Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '14

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1607
 

"Tuzluk milletvekilleri"nin patenti Gülen Cemaati'ne aittir...

"Tuzluk milletvekilleri"nin patenti Gülen Cemaati'ne aittir...
 

Bundan sonra, kızdığımız bir milletvekiline "tuzluk" desek hakaret olur mu acaba?


BAŞBAKAN ERDOĞAN, GÜLEN CEMAATİ'NE AİT OLAN BU "TUZLUK" YAKIŞTIRMASINI SADECE GÜNDEME GETİREN KİŞİDİR...

İki üç gün önce, Başbakan Erdoğan bir konuşmasında şunları söyledi: "Milletin oyu ile AK Parti'si çatısı altında yer alanlar, meğer bir yerlerden aldıkları emir ve talimatla istifa etmişler. Meğer Ak Parti'ye bazı TUZLUKLAR sızmış..." (Medyadan)

Başbakan biraz daha ileri gitmiş ve bu milletvekillerini, millete ve AK Parti'ye ihanette suçlamıştır...Bu milletvekillerinin, bu tavrının "ihanet" ile suçlanmasını doğru bulmadığımı peşinen söylemek istiyorum...

Çünkü bir yerlerden talimat alarak, kimlerin hangi siyasi partiler tarafından birinci sırada milletvekili seçtirildiğini benim gibi sizler de biliyorsunuz... Örnek vermeye gerek duymuyorum şu an...

Neyse... Konumuza dönelim...

Başbakan Erdoğan'ın yukarıda aktardığım sözleri üzerine, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Bahçeli hemen atıldılar ve Başbakan'ı kıyasıya eleştirdiler... Oysa atladıkları bir şey vardı; bu "tuzluk" yakıştırması Başbakan'a ait değildi ki... Milletvekillerine "tuzluk" yakıştırması, yukarıdaki alt başlıkta belirttiğim gibi Gülen Cemaati müritlerinden birine aittir...

Belli ki, ne Kılıçdaroğlu  ne de Bahçeli, bu konuyu da içeren Gülen kasetlerini ne dinlemişler ne de bazı gazetelerde çıkan yazılı içeriklerini okumuşlar.... Bunu normal görürüm; çünkü bu kasetlerin içerikleri ile muhalefet yanlısı gazeteler pek ilgilenmediler... Sanırım, bu iki genel başkanın, yakınındakiler de -- kurmayları mı desek acaba? -- ilgilenmemişler...

NOT: Tam yeri geldi anlatayım. Benim gibi, hükümet yanlısı ya da karşıtı her medyayı yakından izleyen ve gerekli notları alan bazı arkadaşlarım hatırlarlar. 10 Şubat 2012; DİSK'in 14.Genel Kurul Toplantısı'nda Kılıçdaroğlu bir konuşma yapmaktadır. Konuşmanın bir yerinde, biri kürsüye yaklaşarak Kılıçdaroğlu'na küçük bir kağıda yazılmış bir not verir. Kılıçdaroğlu, hiç vakit geçirmeden, doğruluğunu ve yanlışlığını düşünmeden notu salondakilere açıklar, "Arkadaşlarım bir not getirdi. Tansu Çiller'e tutuklama kararı çıktı" diye... Bu notun arkasındaki CHP kurmayları(!?),CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi... (Kulakları çınlamıştır)... Tabi bu olay gerçek değildi...

Demek istediğim şu; bir konuda tavır koymadan önce, o konu hakkında enine boyuna bir araştırma ve inceleme yapmak gerekir.

2 Şubat 2014 günü, yanı 3 gün önce, "Cemaat'ten 'sivil darbe itirafları"  adıyla bir blog yazmış ve bloğumda Fethullah Gülen'e ait olduğu iddia edilen kasetlerden birinden, şimdiki konumuzla yakından ilgili olan şu alıntıyı yapmıştım :

"Daha bunlar iyi günleri... Daha neler olacak... Nisan'dan sonra bakanları biz koyacağız, milletvekillerini biz seçeceğiz..."

Aynı kasetin ilerleyen bölümlerinde, Servet adlı bir mürit - ya da Fethullaçı - ile Süleyman adlı bir başka mürid arasındaki aşağıdaki konuşma da yer alıyor... Süleyman, Servet'e şöyle diyor :

"Ama şunu söyleyeyim Servet, 5-6 kişi var ya, milletvekilliği için, inan yanlış anlama. Allah büyük söyletmesin, TAŞI koysam ya da TUZLUĞU koysam ben onu yaparım.."

İşte, Başbakan Erdoğan'ın 2-3 gündür sık sık tekrar ettiği "TUZLUK" yakıştırmasının kaynağı budur... Yukarıda değindiğim gibi, bu yakıştırmanın patenti "Cemaat"e aittir.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Bahçeli, bu yakıştırmayı Başbakan'ın yaptığını sanarak ona yüklenmeleri, aslında Fethullah Gülen Cemaati'ne destek vermek ve onlarla aynı şeyi paylaşmak anlamına da gelir... Çünkü bu iki parti başkanı ve taraftarlarından hiçbiri, milletvekilleri için "Tuzluk" yakıştırması nedeniyle Gülen Cemaati'ni eleştirmediler...

Öyle değil mi?

cdenizkent

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet, gerçekler böyle.

Kerim Korkut 
 11.02.2014 21:37
Cevap :
Merhaba Kerim bey...Bu tür bir sözcüğü ben ilk kez Fethullahçı birinden duydum...Bu nedenle de, bu nitelemenin kaynağı olarak Cemaati gösterdim...Bazılarının hoşuna gitmedi ama ne yapalım, herkesi memnun etmek için blog yazarsak, kendimizi inkar etmiş oluruz...Öyle değil mi? Selamlar.   12.02.2014 13:16
 

Merhaba, bloğunuzda nerede teşbih yaptığınızı, nerede mecaz kullandığınızı örnekleri ile gösterirseniz…Benim amacım; ‘bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek idi.’ Ama sizin ‘mal bulmuş mağribi gibi’ üzerine atladığınız ‘tuzluk’ sözcüğünün ilk kez Cemaat tarafından kullanıldığının hiçbir haber niteliği taşımadığını anlatmaya çabalıyordum. Fakat ‘anlayana sivri sinsek saz anlamayana davul zurna az!’ Selamlar

sükrü bülent türtat 
 09.02.2014 4:22
Cevap :
Merhaba Bülent bey...Anlaşılan bu "patent" konusu sizi fazlaca rahatsız etmiş. Ben,yılardır ülkemin sorunları ile ilgilenen biriyim. Her türlü konuda düşüncelerimi, ki bu düşüncelerimin kimin işine gelir; kimin işine gelmez demeden paylaşırım.Ayrıca, gazetelerden kesilmiş ilginç haber ve yazılardan oluşan özel bir arşivim var. 10 yıldan beri de burada yazarım. Bu süreç içinde, ne burada ne de gazetelerde ve görsel medyada bir milletvekili için "tuzluk" dendiğini hiç duymadım. Siz duydunuz mu? Duyduysanız kaynak gösterin ve ben de düzeltme yapayım. Buna da gerek yok aslında; ben burada ilk kez duyduğum bir sözü aktardım. En uygun ve çarpıcı sözcük de bunu gördüm. Nedenini de anlattım...Oysaki sözcükte can sıkıcı ve incitici bir yan da yok. Bunu büyütüp beni "cahillikle" suçlamanın ne anlamı var ki? Ama belli ki ben, biraz "zülfü yâre" dokunmuşum...Sanırım siz de "zevahiri" kurtarmaya çalışıyorsunuz. Ama bu kibarca da yapabilir. Selamlar.  11.02.2014 0:29
 

Merhaba 'Patent' sözcüğü, çok iddialı, iri puntolarla yerinde kullanılmamış maalesef...Patent; Bir sınai veya ticari buluşun, imal ve satış hakkının belli bir süre için bir şahsa veya firmaya ait olduğunu gösteren devletçe onaylı resmi belge, ... diye tanımlanır. Halbuki 'tuzluk' türlü argo anlamından biri de kültürümüzde nesiller boyu 'işe yaramayan kişi, birey' anlamında kullanılmaktadır. Cemaat üyeleri ilk kez kullanıyor olmadığı gibi onların tekelinde de değil. Yıllardır hepimiz kullanıyoruz. Başbakan Erdoğan da aynı sözcükle Cemaate atıfta bulunuyor.Hepsi bu kadar!.. Selamlarımla,esen kalın

sükrü bülent türtat 
 07.02.2014 9:17
Cevap :
Merhaba Bülent bey...Genel kültürünüze hayran kaldım; bilmediğim bir şeyi bana öğrettiniz(!?)...Bir yüksek okul, iki akademi, bir doktora eğitimi yapmama, üniversitede hocalık yapmama, 4-5 kitap yazmama, bine yakın yazı ve makale yazmama, çeşitli konferanslar vermeme, plan ve projeler üretmeme rağmen bu "patent" sözcüğünü nasıl olmuş da öğrenememişin kendi kedimi ayıpladım ve sayenizde öğrendim. ÇOK ama çoook teşekkür ederim.)) "Mecaz" nedir bilir misiniz? Mecaz; "bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz"...Bir de "teşbih" sözcüğü var. Anlamı da, "Benzetme, benzeti"...Teşbihte hata olmaz"...Bunu duydunuz mu? Bunun anlamı da şu; "kabaca bir benzetme yapılırken bundan alınılmamasını istemek için söz arasında kullanılır"...Bu arada, yemek masamızdan eksik etmediğimiz, "tuzluğun" tanımını da yaparak bana yeni bir şey öğrettiğiniz için bir kez daha teşekkür ederim....))Selamlar.  07.02.2014 16:55
 

Bay denizkent, sanirim ben artik ulkeme ait degilim! Tum bu olanlari hic bir sekilde Kabul edemiyorum ve demokrasimiz acisindan saglikli bulmuyorum. Yuce tanrinin artik ulkeme akil ve fikir ihsan etmesini diliyorum!

Newyorker 
 06.02.2014 2:19
Cevap :
Merhaba sade vatandaş...Siz sade vatandaş olarak bunlara katlanamıyorsanız, biz "kıymalı", "peynirli":)) vatandaş olarak nasıl katlanacağız? İnanın, bazan -biraz daha gençken- yurt içinde ya da dışında sakin bir yere gidip Robinson gibi yaşamayı çok düşünmüşümdür...Bir söz vardır; "her toplum layık olduğu şekilde yönetilir" diye...Herhalde bu işte bizim de kabahatimiz var...Esas kabahat ise, bu ülke Cumhuriyet ile yeni baştan şekillenirken yanlışlar yapılmasıdır...Askeri dokümanlarda bir söz vardır: "Yığınakta yapılan hata, muharebe boyunca düzeltilemez"...İşte ülkemizin başına gelenler, yığınakta yapılan hatadan kaynaklanmaktadır...Teşekkürler ve selamlar.  06.02.2014 13:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 973
Toplam yorum
: 2471
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1390
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster