Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '16

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
72
 

"Tutsak"(durağan) bir dış politakadan; "atak"(aktif) bir dış politikaya geçiş..

"Tutsak"(durağan) bir dış politakadan;  "atak"(aktif) bir dış politikaya geçiş..
 

Türkiye, buresimdeki kuruluşların "tutsağı" ya da "emir kulu" değildir...


Güncelleme Tarihi : 8 Aralık 2016

TÜRKİYE, BATININ "TUTSAĞI" YA DA ONUN "EMİR KULU" DEĞİLDİR...

*

Başlarken...

BATILILAR, BİZİ, VİYANA KAPILARINDAN (1683) İTİBAREN SAKARYA NEHRİ'NİN DOĞUSUNA KADAR İTELEYİP DURDULAR...

Neredeyse, Orta Asya'ya dönüyorduk... Zaten onlar da öyle istiyorlardı..

Sonra biz, bir atak yaptık; tekrar Batı'ya yöneldik; bizi Doğu'ya sürenleri Ege Denizi'ne düktük... Galip bir devlet olarak antlaşma masasına oturduk. Ama, aynı batılılar, "bu kadar yeter" dedi ve bize, hak ettiğimizde azını verdiler... Biraz da para vererek sesimizi kestiler...

1923 yılında kurulan Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin huzurlu bir ortama ihtiyacı vardı... Yeni bir savaşı da kaldıracak gücü kalmamıştı... Bu nedenle de, yukarıda da değindiğim gibi, Lozan'da, alabileceğimizden daha azını almakla yetindik...

*

BATILILARIN, TÜRKİYE İÇİN ÖNGÖRDÜĞÜ TUTSAK BİR DIŞ POLİTİKADIR...

Buna rağmen, Yeni Türkiye'ye hedef olarak, batı benzeri bir çağdaşlaşma hedefi gösterdiler.. .Bizi, sanki gelecekte oynanacak bir filmin senaryosu içine, yardımcı bir aktör olarak dahil ettiler... NATO, Birleşmiş Milletler(BM) gibi teşkilatların ve daha sonra da Avrupa Birliği kıskacına soktular... Bunlara ilaveten de, "ABD-Türkiye Stratejik Ortaklığı" gibi, nasıl işlediği pek de açık olmayan bir ikili yapı içine soktular...

Türkiye'nin, bütün bu müttefiklik ve ortaklıklara girmesinin en önemli nedenlerinde biri, babalarımızın dilinde düşürmediği, "Moskof gavuru" gibi, bir Rusya tehlikesi idi...

ABD ve Rusya'nın arasındaki savaşa dönüşen anlaşmazlığı silah gücüyle çözmek için, o sıralarda çoğu siyasetçimizin, dünya haritasında zor bulabileceği Kore'ye 4500 askerimizi niye gönderdik ki?... Bunun karşılığında da, bizi NATO'ya almadılar mı?

*

Bütün bu ittifaklar, teşkilatlar, ortaklıklar ve ikili stratejik ortaklıklar, bizi bağladı; Türkiye onlardan habersiz, "acaba ne derler" diye kendiliğinden, ülkenin  jeopolitik hassasiyetinin gerektirdiği bir dış politika uygulayamadı...

M. Kemal'in "yurtta barış, dünyada barış" ilkesini de yanlış anlayan, siyasilerimiz ve yöneticilerimiz de, "aman, bize dokunmayan yılan bin yaşasın" diyerek, batılıların ekmeğine yağ sürdüler... Türkiye'yi "durağan" bir dış politikaya(aslında politikasızlığa) mahkum ettiler...

*

TÜRKİYE, ARTIK, "BATILILARIN BİÇTİĞİ TUTSAK POLİTİKAYA" MECBUR DEĞİLDİR...

Türkiye'nin başlattığı, ABD ve Batı'dan bağımsız, ilkelerden ve duygusallıktan arınmış gerçekçi (realpolitik) bir dış politika için bir tarih vermek gerekirse, başlangıç olarak "one minute" çıkışını ve "dünya beşten büyüktür" deyişini göstermek yanlış olmaz...

2011 yılında başlayan, önce,  Kürt, Türkmen, Dürzi ve Süryani grupların ve sonra da, ülke olarak, Rusya, İran ve ABD'nin katıldığı, hemen güneyimizdeki(sınırdaşımız) Suriye'deki askeri ve politik çatışmalara ve çıkar paylaşımlarına, Türkiye hareketsiz kalamazdı...

Bunun için de, eskiden olduğu gibi, bağlı olduğumuz ittifaklara, teşkilatlara, ortaklıklara ve ikili stratejik birlikteliklere sormadan, gereğini yapmış ve başta sınır güvenliğimiz olmak üzere bölgedeki tarihten gelen hak ve hukukumuzu korumak için harekete geçmiştir...

*

S o n  d e y i ş....

Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi, bu siyasi gerginliklerin ve savaşların ortasında, hatta içinde kalmış Türkiye'yi, bu karışık coğrafyada atakta tutan ve tutmaya devam edecek en önemli husus; Türkiye'nin, coğrafi konumunun gerektirdiği jeopolitik özelliğinin hassasiyetini çok iyi anlaması ve bunu akıllıca kullanmasıdır...

Güncelimiz olan Suriye konusuna biraz da bu açıdan bakmak gerekir...

Türkiye, bana göre, zaten bu işi yapıyor; yapıyor ama, bu işi ödünsüz sürdürmelidir...Fırat'ın batısı DAEŞ'den temizlenmeli; PYD(YPG), hemen sınırımıza bitişik Afrin'i ve sırtını Fırat'a dayamış Münbiç'i boşaltmalıdır...

M. Kemal Atatürk'ün, Misak-ı Milli'nin güney sınırlarını çizerken, jeopolitik ve askeri mülahazaları dikkate alarak başlangıcı, "İSKENDERUN'UN güneyinden başlatması ve HALEP ile KATIMA arasından geçirmesi ve CERABLUS KÖPRÜSÜNE" ulaştırması, boşuna değildir...

Yani,  İSKENDERUN,  FIRAT'ın BATISI ve HALEP arasındaki bölge, Türkiye'nin sınır güvenliğini uzaktan sağlayan bir bölgedir...

Bu jeopolik hassasiyeti herkes bilmelidir...

 

cdenizkent

 

NOT : Blog yönetiminden ricam, bloğumda koyu ve italik harflerle vurguladığım yerlerin aynen çıkmasıdır...Teşekkürler.

 

 

 

 

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Lozan kimileri için zafer kimileri için hezimet fakat dönemin şartlarını göz önünde bulundurmak gerekirse elde edilebilecek en iyi sonuç diyebilirmiyiz? Deniz Bey..ve su an yaşadığımız bazı sorunlar lozan uzantısı midir acaba? Selamlar

Selda Çakmak 
 09.12.2016 7:21
Cevap :
Merhaba Selda hanım...Bir anlamda öyle de denebilir...Ama, Lozan, bu konudaki etaplardan yalnızca biridir...Aslında bu iş,9/16 Mayıs'ta imzalanan ve "Doğu Akdeniz Bölgesi" ve "Suriye ve Kuzey Irak bölgesini" içine alan bir "paylaşım" planı olan "Sykes-Picot" antlaşması ile başladı.Sonra aynı "paylaşım" Sevr Antlaşması'na taşındı. Lozan'a, galip bir devlet olarak katılmamıza rağmen "alabileceğimizden azını aldık" ve bu etabı kapattık...Ama, şu andaki olaylar, dünyaya ilan ettiğimiz ve tamamen bizim olan, Misak-ı Milli'nin alamadığımız bölgeleri içinde yaşanmaktadır...Lozan'da, bu alamadığımız bu topraklar için "hafifletici ve haklı" nedenler bulunabilir...Lozan'ın başarısızlığı ve başarısı konusundaki tartışmalar da bu yüzden olmaktadır zaten...Selda Hanım, bu konuda 100'e yakın bloğum var. Boş zamanlarınızda kitap okur gibi okursanız, etrafınıza söyleyeceğiniz çok şeyler olabilir...Teşekkürler ve selamlar.  09.12.2016 12:15
 

Sözün özü "Türkiye artık batılıların biçtiği tutsak politikaya mecbur değildir."

Kerim Korkut 
 08.12.2016 15:47
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Aynen öyle...Azar üstüne azr..."Onu ya...Bunu yapma"...Bıktık usandık artık. Kimliğimizi, kişiliğimiz kaybettik...Yeter artık; inceldiği yerden kopsun...Teşekkürler ve selamlar.  08.12.2016 17:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 2479
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1403
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster