Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
163
 

"Ulu Zat” ihtiyacı...

"Ulu Zat”  ihtiyacı...
 

Bu coğrafyada yaşayan insanların büyük çoğunluğu, bir “Ulu Zat” ihtiyacı içinde ve bu ihtiyacı karşılayabilmenin yolunu, her zaman bir şekilde buluyor.

“Ulu Zat”;

“Cihan İmparatorluğu kurmuş, dünyaya hükmetmiştir…”

“Yedi düveli yenmiş, ülkemizi kurtarmıştır…”

“Ülkemiz batmış, o gelmiş kurtarmıştır…”

“O, Başbuğumuzdur…" ( Pek bir şey yapmamıştır ama işte o bile öyledir.)

Aslında herkes bu durumun farkında… Ama “öteki”nin bu durumunun farkında; onları eleştiriyor ve hatta bazen onlarla kafa buluyor.

Hiç kimse, kendisine ayna tutulmasını istemiyor.  “Onunla onu, onlarla bizleri nasıl bir tutarsın!” deyip aynalardan kaçıyor.

Hele, başkalarının yanında bu ayna tutulmuş ise…

Hiç kimse “’Ulu Zat’ yoktur!... Yönetmiş olanlar, yönetenler vardır!” ilkesi üzerinden, kendi durumunu gözden geçirmeye yanaşmıyor.  Bunu yapmak yerine, herkes kendi liderini, o mertebede tutabilmek için çırpınıyor.

Bu, “yaşamsal bir ihtiyaç” değildir elbette. Ama bu insanlar için neredeyse öyledir.

“Ulu Zat” sorgulandığında, yaptıkları eleştirildiğinde, nefesler sıklaşıyor, cehreler değişiyor, ağızlar bozuluyor… “Dünya yansa bi bağ otu yanmaz!” rahatlığındaki insanlar bile geriliyor, panikliyor... “Mertebesi düşecek”  endişesi yaşıyor... “Az” kalmaktan, kalabalık olmanın verdiği moral desteğini yitirmekten korkuyor… Gözlerini kapıyor, kulaklarını tıkıyor, başını kuma gömüyor… Etki altında kalmaktan, onsuz kalmaktan, boşlukta kalmaktan korkuyor.

Bir liderden bir baba figürü yaratıp,sonra onu yücelttikçe yüceltiyorlar...

Oysa buna hiç gerek yok!

-İlle de bir erkek olması gerekiyorsa- Herkesin gerçek bir babası var ve bu ihtiyaç onunla karşılanabilir aslında.

Bir baba, evladının var olmasını sağlamıştır gerçekten de. Onu besleyip büyütmüş, okutmuş, hastalandığında doktorlara taşımış, belki de gerçek bir ölümden kurtarmıştır.

Bir evlat, babasının resmini, oturduğu evin en görünür duvarına asılabilir. Ona duyduğu minneti, anlattıkça anlatabilir.  “Akıllı amcalar”ın sözlerini ona mal edebilir. Onu, yücelttikçe yüceltebilir… Yani bütün bu yaptıkları normal karşılanabilir.

“Şucu bucu” olmadan edilemiyorsa, “babacı” olmak en “hayırlı”sı olur aslında. “İnsanın kişisel gelişimine” bir zararı da yok bunun üstelik.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Ulu zat" anlatımıyla Atatürk'ü kastettiğinizi anladım ben.Yanlışsa özür dilerim. Elbette Atatürk "Ulu" değildir. Ben hep bunu savundum. Ancak bu kavramı Türk Halkı icat etmedi. Devleti idare eden yalakaların işiydi bu. Halka dayattılar. Ben hiç bir zaman "Ulu Önder" demedim. Tarihte adı geçen "Türk büyükleri" olarak bildiklerimizde ulu değildir. Türk Büyüklerine yaptıkları işlerden dolayı minnet borcumuz vardır. Saygı duymamış gerekir. Unutmayın Anadolu'da o kadar çok mezar vardır ki,hastalananlar,bekar kalanlar bu mezarların içindekilerden medet umarlar. Buna ne diyeceğiz? M.Kemal'in yaptıklarını bir kenara koyup küçümsemek doğru değildir. Hele "ulu zat" gibi kavramlara takılıp kalmak hiç doğru değildir. Herkes anladığı kadar insansa,ben yazınızdan bunu anladım. Bazı ifadelerinizde bir küçümseme hissettim. Bu ülkeyi kurtuluşa götüren birisi bunu haketmiyor. Selamlar sevgiler.

Ş ODABAŞI 
 17.02.2013 12:48
Cevap :
Sırf Atatürk’ü, daha doğrusu sırf Atatürkçüleri anlatmadım aslında… Çocuğu olmadığı için bunalıma giren bazı kadınlar, mezarlardan medet umuyor gerçekten de. Böyle yapmak yerine, tıbben her yolu denemeleri gerekirdi tabii. “Şeriat gelecek” , “ülke bölünecek” korkusuyla bunalıma giren bazı insanlar ise Anıtkabir'e koşuyor, o mezardan medet umuyor. Onlar da çareyi demokraside araması gerekir elbette… Bu yazının, “hayırlı evlat olun” gibi bir önermesi yok. Öz babasını huzur evine kapatan, oradan oraya postalayan, aramayan sormayan, anmayan bir kişi, Atatürk söz konusu olduğunda, minnetten, nankör olmamaktan bahsedebiliyor, samimi olarak. Batılılar gibi, “bireyselleştik, bencilleştik” desek, o da değil… Çünkü onlar lider falan da takmaz! Böyle garip bir durum işte… Bu durumu anlamlandırmaya çalışıyorum yani Hocam… Saygılar…   18.02.2013 15:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 552
Kayıt tarihi
: 12.09.11
 
 

1963 Rize doğumluyum. İlkokulu Rize'de, ortaokulu Üsküdar'da okudum. Elektrik Teknik Bilimler kur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster