyruklarında bekletmemeli... bu hale düşürmemeli... bu yokluğu çektirmemeliydi."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her biri Ulusumuzun gönlünde yaşıyor. Mevcut, günlük siyaset, gelip geçecek... Elimizi taşın altına ne kadar koyarsak o kadar aşkla yaşayacak Vatan...

yeşilsoğan 
 23.04.2007 13:49
Cevap :
Unutturulmaya çalışılsa da, unutturamayacaklar...Unutmayacağız. Mutlukalın:)  23.04.2007 23:19
 

Bu guzel yazin icin cok tsekkur ederim tarihimiz hakkinda bilmedigimiz o kadar ani ve detay varki hergun yeni bir sey cikiyor. Maalesef 100 yil bile olmadi ama geldigimiz nokta cok uzucu umarim bir gun yine kuvayi milliye ruhuyla hareket ederiz. sevgiler

Erol Kutuk 
 22.04.2007 14:57
Cevap :
Tarihimizi çok iyi bilir, yurdumuzu "muş" gibi yapmadan gerçekten sevebilirsek neden olmasın?  22.04.2007 19:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 1165
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1891
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Bana biri kendini anlat dese, susar kalırım. Her konuda çılgın bir istekle konuşan ben, işte o anda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster