Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '07

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
924
 

"Topraklarımız verimli değil" miş!

"Topraklarımız verimli değil" miş!
 

Türkiye, "sanılanın aksine, tarım toprağı açısından fakir bir ülkedir" bu söz Tarım İşletmeleri Genel Müdürü İsmail Hakkı Sayın’a ait. Bugün internet gazetelerini dolaşırken gözüme çarptı. Bu konuyu biraz irdeleyelim.

Türkiye tarım ülkesi değil ise sanayi ülkesi midir ?

Türkiye günümüz Türkiye olmadan önce tarımla uğraşan, topraklarının dört’te üçünde tarım ile uğraşılan bir ülkeydi. Eskiden ilkokullarda hayat bilgisi, sonraki yıllarda adı coğrafya olan derslerimizde okuduklarımızı, bize öğretilenleri hatırlayın. Bir kitap sayfası üzerindeki, her bölgede yetişen tarım ürünlerinin minik resimleri olan haritaları gözünüzün önüne getirin. Ve bu haritaya sığmayan tarım ürünlerinin yetiştirildiği yerleri. Ülkemizde arazisi sulanan topraklar oldukça yüksek verimin yakalandığı görülmüştür. Sürekli sulanmayan arazilerde verim alınmaması doğaldır ama GAP gibi bir proje olduğunda, o toprakların nasıl verimli oldukları görüldü. Alınan mahsuller, toprak ve bölge tarihinde alınamamıştır herhalde.Bu işin görünen bir yüzü..

Görünen diğer yüzü ise şu : Türkiye hızlı bir sanayileşme ve betonlaşma sürecinde. Tarım arazileri sanayi kollarına açıldıkça, topraklarda hızla beton yığınları bitiyor. Bu da hem bölgenin, hem de ülkenin tarım arazilerini ve tarımsal verimliliğini, hem istatistiksel hem de fiziksel olarak dibe vurduruyor. Bunun örnekleri azımsanmayacak kadar çok. Örnek mi ? Alın size örnek. Manisa Organize Sanayi Bölgesine gittiniz mi hiç ? Bilmeyenler için anlatayım. Manisa Organze Bölgesi, bir zamanlar Manisa’nın bir zamanlar en iyi üzüm, tütün yetişen topraklarında yalnızda, yaklaşık 4.200.000 m2’ lik bir alanında kurulmuş ve halihazırda 510 hektarlık bir bölümünde 128 firmanın üretim tesisinin bulunduğu, Vestel, Bosh, Omluksa, Orkide Yağları, Polinas, Indesit gibi yerli ve yabancı firmalara ev sahipliği yapan bir sanayi bölgesidir. Şimdi rakama dikkat edin lütfen 510 hektar.

Burasıyla ilgili daha önceden merak edip araştırmıştım, bu bölge henüz organize olmadan önce bu rakamın %10’undan daha azına sahipmiş. Buraları daha sonra parsel parsel zorla pazarlamışlar. Uzun süre de müşteri gelsin diye beklemişler. Sonraki yıllarda mevcut parselleri ellerinden çıkarınca ve bölge tutulunca, yeni parseller eklemişler, yeni kısımlar açmışlar ve açmaya devam etmişler. Bugün itibari ile açılan 5 kısım ( parsellenmiş ve yerleşik düzene geçilmiş) ve toplamda dört milyon metrekarenin üzerinde bir alan, betonlaşmış ve bölge gittikçe büyüyor. Betonlaşan toprakların eski haline gelmesi için ne kadar yıl geçmesi lazım biliyor musunuz ? Tam 1 milyon yıl.

Şimdi bu sözlerimle "sanayileşme karşıtı" biri olarak algılayabilirsiniz beni ama öyle değil. Verimli toprakların haricinde, daha verimsiz ve kullanım dışı topraklar sanayiye açılsaydı, bunları yazmayacak olacaktım.

"Türkiye, sanılanın aksine, tarım toprağı açısından fakir bir ülkedir. Yani, tarımsal faaliyetler açısından 'kan eksen can biter' durumda değildir. Toprağımız sanıldığı kadar verimli değildir. Büyük bölümü az yağış alan bozkırlarla kaplıdır. Bu nedenle topraklarımızın, özellikle de verimli ovalarımızın kıymetini iyi bilmeliyiz. " diye de sözlerini devam ettiren sayın Tarım İşletmeleri Genel Müdürü İsmail Hakkı Sayın bu sözlerinde de haksız sayılmaz. Ama bazı gerçekleri görmezlikten gelemeyiz. Tarımın bugün birinci lig takımı olmamasının sebebi, verimsiz olduğundan değil, elverişsiz ve toprağına uygun tarım yapılmamasından, sulama disiplinsizliğinden, yer altı sularının kalmamasından, nehirlerin ve göllerin kurumasından, buraların fabrikaların atık merkezi olmaların sonrası toprakların sulanmamasından, doğu’da, güneydoğu’da toprağı toprak ağalarının yönetmesinden ve kolay para kazanmayı benimseyen üreticilerin yanı sıra, adam gibi üretip, ürettiğinin karşılığını alamayıp, ürettiklerini caddelere, toprağa dökmek zorunda kalan çiftçilerin dilinden anlamayan devletin, düzgün tarım politikası olmamasından kaynaklanmaktadır.

"Tarımsal faaliyetler, bugüne kadar ülkemizde genellikle bir anlamda hor görülmüş, sürekli sanayi faaliyetleri övülmüştür. Ancak, tarımdan bağımsız olarak sanayinin geliştiği, dünyada hiçbir ülke yoktur. Gelişmiş ülkelerde sanayi gelişmişse mutlaka tarım da gelişmiştir. Bir ülkede tarım gelişmemişse, o ülkenin biliniz ki sanayisi de yoktur" açıklaması da doğru bir tespittir.

Siyasi otoritelerinin tarım toprakları konusuna büyük önem vermeleri ve tutarlı kanunlar çıkartması, çiftçiyi teşvik edici ve koruyucu önlemler alması lazım. Bu kanunlarla tarım ve orman arazilerindeki yapılaşma şiddetle yasaklanması ve sağlam bir Toprak reformunun yapılması gerekiyor.

Sanayi her ülkenin kalkınması için çok önemli ama tarımsız yaşam kalkınmanın kösteğidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2467
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster