Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '07

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
735
 

"Töre"nin kadınları

"Töre"nin kadınları
 

On beş- on altı yaşlarında güzel genç bir kız. Hastane odasında yatıyor. Başında hastanenin özel güvenlik görevlileri ve devletin resmi polisi nöbet tutuyor.

Genç kızı, kendinden yaşça çok büyük birisiyle evlendirmek istemişler. Tabi ki parada da anlaşmışlar. Ancak, kızcağız yaşamının kalan süresini birlikte geçireceği hayat arkadaşını kendisi seçmek istemiş ve evden kaçmış.

Kaçışından sonraki bir gün, yolda babasıyla karşılaşmış. Kıpırdayamamış kızcağız. Babası bıçağını çekmiş ve kendinden olma kızını delik deşik etmiş.

Bereket, kızcağız ölmemiş. Yaralanmış ve hastaneye kaldırılmış.

Bu tür olaylara sık sık tanık oluyoruz. Adına da "Töre cinayeti" diyoruz. Böyle deyince de işin önemini görmezlikten geliyoruz, tehlikenin boyutunu gizlemiş oluyoruz.

Bu olaylarda insanın aklını karıştıran bazı davranış şekillerinin mutlaka sorgulanması gerekmektedir. Çünkü, bu olaylar küçümsenecek şeylerden değildir. Hem insani açıdan, hem toplumsal açıdan, hem de hukuk sistemimiz açısından bu olayların dikkatle gözlenmesi gerekir.

İnsani açıdan bu tür "töre cinayetlerine" bakacak olursak, insanın kendinden utanmaması olası değildir. Bir evlilikten olan şeker mi şeker bebeğiniz dünyaya geliyor. Büyük acılarla onu dünyaya getiren anne, kucağına verilen bebeğine büyük bir sevgiyle dünyanın ilk öpücüğünü konduruyor. Daha gözleri bile açılmamış, yumru yumru ellerini kapamış masum bebecik, annesini diğer insanlardan "anne kokusuyla" ayırabiliyor ve kendini onun kucağında güvende hissediyor.

Ya baba ne yapıyor? Doğumhanenin kapısında dünyaya gelen bebeciğinin yüzünü görmek için heyecanlanıyor, yüreği hızla çarpıyor. Ve o da görüyor minik yavrusunu. Kucağına almakla alamamak arasında kuşku duyuyor.

Nice uykususuz geceleri paylaşıyorlar bebekleriyle. En ufak hastalığında bebeciklerini hemen hastanelere taşıyorlar. Onun iyileşmesi için ellerinden gelenin fazlasını bile yapıyorlar.

Büyük bir özenle büyüttükleri kızları, ergenliğe adım attığında her şey değişiveriyor. Kızlarının çevresinde acımasız duvarlar örüyorlar. Çevreden kızlarına gelen başlık parası teklifleri karşısında beklemeye geçiyorlar ve"piyasanın kızışmasını" bekliyorlar. En fazla parayı verene kızlarını satıyorlar. Bunun adına da "töre" diyorlar. "Geleneklerimiz böyle" diyorlar.

Her nedense bu töreler yalnız kız çocukları için uygulanıyor. Ve büyük bir zahmet ve sevgiyle büyüttükleri kızlarının karşılarına canavar olarak çıkıveriyorlar. Bu genç insanların aşklarına, sevgilerine, duygularına aldırış etmiyorlar. Bunlara aldırış etmemek, o genç insanların, insanlığına aldırış etmemek olduğunu düşünmüyorlar bile. Baş kaldıranı ise bir yerlerde kıstırıp öldürüyorlar. Öldürenler; babalar, abiler, amcalar, dayılar. Yani erkekler dünyası.

Hiçbir hayvanın bile yavrusuna kıyamadığı dünyada, bu insanlar, gencecik kızlarının canına kıyıyorlar.

İnsani açıdan bakıldığında, insanlık dışı bu cinayetleri insanlıkla bağdaştırmak olası değildir. Bu cinayeti işleyen insanlar kendi yavrularını öldürmektedir. Bunlara insan denir mi?

Ya toplum ne yapıyor? Töre cinayeti denilen caniliğe toplumumuzun belli bir bölümü ne yazık ki olumlu bakmaktadır ve erkeklerin davranışını desteklemektedir. Toplumca karşı gelmemiz gereken bu tür olaylar bölgesel destekler bulsa da, bir toplumun ne denli tehlikede olduğunu ve ne denli hasta olduğunu göstermektedir.

Kendi çocuklarını kıtır kıtır kesen anne ve babalar! Uygar bir toplumda anlatılsa, en özgün korku filminden bin kat korkunç bulunur.

Böyle bir toplumu yetiştirmiş devlet ise devletliğinden utanç duymalıdır.

Hukuk, töre cinayetleri karşısında çaresizdir. Yakın zamana kadar, töre nedeniyle işlenen cinayetlerde, katil, indirimden yararlanıyordu. Bir canın alınmasına hoşgörüyle bakan hukuk sistemi adil olur mu? Bunun adı hukuk olur mu?

Aslında, bu cinayetlerin arkasında yatan çok daha acı bir hukuk ikilemi vardır. Ve bu ikilem hükümetler tarafından özellikle saklanmaktadır. Bu da"çifte hukukluluktur". Bu cinayetleri işleyenler devletin hukuku içinde bir başka hukuk geliştirmektedirler, aile meclisleri kurup şeriat kuralları içinde, olmayan suça ceza kesmektedirler ve infazı da kendileri yapmaktadırlar. Bu bile tek başına bir suç olmakla birlikte, öldüren erkek, yasayı yapan erkek, yasayı uygulayan erkek olunca, olan gencecik kızlara olmaktadır.

Töre'nin kuralları çok yazık ki "töre'nin kadınlarını" vurmaktadır.

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu tür davranışları genel olarak gözlemlediğim zaman gençleri cezalandırmak isteyenlerin kendilerinde yargılama hakkı gördüklerini düşünüyorum. Bir anne-baba nasıl çocuğunu böyle cezalandırmaya kalkabilir? Vicdan denen mefhum hiç mi gelişmiyor buna inanan insanlarda? Nasıl oluyorda esasında hiçbir suçu olmadığını bildikleri halde töre cinayeti kılıfına sığdırıp öldürüyorlar? Hayat bunun için sonlandırılacak kadar ucuz olmamalı! İnsana değer vermedikleri için çok kolay geliyor belkide bu onlara ; ancak anlamak mümkün değil. Herkesin sadece insan olarak yaratıldığı için yaşamaya hakkı olduğunu anlamalarını umuyorum. Genç kızlar hayatlarını nasıl yaşayacağına bıraksınlarda kendileri karar versin! Başındaki niteleyici sıfat her ne olursa olsun nihayetinde bir CİNAYET var eylemde. Bunu durdurmak için de önce insanı sevmeyi - ama gerçekten sevmeyi- öğretmeliyiz onlara ! Bir karıncanın dahi incitilmemesi gerektiğini bilmeliler...

g.y. 
 28.06.2007 8:40
Cevap :
Bu da Türkiye'mizin bir kara lekesi. Umarım bunları da atlatırız. İlginize teşekkür ederim.  28.06.2007 20:50
 

21. yüzyılda biz hala buralardayız ve biz AB ve diğer dünya sistemlerine entegre olmaktan söz ediyoruz. Ve... Bir şey yapmalı diye bas bas bağıran gurup Moğollar geçiyor aklımdan her nedense şu anda.

Ayrıntıda gezinmek 
 27.06.2007 17:35
Cevap :
Ne yazık ki bir şey yapamıyoruz. Çünkü, adına töre denen korkunç şeyi uygulayanlar bu toprakların aydın insanlarından sayıca çok daha fazlacalar. Hükümetler de bu işe gözyumuyorlar. Çünkü hükümetler de bu davranışı namus bekçiliği sanıyorlar. Değerli dostum, 21.yy'da hâlâ bunlarla uğraşıyorsak, tek suçluları bu ülke insanını oy hesapları nedeniyle cahil bıraktıranlardadır. Güzel günler sizinle olsun. Teşekkür ederim.  27.06.2007 20:58
 

bu insanlar için satamayacaklarsa ellerindeki malı yok etmek çok daha namusluca geliyor. bu şekilde ifade ediyorum biraz sert biliyorum ancak...bu tür bir anlayışı namus olarak kabul etmediğimi ve bu şartlarda ben bu ülkede namussuz olarak yaşamayı tercih ettiğimi söylemek istemiştim.

Deniz 
 27.06.2007 10:11
Cevap :
Evet, bu insanlar kız çocuklarını hâlâ "mal" olarak görüyorlar. Aynı görüş "türbanda" inat edenler için de geçerlidir. Siz kendinizi türbana sokacağınıza erkeklerin düşüncelerini değiştirmeye çalışın. Türbana girmek teşir edilmekten sakınmak gibi bir şey düşündürüyor ki, teşir etmek ancak "emtea" "mal" için geçerlidir. Güzel olan her şey sizinle olsun. İlginize teşekkür ediyorum, üzüntünüze katılıyorum. 21.yy da hâlâ mı?  27.06.2007 21:03
 

yok etmesi daha iyi. namus kavramı buysa eğer, ben de namussuzum bu ülkede çocuklarım da namussuz yetişiyor.

Deniz 
 26.06.2007 21:21
Cevap :
Anlamadım? Sizce satması daha mı uygun? Sanıyorum yorumunuzu biraz açmanız gerekecek. Teşekkür ederim.  26.06.2007 23:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3234
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster