Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
562
 

"Tartışmayı bilmiyoruz"

"Tartışmayı bilmiyoruz"
 

Ne kadar sık duysak da bu cümleyi, tartışmayı gerçekten beceremediğimiz açık.
Çünkü tartışmaktaki amacımız doğruları tartmak değil, karşımızdakini tartmak...
Hani el ense çekmek gibi bir gelenekten olsa gerek.

Öncelikle tartıştığımız konuyla ilgili bir iddiamıza sağlam bir şekilde ayaklarımızı basıyoruz.
İlk amacımız o adımdan bir adım bile geriye basmamak.
Sonra savunacağımız konunun güçlü doneleriyle karşımızdakinin ensesine elimizi koyuyuverip kendimize çekmeye çalışıyoruz.
Sırtımız yere gelmeden getirebilirsek rakibimizin sırtını yere, hele bir de çevrede izleyenler var ise, gururumuza gurur katıyoruz...

Aslında tartışırken doğrularımızı değil gururumuzu koyuyoruz tartışmanın odağına.
Onun için "kaybetmek", gururumuzu kaybetmekle eşdeğer şekilde hırslarımıza konu oluyor.
Tartışırken saldırganlaşmaya başlıyoruz,
kırıyoruz, döküyoruz, canımızı dişimize takıyoruz safımızı kaybetmemek için.

Peki ya doğrulara ne oldu?
Onlar amaç değil araç oluverdiler, ama amaç kisvesi altındalar hala..

Neyi tart-ışmalı, neleri tart-malıyız peki?
Doğruları,
Hangi doğruları?
Sana ya da bana ait olup olmadığı önemli olmayan doğruları tartışmalıyız,
tartmalıyız,

Eğer güreşmek yerine tartışmaya başlarsak göreceğiz ki tartışmanın sonunda kaybeden olmayacak.
Doğruyu bulmuş olarak tartışmadan ayrıldığı için iki tarafta kazanacak...

Peki kimin dediği olmuş olacak?
Onun mu senin mi?
Sonuçta doğru olanı bulduktan, öğrendikten sonra ne farkeder doğruyu kimin dediği?

Öncelikle şunu unutmamalıyız, fikirlerini savunan her iki tarafta o fikrinin doğruluğundan süphe duymadığı için savunur.
Bazen iki tarafta yanlış biliyordur ve tartışma sayesinde doğruya ulaşır.
Bazen taraflardan birinin dediği doğrudur ama karşı tarafın savunusunun haklılıkları da yok değildir ve bunları görme fırsatı olur,

Doğrularını teste tabii tutma fırsatıdır, tartışmak...

Ama tüm bu kazanımlar için ilk şart;
Tartışabilmektir.

Taşkınlıkla değil sabırla...
Laf ebeliğiyle değil, bilgiyle...
Ortaya gururumuzu koyarak değil, doğruları arama isteğimizi koyarak...

Bu sayede iki tarafında kazandığı bir oyun haline dönüşür tartışmak...

Bol tartışmalı günler dileğimle...

Sevgiler

İbrahim H. KAYRAL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 64
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 800
Kayıt tarihi
: 07.07.10
 
 

www.ibrahimkayral.com ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster