Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
288
 

“Taslak” anayasada kıyafet çelişkisi…

“Taslak”  anayasada kıyafet çelişkisi…
 

Bu hüküm “Taslak” Anayasa’da da var, 1982 anayasasında da 1961 anayasasında da. Madde numaraları önemli değil, onlar değişir ama içeriği değiştirilmez.

1982 anayasasında 174. maddedir. Aynen şöyle.

<ı>I. İnkılâp kanunlarının korunması<ı>

<ı>MADDE 174<ı>. – Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.

Altında da sıralanır bu kanunlar…

<ı>1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;

<ı>2. 25 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanun;

<ı>3. 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun;

<ı>4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;

<ı>5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun;

<ı>6. 1 Teşrinisâni 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun;

<ı>7. 26 Teşrinisâni 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa Gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun;

<ı>8. 3 Kânunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.

Yukarıda belirtilen “İnkılâp Kanunları” adı altındaki kanunlar, aslında maddenin içinde de geçen Türkiye Cumhuriyeti devleti’nin ve toplumun <ı>“…çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden…” yasalardır ve vazgeçilemez.

Bu madde, yeni yapılacak anayasada da aynen korunacaksa, o zaman “Taslak” anayasanın 45. maddesinin altına “Yeni” olarak eklenen ve yukarıdaki maddenin içinde belirtilen 2596 sayılı yasaya aykırı ve dolayısıyla da anayasanın kendi içinde de “Çelişkisi” olmuyor mu?

Bakınız eklenmek istenen fıkra iki alternatifli ve şöyle:

Birinci alternatif: (6) Kılık ve kıyafetinden dolayı hiç kimse yükseköğrenimi hakkından mahrum bırakılamaz.

İkinci alternatif: (6) Yüksek öğrenin kurumlarında kılık kıyafet serbesttir.

Bu maddenin “Türban yasağı”nı kaldırmaya yönelik amaçla bu şekilde yasalaşması halinde, yüksek öğrenimde yeni bir kargaşanın yaşanacağı ortadadır.

Bırakın türban ile kızların yüksek eğitimdeki sıkıntılarını ortadan kaldırmayı, sarıkla, cübbeyle, takkeyle, sakalla, mayo ve bikini ile ve daha aklınıza şu anda gelmeyecek tarzdaki giyimlerle gelecekler. Bazıları “Tepki” olarak yapacak.

Gerçi… Bu kanunlar TBMM’de kabul edildiği günden bu yana anayasa ile korunduğu bir gerçektir. Gelin görün ki, uygulaması 1950 yılından sonra asla yapılmamıştır. Nedeni de açıkça ortadadır.

Siyasi çıkar…

Bakınız, Türkiye’de ilk ve orta öğrenimde “Kıyafet” birlikteliği söz konusudur. Ama orada bile iş çığırından çıkmış durumdadır.

Kendi çocuklarınıza bakın…

Erkekler öğrenciler örneğin…

Ceket, gömlek, kravat hepsinin üzerinde vardır. Var olmasına vardır da, gömleğin ya bir ucu ya da iki ucu birden pantolondan dışarı çıkıktır. Kravat, ya boyuna dolanmış olarak taşınır ya da bağlanmıştır ama boyunda “durması gerektiği” gibi değildir.

Kız öğrencilere gelince… Onların durumu da erkek öğrencilerden farklı değildir.

Peki, bunları öğretmenler, idareciler ve veliler görmezler mi?

Hadi gördüler, yasaları bilmezler mi?

Hadi onu da bildiler. Peki, niye düzeltemezler?

Çünkü balık baştan kokar. Yönetenler yasaları hiçe saymaya devam ettikçe, korunması gereken “DEĞERLERİ” görmezden geldikten sonra, çocuklara diyecek neyiniz olabilir ki?

Diğer bir gerçek de ne yazık ki, yasa vardır da, korkmadan uygulayacak adam bulmakta sorunumuz var.

Bir de inatla “her şeyi ben bilirim” diyen bir başbakanımız…

Ne yazık ki…

19 EYLÜL 2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

  Üniversitede türbana karşı mısınız? Eğer karşıysanız -yani eğer- türbanla okuyamadıkları için üniversiteye gidemeyen bir sürü genç kız geleceğin bilinçsiz anneleri olmaz mı?

Ayşee 
 19.09.2007 20:32
Cevap :
Sayın "Ayşee" kardeşimiz... Daha önce "Başörtüsü" konsunda yazdıklarımı okumadığınız için, sorunuzda yerden göğe kadar haklısınız. Ben "Başörtüsü"ne karşı değilim. İnancı adına başını örtene ancak saygı duyarım ve onun düşüncelerine karışmak hakkım da değil, haddim de. Ancak, herkesin de bildiği gibi, sizin de bildiğinizi sandığım şey, başın "Paketlenir" gibi örtülmesi "Siyasi simge" olarak algılanmaktadır. Kaldı ki bu tür başörtmenin "İslamın şartı" olarak öne sürülmesi de ayrı bir yanlışlıktır ve "İslamda örtünme" bu değildir. Türk kızlarının "Bilinçli anne" olmalarının ötesinde "Bilinçli Türk kadını" olmasından da yanayım. Derdimiz de bu zaten. Daha da sorularınız varsa, yanıtlamaya her zaman hazırım. Yeter ki "Bilinçli" davranış için yıola çıkalım. saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  19.09.2007 21:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 908
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster