Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '20

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
23
 

“Tüm Hastalara Deva Kitabı"-3

Sizlere Celal ÇELİK’in yazdığı “Tüm Hastalara Deva Kitabı” ile ilgili tanıtıcı bilgier vermeye ediyorum. Kitap’ta 25 deva açıklanmaktadır. Bugün sizlere 14.deva’dan  19. devaya kadar olan kısmı özetlemek istiyorum.
 
ON DÖRDÜNCÜ  DEVA
 
Bu deva’da Bediüzzaman, Allah’a inanan görme engellilere sesleniyor. Ve onlara diyor ki: Gözüne gelen perdenin altında nasıl bir nur ve manevi bir göz olduğunu bilsen, yüz bin şükür edersin, Rahim olan Allah’a...
 
Saliha bir kadının gözleri kapandı. Saliha kadın gözlerinin açılması için, Bediüzzaman’dan kendisine dua etmesini istedi. Bediüzzaman kadın için dua etti. İkinci gün bir göz hekimi geldi,gözünü açtı. Kadının gözleri 40 gün sonra tekrar kapandı. Bediüzzaman çok üzüldü.Ve çok dua yaptı. Kadın 40 gün sonra vefat etti. Bediüzzaman dualarının öteki alem için kabul olacağını ümit etti.
 
Evet bir gözü görmeyen mü’min kabre girdiği vakit, derecesine göre orada diğer kimselerden çok daha fazla görecektir. Kabirlerinden cennet bahçelerine  dürbünlerle bakarlar. Cennet bağlarını sinema gibi seyrederler.
 
Görme engelliler, şükür ve sabırla cenneti görecek ve seyredecekler. Perdeyi senin gözünden kaldıracak ve o gözle seni baktıracak göz hekimi Kur’anı Kerim’dir.
 
Kur’an’a uyanların gözü, öteki alemde her daim açık tutulacaktır.  
 
ON BEŞİNCİ  DEVA
 
Ey ah çekip inleyen hasta! Hastalığın dış görünüşüne bakıp da üzülme. Hastalığın derin anlamına bak da oh de. Eğer hastalığın manası güzel olmasaydı; Allah’ın en sevdiği kullarına hastalık vermezdi.
 
Peygamberimiz bir hadis-i şerifte: “En fazla musibet ve meşakkate düşenler, insanların en iyisi ve en kamilleridir. (Buhari,merda,3. Tirmizi,zühd,57.)
 
Hz. Eyyüp (A.S.), peygamberler, evliyalar, dindar kullar çektikleri hastalıklara ibadet etmek ve Allah’ın hediyesi olarak bakmışlardır, şükretmişlerdir. Hastalıkları Allah’tan gelen bir cerrahi ameliyat gibi görmüşlerdir.
 
Ey oh çekip ağlayan hasta!  Bu güzel nurani  kafileye katılmak istersen, sabır içinde şükret.
 
Eğer şikayet edersen onlar seni kafilelerine almayacaklar. Sonra gafil avlanır, çukurlara düşersin, karanlık bir yolda yürürsün.
 
Bazı hastalıklar yüzünden ölenler manevi şehitlik rütbesine ulaşırlar. Bazı hastalıklar var ki, sabredenleri  velayet derecesine ulaştırır.
 
Hastalık dünya aşkını ve sevgisini hafifletir. Bazı insanlar çok iyi kalplidir. Fakat dünya malı, evlat, bağ, bahçe, vb. şeylerle dünyaya dalar ahireti unuturlar. Allah onlara iyi kalpli oldukları için  hastalık gönderir ki, dünya sevgisi hafiflesin de ahireti düşünsünler.
 
ON ALTINCI  DEVA
 
Ey sıkıntıdan şikayet eden hasta!
 
Hastalık insanın şefkat ve saygı duygularını ortaya çıkarır. Çünkü insan toplumda hürmetsizliğe ve merhametsizliğe sevk eden, kendisini yeterli görüp hiçbir şeye ihtiyaç duymamasıdır. Hastalık ise, insanı bu duygudan kurtarır.
 
Yüce Allah şöyle buyurur:  "Şüphesiz ki insan, kendisini ihtiyaçtan uzak görünce azgınlaşıverir." Alâk Sûresi,6-7.ayetler)
 
Sağlığı yerinde olan insanların nefsi kendi sağlığına güvenip şımarır,azar ve merhamet duygusunu yitirir. Şefkat ve merhamete muhtaç olan hastalara acımaz, onları düşünmez, merhameti yok olur.
 
Sağlıklı insan ne zaman hasta olursa nefsinin azgınlığından kurtulur, empati yaparak merhamete ihtiyacı olanlara hürmet eder. Ziyaretine gelen ve ona yardım eden mü’min kardeşlerine karşı saygılı olur.
 
İnsanlar kendi gibi olanlara acır, şefkat eder ve yardım eder. Müslüman, sıkıntıda olan bir kişiye şefkat hissetmesi ve yardım etmesi gerekir. Hiç olmazsa onun durumunu sormak için ziyarete gider, ona dua eder.
 
Yazar Celal ÇELİK der ki; 2012 yılında yatalak bir engelli dostumu ziyaret etmiştik.Annem ve babam beni tekerlekli sandalyemle götürdü. Dostum çok sevindi ve  içten dualar etti.
 
ON YEDİNCİ  DEVA
 
Ey hastalık sebebiyle iyilik yapamamaktan şikayet eden hasta! Bil ki, iyiliklerin en güzelinin kapısını açan hastalıktır. Bunun için şükret.
 
Hastalık, sürekli hastaya Allah rızası için bakanlara sevap kazandırır. Hastalık duanın kabul edilmesi için en mühim bir vesiledir.
 
Yazar Celal ÇELİK der ki; Hastalıktan şikayet etme, Allah seni seviyor ki sana hastalık verdi, şükretmelisin, diyor. Çünkü hastalık insana iyilikler kazandıran bir sevap makinesidir ve ayrıca şanstır. Çünkü hastanın duası kabul edilir.
 
Hastalara bakanlar ve onlara hizmet edenler önemli bir sevap alırlar. Hastaları ziyaret etmek, hal ve hatır sormakta Peygamber efendimizin sünnetlerindendir.
 
Hastaları ziyaret ederek onların duaları alınmalıdır. Çünkü, hastaların duası kabul edilir.
 
Özellikle hasta anne,baba ve diğer yakınlarımız da olsa onlara hizmet etmek çok önemli bir iş ve ve çok önemli bir ibadettir. Bu ibadetin de elbette sevabı çok büyüktür.
 
Hastaları hoşnut etmek,onları teselli etmek sadaka hükmündedir. Hastalık ve yaşlılıkta anne ve babasının kalbini memnun edip dualarını alanlar bahtiyardır.
 
Anne ve babasına  hastalık anında samimiyetle hizmet eden evlatlar toplumda takdir görür. Hatta melekler bile bu vefalı tablo karşısında Maşallah! Diyerek alkış tutarlar.
 
Hastalık zamanında, hastaya etrafından gelen şefkat ve merhametlerden dolayı lezzetler vardır.
 
Yazar Celal ÇELİK der ki; “Hastaya gelen şefkat ve merhametler hastalığın acısını unuttururmuş. 2011’de hastaneden çıkıp eve geldik ve hala ağrılar vardı. Bütün komşular ziyarete geldi, şefkat, merhamet gösterdiler, o an acı aklıma gelmedi.”
 
Bediüzzaman der ki;” Ben otuz kırk seneden beri bendeki kulunç denilen bir hastalıktan şifa için dua ederdim. Ben anladım ki, hastalık dua için verilmiş. Dua ile duayı, yani, dua kendi kendini kaldırmadığından, anladım ki, duanın neticesi  ahirette verilecektir.”
 
Hastalık aczini anlayıp, Yüce Allah’a sığınmak içindir.
 
Yazar Celal ÇELİK der ki; “Rabbim bana bu hastalığı vermiş ki, her namazımda şifa için dua ediyorum. Çünkü acizliğimizi, fakirliğimizi, güçsüzlüğümüzü fark ettiren hastalıktır ve bunu itiraf ederek yüce dergaha el açıyoruz. Dua etmek ibadeti çok sevaptır. Rabbimiz her duayı kabul ediyor ve sevap veriyor. Mahşerde bakacağız ki, gemilerle sevap geliyor. Kul utanacak, Rabbim benim bu kadar ibadetim yok, diyecek.”
 
Hastalık dua yapmanın zamanıdır. Hastalıkta ilk yapılan şey şifa için duadır. Şifa verilmese bile duaya ısrarla devam etmelisin. Belki Allah fazlından şifa verebilir.
 
Her dua kabul edilir. Ama istediğimiz her şeyin olması Allah’ın hikmetine bağlıdır. Dualarımız karşılıksız kalmaz. Allah isteklerimizi ahirette de verebilir.
 
Hastalık insana zayıflık, acizlik, ve kalbe yumuşaklık verir. Bu şekilde yapılan dua kabule çok yakındır. Hem dindar olan hasta, hemde hastaya bakan mü’minler de bu duadan istifade etmelidirler.
 
Yazar Celal ÇELİK der ki; “Bendenizde yıllardır hem kendime hem anne, babama, kardeşlerime, yeğenlerime, dost, komşu ve akrabalarıma her gün BAKLAVALI DUALAR ediyorum elhamdülillah. (Ağlamak bana baklava gibi lezzet veriyor)”
 
ON SEKİZİNCİ  DEVA
 
Ey şükrü bırakıp şikayet eden hasta! Hakkın yenmemiş ki, niye şikayet ediyorsun. Sen daha üzerine borç olan şükür'u ödemedin.
 
Sen kendinden daha yukarıda olan sağlıklı kimselere bakıp şikayet edemezsin. Belki sen kendinden sağlık bakımından daha aşağıdakilere bakıp şükretmelisin. Mesela elin kırık ise,kesilmiş ellere bak ki şükredesin.
 
Yazar Celal ÇELİK der ki; “2012’de boyundan aşağı hiçbir kası çalışmayan kas hastası dostumu ziyaret etmiştik. Onu görünce halime çok şükretmiştim. Ben kendi başıma tuvalete gidebilecek sağlık için hayaller kuruyordum. O ise, Celal abisi gibi eliyle bardağı tutup kaldırıp çay içebilmeyi… Annesi içiriyordu çünkü.”
 
Nimette yukarı bakıp, şikayet etmeye kimsenin hakkı yoktur. Musibette daha yukarıya (daha kötüsüne) bakmak gerekir ki,şükredesin.
 
İnsan, bir minare misali her basamakta çeşitli hediyeler var, en üste de en büyük hediye konuyor. Her basamaktaki hediyeleri unutup, teşekkür etmeden en yukarıya bakar. “Keşke bu minare daha yüksek olsa” der. Niye bu minare diğerleri gibi yüksek değil,deyip şikayete başlarsa nankörlük ve haksızlık yapmış olur.
 
Yazar Celal ÇELİK der ki;” Allah, ömrümüzün her anında bizi türlü nimetlere boğuyor. Ama bırakın şükrederek teşekkür etmeyi, günah işleyerek O’na küfür etmiş oluruz.”
 
İnsan şikayetten önce düşünmeli,ben taş,bitki, hayvan değilde insan olarak yaratıldım. Müslümanım imanım var,türlü türlü nimetlere sahibim, demesi gerekir.
 
Sağlığını sonradan zedeleyen kimse, şikayet etmek, sabırsızlık göstermek, Aman ne yaptım da başıma böyle geldi, diye Allah’ı eleştirmek gibi bir ruhi hali maddi hastalıktan daha kötü manevi bir hastalıktır. Bu kırılmış elle dövüş yapmak gibidir. Şikayetiyle hastalığını artırır.
 
Âkıl (akıllı kişi) odur ki, "O kimseler ki, başlarına bir musibet geldiğinde 'Biz Allah'ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak Onadır' derler." Bakara Sûresi,56.ayet)
 
Akıllı kişi bu ayet gereği, Bu da geçer Ya Hu (Bu da geçer Ey Allah’ım) , diyerek sabreder ve hastalığın vazifesi bitince Allah ona şifa verir,
 
ON DOKUZUNCU  DEVA
 
Yüce Allah’ın bütün isimleri “Esmaü’-Hüsna” güzeldir. Allah her insanı güzel isimlerine birer ayna olarak yaratmıştır.
 
Her insanda Allah’ın pek çok güzel isimlerinin yansıması vardır. Allah’ın güzel isimlerinin yansıdığı ayna hayattır.
 
Burada Allah’ın isimlerinin yansıdığı ayna olan Hayat’ın, ne zaman sıkıcı olacağını açıklıyor. Sürekli sağlık ve afiyette olan bir hayat eksiktir, insana sıkıntı verir, hayattan lezzet alamaz, diyor. Çünkü hayatı daima sağlıkla, yani monoton geçen insan, yokluğu, hiçliği hisseder, yani yaşamadığını hisseder ve hayattan lezzet yerine sıkıntı duyarmış. Bunun içinde bir an önce şu ömür bitsin diye eğlenceye ve zevklere atılırmış.
 
Hayatta hareketli olmak. Farklı farklı şeylerle meşgul olmak yaşama kıymet vermektir. Meşekkat ve musibette dahi olsa ömrün geçmesini istemiyor.
 
  Yazar Celal ÇELİK der ki;” Evet hareketlilik ise ömrün değerini artırıyor. Bu anlatılanlar kalp atış grafiğine benziyor. Ekranda kalbi zikzak çizgilerle atan insan, yaşıyordur, düz çizgi olursa ölmüştür. Zikzak çizgilerle, yani bela sıkıntılarla insan yaşadığını hisseder, mücadele eder, hayatından lezzet alır. Zaman geçmiyor diye şikayet etmez.”
 
İnsan meşakkat ve çalışmakla ömrün lezzetini ve hayatın kıymetini anlıyor. İstirahat ve sağlıklı durmak monoton bir hayat sıkıcı geliyor ve ömrün hemen geçmesi  isteniyor.
 
Hastalık senin vücuduna misafir olarak gönderilmiştir. İnşallah vazifesini çabuk bitirir, gider.
 
Ve afiyete (sağlıklı olmaya) “sen gel,benim yerimde daima kal. Vazifeni gör.
 
Bu yer senindir, afiyetle kal...
 
(Devam edecek)
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 267
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 720
Kayıt tarihi
: 08.04.13
 
 

1965 Trabzon Of doğumluyum. İlahiyat Fakültesi mezunuyun.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeniyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster