Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
3042
 

“Tam gün yasası” kime yaradı, kimin tekerine çomak soktu?

“Tam gün yasası” kime yaradı, kimin tekerine çomak soktu?
 

tipdoktoru.com


Kamuoyunda Tam Gün Yasası olarak bilinen ve doktorlar ile öğretim üyelerine tam gün çalışma zorunluluğu getiren yasa tasarısı, 21 ret oyuna karşı 218 oyla kabul edilerek yasalaştı.

Doktorların yasanın yürürlüğe girmesinin ardından 6 ay, öğretim üyelerinin ise 1 yıl içerisinde tam gün çalışmayı çalışıp çalışmayacakları konusunda karar vermeleri gerekiyor. Türk Tabipler Birliği'nin (TTB) maaşları artırmadığı ve emeklilik günlerine yansımayacağı gerekçesiyle eleştirdiği yasa, fazla mesai yapıp nöbete kalan, sıkça ameliyata giren doktorların ay sonunda eline geçecek ücretlerde hissedilir oranda iyileştirme yapıyor.

Nedir bu “Tam gün yasası”?

Düşünme süresi 6 ay-1 yıl
Üniversitede görevli öğretim üyelerinin 1 yıl, kamuda çalışan doktorların ise 6 ay içerisinde özel muayenehaneleri veya çalıştıkları kurumlar arasında seçim yapması gerekecek.

Profesöre maaşın 8 katı döner sermaye
Döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak ek ödemenin tutarı, o personelin bir ayda eline geçen maaş tutarı toplamının; klinik şefleri ve şef yardımcıları ile uzman tabip kadrosuna atanan profesör ve doçentlerde yüzde 800'ünü geçemeyecek. Bu oran uzman doktorlarda yüzde 700, pratisyen hekimlerde yüzde 500, başhemşirelerde yüzde 200, diğer personelde ise yüzde 150 ile sınırlı olacak.

- Nöbet dışında, mesai saati dışında da çalışanlara ise yine bu oranın yüzde 20-30'u oranında ayrıca ek ödemeler yapılacak.

Başka hastanede çalışma olanağı
Sağlık kurum ve kuruluşlarında ihtiyaç duyulması halinde, doktorlar kendi istekleri ve kurumlarının onayıyla diğer kamu hastanelerinde haftanın belirli gün veya saatlerinde veya belirli vakalar için görevlendirilebilecek, buralardan da döner sermaye alabilecek.

Öğretim üyelerine de tam gün
Öğretim elemanları, üniversitede devamlı statüde görev yapacak. Bu durumda, üniversitelerin tıp fakültelerinde görev yapan öğretim elemanları da tam gün çalışacak. Öğretim elemanları, yasayla belirlenen görevler ve telif hakları hariç olmak üzere, üniversitelerden başka yerlerde ücretli veya ücretsiz çalışamayacak, ek görev yapamayacak.

Haftada en az 10 saat
Öğretim üyesi haftada asgari 10 saat ders vermekle yükümlü tutulacak. Öğretim görevlisi ve okutmanlar ise haftada asgari 12 saat ders verecekler. Bununla ilgili esaslar YÖK tarafından belirlenecek.

Rektörlere muafiyet
Rektör, rektör yardımcısı, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürlerinin ders verme yükümlülüğü bulunmayacak. Başhekimler, dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdür yardımcıları ve bölüm başkanları ise haftada asgari 5 saat ders vermekle yükümlü olacak. öğretim elemanları üniversitenin onayıyla diğer kamu kurumlarında görevlendirilebilecek.

- Rektör, rektör yardımcısı ve genel sekreterlere, çalışmalarına bakılmaksızın döner sermayeden ödeme yapılacak.

Peki şimdi ne olacak?

Yasa sonucunda doktor ve öğretim üyeleri yar ve ser arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak. Ya devlet memuru olarak devletin verdiği maaş, nöbet ve döner sermaye ile yetinmek zorunda (!) kalacak ya da özel hastane veya muayenehanesinde çalışarak kendi gelirini tayin edecek.

Devlette çalışan bir pratisyen hekim nöbet hariç 1923 TL + %500 döner sermaye = 11.538 TL, bir profesör ise yine nöbet hariç 3.660 TL + %800 döner sermaye = 32.940 TL aylık kazanç sağlayabilecek. Alacağı döner sermayenin miktarı da pek tabi çalıştığı hastane koşulları ve hasta potansiyeli ile alakalı olacak.

Özel çalışan ve bu konumunu sürdürmeye devam edecek olan doktorlar ise devletten aldıkları maaşlardan feragat etmek zorunda kalacak. Bu seçim pek tabi ki özelde az hasta potansiyeli olan ve az kazanç sağlayan doktorları zorlayacak. Zira özelde çok yüksek kazanç sağlayan doktorlar için devletten sağladıkları gelir vazgeçilemeyecek bir miktar değildir.

Bu noktada hasta potansiyeli yüksek doktorları en çok rahatsız eden nokta, devlet hastanelerinde sağladıkları hasta temini. Yani devlet hastaneleri bir nevi bazı doktorların reklam yeri haline dönüşmüş durumda. Kimi doktorların hastanedeki birçok hastasını özel muayenehanelerine davet ettikleri iddiası da inkar edilemeyecek bir gerçek.

Hatta birçok hastanın da –ne yazık ki- daha fazla ilgi göreceği ve daha iyi muayene edileceği düşüncesiyle aynı doktoru özel muayenesinde ziyaret edip, parayla hizmet aldığı da bir gerçek. Neredeyse tüm tahlillerini devletin mekanında devlet imkanlarını seferber ederek yaptığı hastalara son teşhisini koymak için muayenehanelerine çağıran doktorlar da yok değil.

Bu, sayıca çok az olduğunu umut ettiğimiz hekim profilinin yanında işini hakkıyla yapan “Hipokrat” a verdiği tüm sözleri tutan birçok doktor için de yapacakları tercih, hayatlarının dönüm noktası olmayacak mutlaka.

Ve hangi tercihi yaparsa yapsın hiçbir hekimin açlıktan öleceği ya da geçim sıkıntısı çekeceği de yok. En kötü şartlarda bile elde edilecek kazanç Türkiye şartlarında bu meslek grubunu yine en yüksek gelir ve prestij sahibi kesim olarak tutmaya devam edecektir.

Yıllarca emek verilen bir mesleğin meyvelerini toplamak tabi ki doktorların da hakkıdır. Ancak bu yasa fazla ajite edilmemeli ve halkın menfaatinin ön plana çıktığı kabul edilmelidir.

Kaldı ki doktorlara sağlanan iki kapılı bu kazanç sistemi Türkiye’de hiçbir meslek grubuna tanınmamıştır. Hiçbir öğretmen günün yarısını özel okullarda ve/veya dershanelerde geçiremeyeceği gibi, devlet memuru hiçbir mühendis de günün 8 saatini özel bürosunda proje çizerek değerlendirememektedir.

Gün içerisinde özel muayenehanelerine de zaman ayıran bazı hekimlerin hastanede geçirdikleri mesainin süresiinin de ne olduğu ayrı bir soru işaretidir.

Umarız vatana, millete faydalı bir yasa olur.

Hayırlı, uğurlu olsun.

www.milliyet.com.tr 'den faydalanılmıştır.

Güncel Haberler :

Kamuya 100 bin yeni personel alınacak

Erdoğan'dan zam sürprizi! Emekli şaşkın, memur şokta...

Açlıksınırı, yoksulluk sınırı ve asgari ücret

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba. tam gün yasası hastalar için çok iyi ama doktorlar için biraz üzücü olacak... can derdine düşmüş insanların gözü para görmüyor neyi var neyi yoksa satıp doktorlara veriyorlardı. ben de bir zamanlar annemin ameliyatı için bileziğimi bozdurup vermiştim. annem için seve seve yapacağım bir fedakarlıktı bu.bazı doktorların da devlet hastanelirini kartvizitlerini dağıtmak için kullandıklarını hatta önemli bir hastalığı olmasa da durumlarının çok ciddi olduğuna ikna edip muayenehanelirine gitmek zorunda bıraktıklarını bizzat gördüm. sağlık bakanımızı bu güzel çalışmasından dolayı tebrik ediyorum...sevgiler...

nurcan demirci 
 26.01.2010 11:42
Cevap :
Saygılar efendim.  27.01.2010 12:03
 

merhaba. tam gün yasası hastalar için çok iyi ama doktorlar için biraz üzücü olacak... can derdine düşmüş insanların gözü para görmüyor neyi var neyi yoksa satıp doktorlara veriyorlardı. ben de bir zamanlar annemin ameliyatı için bileziğimi bozdurup vermiştim. annem için seve seve yapacağım bir fedakarlıktı bu.bazı doktorların da devlet hastanelirini kartvizitlerini dağıtmak için kullandıklarını hatta önemli bir hastalığı olmasa da durumlarının çok ciddi olduğuna ikna edip muayenehanelirine gitmek zorunda bıraktıklarını bizzat gördüm. sağlık bakanımızı bu güzel çalışmasından dolayı tebrik ediyorum...sevgiler...

nurcan demirci 
 26.01.2010 11:42
Cevap :
Yasanın hastalara getirdiği menfaatler konusunda son derece haklısınız Nurcan Hanım. Yalnız, durumun doktorlar için için de ciddi kayıplar getirdiğini düşünmüyorum. Kimi doktorlar yasadan olumsuz etkilenirken kimisi de karlı çıkacak. Herkesi aynı anda memnun edebilen bir mekanizma ne yazık ki yok. Genel anlamda başarılı bir çalışma olduğunu düşünüyoruz. Teşekkürler.  26.01.2010 15:07
 

İl Merkeze gelince işler çok değişmez sadece değişen etiketlerdir. Kaymakaım yerini başka bir daire amiri köy muhtarının yerini siyasi parti temsilcileri almıştır. Büyük dağın büyük dumanı misali... İster idari ister siyasi olarak her türlü üstü örtülü tehdit ve dayatmalarla her zaman karşı karşıyasınız... Çare ya boyun eğmek yada inadına hayır diyebilmek... Hayır dediğiniz zaman ya sürgünlerle yüzyüze gelmek yada bu baskıları biraz daha minimalize edebilmek için yine TUS kavşağına gelrsiniz... Kazandınız ne ala... En azından 4-5 yıl bunlardan uzaksınız... Yine öğrenci havasına büründünüz, yine idealist kimliğiniz sizinle birlikte... İhtisasınızı toplam 12 ( 7+5 ) yılllık bir eğitim sonunda aldınız...Artık Uzman hekimsiniz biraz daha dokunulmazlık sahibisiniz biraz daha özgüvenli... Ama oda ne 4 yıllık üniversiteden mezun olan birisi sizin onu 3'e katlayan eğitim sürecinden geçtiğinizi,mesleğinizi bir inceliği özelliği olduğunu bir kenara koyup yine size dayatmalarda bulunacaktır...

TARIK DOGAN 
 25.01.2010 18:19
Cevap :
Tarık Bey anladığım kadarıyla sizin probleminiz daha farklı. Serzenişleriniz sanki "tam gün yasası" ile çok alakalı değil gibi. Siz eğitim gördüğünüz her yıl başına toplumda o kadar daha fazla söz sahibi olmak istiyorsunuz. Tamam haklısınız, aldığınız eğitime ve verdiğiniz emeğe saygı sonsuz ama sizden daha az yıl eğitim gördü diye bir kaymakam ya da vali karşısında daha farklı bir konumda olmak gibi (garip) bir istek seziyorum. Bunun bir açıklaması olabilir mi? Tamam eğitim seviyesi oldukça düşük bir muhtar ya da belediye başkanı karşısında sorun yaşayabilirsiniz belki ama yapacak bir şey yok galiba...  27.01.2010 12:08
 

Hele birde işin içine Hazırlık sınıfı girdiyse ömrünüzün koca bir yılı daha bunun için eriyip gider... Mezun olursunuz, Partisyen hekim olarak Anadolunun bir köşesine İdealist bir doktor olarak gidip görevinizi yapmaya başlarsınız ve o anda hayatınızı adadığınız insanların nasil insanlar oldugunu görmeye başlarsınız... Bu kendi ağırlığını emir-komuta zinciri içinde korumaya çalışan ve hekimlere istediği en olmayacak şeyi dahi yaptırtmayı amirlik ve hizmet adamı olmak ile eş tutan bir Kaymakam yada bir sonraki seçimde yeniden seçilmekten başka gayesi olmayan ve bu uğurda her türlü düzenbazlığı yapmaya amade hatta iktidar partisinin yalakalığını yapmaktan geri durmayacak kadar ucuz bir köy muhtarı olabilir... Mesleki hayatınızn bu ilk yıllarında yaşadığınzı bu şoklardan sonra daha medeni ve daha insani koşullarda yaşayabilmek için kendinizi zorlarsınız...Ya bir il merkezine gidebilmemin yolllarını arasınız ya da TUS kazanırsınız... Ama eziyet bitmez...

TARIK DOGAN 
 25.01.2010 18:07
Cevap :
Merhaba Tarık Bey, Öncelikle bu mevzu iddia ettiğiniz gibi sadece doktorların kiisel problemi değildir ve tartışılan alacağınız maaş değildir. Olayı komleks haline getirmenin bir gereği yok. Sizin dışınızda hemen herkes sizden hizmet alan kocaman bir kitlenin birer ferdidir ve bu özelliği ile de eleştiri hakkına sahiptir. Sizin kaç yıl okuyup, hangi köylerde hizmet verdiğiniz ise herkesten çok sizi ilgilendiren asıl meseledir. Her mesleğin kendine göre zorlukları olup, her meslek kendince kutsaldır. O bahsettiğiniz "Anadolu'nun" bir köşesinde çalışan tek meslek grubu da siz değilsiniz. Herkesin tatil beldelerinde çalışmak gibi bir lüksü de yoktur. Sistemin size layık gördüğü imkanları beğenmemek te kişisel tasarrufunuzdur. Bu saatten sonra sizin için yapılabilecek bir şey var mı bilmiyorum ama gelecek nesil okul tercih ederken belki göz önünde bulundurur şartları. Size meslek hayatınızda başarılar dilerim. Saygılarımla,  26.01.2010 12:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 136
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 2569
Kayıt tarihi
: 15.06.06
 
 

Kimya Yüksek Mühendisi. Sporsever ve edebiyat aşığı. Periyodik tablo, T cetvel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster