Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
667
 

"Türbanla alemlere akanlar"

"Türbanla alemlere akanlar"
 

Cumartesi akşamı bir bardayız. Bizim ve çevredeki masalarda oturanların hepsinin arkamdaki bir noktaya bakıp fısıldaştıklarını ve gülüştüklerini görünce gayriihtiyari ben de o tarafa doğru döndüm. Orada yeşil derili uzaylılar veya 3 metre boyunda adamlar filan görsem ancak bu kadar şaşırırdım açık söyleyeyim.

İki türbanlı genç kadın karşılıklı oturmuş, yanlarında ise parmaklarında yüzük olmamasından çıkarttığımız kadarıyla babaları veya ağabeyleri (!) var. Masayı ortamdan ayrı sadece tiplere bakarak gözlemleyebilseydik eğer, erkeklerin de giyim tarzlarının verdiği ip uçlarına bakarak muhafazakar olduklarını söyleyebilirdik. Oysa gece boyunca en çok bakılan masa oydu.

Hatun kişiler türban takmamış olsa bu kadar bakışa maruz kalmazlardı eminim. Ama türban da tek başına bu bakışların müsebbibi değildi doğrusu. Çünkü bayanların bir ellerinde sigara, diğer ellerinde bira bardakları vardı. Belki de elma suyu içiyorlardı diye bir bahane uydurulmasının önünü kesecek şekilde bardakları boşalınca yenileri doldurulurken şişeleri de gördük açıkça. Tabii Efes Pilsen artık elma suyu üretimine de başlamamışsa, durum buydu.

Beylerin durumu daha da vahimdi. Kalkana kadar iki kişi 2 tam şişe JB bitirdiler. Yiyip içtiklerinde gözümüz yok yanlış anlaşılmasın. Ama ben türban takanın içki içmediğini sanırdım. Ya da türbanın kendi halinde ve inancında müslüman kadınlara, aklı cinsellikten ötesine çalışmayan terbiyesiz ve ahlaksız erkek taifesinin (!) bakmasını önlemek için takıldığını düşünürdüm.

Yanılmışım.

Zaten boynu kapatan şık türbanlar ve uzun kollu ama boyu kısa bluzlerinin altına giydikleri vücuda yapışan pantolonları ile halay çektiklerini gördüğümde yanıldığıma kesin ikna oldum.

Çevreden kimseye bir zararları var mıydı, yoktu aslında. Ama simgeleşen bir kıyafetle örtüşmeyen davranış ve eğilimleriyle kafa karıştırdıkları kesindi.

Biz başlarındaki türban ile önlerindeki kadehler arasındaki bağı çözemedik, onlar da başlarındaki bağı çözmediler zaten.
Düğüm düğüm üstüne bitirdik geceyi hep beraber.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben söylemimle biraz abarttım gerçi durumu..Sadece bu acı ama gerçek yaşadıklarımıza bir parça tebessüm katabilmekti belki de amacım.. :( Gündemi izlerken içim sızlamakta maalesef.. Verdiğiniz tepki bence son derece normal.. Ben de olsam aynı şekilde bakar kalırdım, hatta bunun bir mesaj olduğunu bile düşünebilirim.

Piccolo Fiore 
 07.02.2008 21:01
 

dinimizde örtünmek vardır.bu günlerde herkes hoca oldu çıktı zaten.açın kurana ve hadislere bakın göreceksiniz.dinimizde bulunduğun ortamda dikkat çekmemek için ona göre giyinin ve davranın der.ama sizin bahsettiğiniz bu kişiler uçmuş zaten.yazıkki onların yüzünden güzelim dinimiz ayaklar altında.zaten artık çoğu insan kapalıları cumhuriyet düşmanı ilan etmeye başladı.olanları vardır eminim ama benim tanıdıklarım değil.tıpkı açık olan *ki ben de açığım- insanların din düşmanı olmadığı gibi.

EBRU ÖZKAN 
 07.02.2008 8:13
Cevap :
kapalı her insanın cumhuriyet düşmanı, açık olanların ise din düşmanı olmadığı yolundaki inancınıza ve tespitinize katılıyorum.  07.02.2008 11:13
 

Bende bu gözleme göre başı açık, askılı tişörtüm ve mini eteğimle camiye gidebilirim o zaman değil mi? :)))

Piccolo Fiore 
 06.02.2008 19:40
Cevap :
Hayır. Hatta avluya bile giremezsiniz. Bektaşi fıkralarındaki parlak zeka ve özü anlama, pratik hayatta sizi kurtarmaz:) Ama başınızı bağlayıp barda içki içebilirsiniz. Ayıplayan olursa "İnançlı birinin türban bağladı diye içki içmeye hakkı yok mu?" diyebilirsiniz. Görüldüğü üzere benden başka pek yadırgayan yok galiba bu inanç simgesinin dejenerasyonunu...  06.02.2008 23:41
 

Ben kendimi bilirim. İster kapalı ister açık olsun kendimi bilirim ve herkese aynı şekilde davranmaya çalışırım. Birilerin korkusu yüzünden kendisini kapaması gelen tehlikeyi azaltmaz. Şunuda belirtmek isterim ki insanlar bazen ne yapacaklarına şaşırır nasıl giyineceklerini bilemezler. O hataları onları bağlar. Ama özellikle şunu iyice belirtmek isterim ki şaşakınlıklarından ne yapacaklarını bilemeyenler yüzünden bütünü karalamamak gerekir. Zira ayıp kişinin kendisine aittir. Bulunduğu yerin hakkını veremiyorsa, giydiği kıyafetin gereğini yapamıyorsa onun ayıbıdır. Zira hesabını kendisi verecektir. Ben bir yanlış yaparsam cezasını siz çekmezsiniz. Sevgiler ve saygılar...

Ahmet BOYRAZ 
 06.02.2008 16:12
Cevap :
Sizin yanlışınızın cezasını başkası çekmediği gibi, sizin sevabınız da başkasını kurtarmıyor biliyorsunuz. Peygamberlerin ailelerini bile kurtarmamış. Her koyun kendi bacağından asılır. Demokrasi gereği her koyunun kendi bacağından asılabileceği ortamı korumak gerek. Ben de kendimi bilirim ve Yaradanın da karar gününde şekle değil öze bakacağını bilmenin gönül rahatlığını yaşarım. Yaşamayanlar düşünsün. Sevgiler.  06.02.2008 23:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 34
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 593
Kayıt tarihi
: 08.04.07
 
 

1969’da İstanbulda doğdum. Şişli Terakki Lisesi’nin ardından, İstanbul Üniversitesi Turizm ve Ote..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster