Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
216
 

'Uzak'

'Uzak'
 

(Yazıyı okurken, 'Anathema&One Last Goodbye (acoustic)' dinleyebilirsiniz. Kişiler&olaylar, tamamen hayal ürünüdür.)

...
In my dreams I can see you
I can tell you how I feel
In my dreams I can hold you
And it feels so real
...


*


Sol yanımda kahvem… Müzik yükseliyor bilgisayardan, düşüncelerim birbirine girmiş.
O’nunla konuştuk, bu gün yine. Hüznü kendini aşmış, anlattı hiç durmadan.
Dinledim, suskun. Gel(e)medi elimden bir şey.
N’apabilir(d)im ki…
Hiç!

*
Oturdu karşıma&başladı sessizce paylaşmaya…

‘Uzak’ı görmüş, yine.
“Ama, ‘Uzak’ öyle biri ki” dedi, ruhu duymaz-aklı bilmez-kalbi sevmez.
(Aklım yanıt verdi ama sessizce. ‘Sevemez ki…’ dedi. Neyse…)

*
Toparlayamıyordu cümleleri ağlamaktan.
Sildim yaşları ellerimle, akıyordu durmadan. Kirpikler sırılsıklam…
Yanına oturdum, sarıldım O’na. Fayda etmedi yakınlığım.
Devam ediyordu…

*
Geçici felç geçirmiş hissi var, tüm bedenimde&ruhumda.
Bir süre devam edecek bu hal, biliyorum. Yine, çok kötü hissediyorum.
Nefesimi tutuyorum gözyaşlarıma engel olmak için ama… Ama, olmuyor.
Sonunda dayanamadım. Sessiz çığlıklarla ağlamaya başladım, her şeyin bitmesi için.
Sonlanmak için.
Put gibiydim karşısında ama aslında, sonsuz sarılasım vardı sıcaklığına.


‘Uzak’ı her gördüğümde hem çok mutlu oluyorum, hem mahvoluyorum.
Yitikliğe bürünüyorum. Nefes aldığım için yaşar halde, öylesine salınıyorum hayat ağacında.
Bazı günler dünyaları yiyorum, bazı günler ise aç geziyorum. Sadece, sayısız kahve içiyorum.
Daha ne kadar&nasıl tükeneceğim, bilemiyorum.
Tam, alıştım, dediğimde tekrar göreceğim&yine mahvolacağım.
Ne yazık ki, bu böyle…

*

Uyku, pek azmış hayatında. ‘Bazen, hiç uyuyamıyormuş. Sonra, öyle bir tükenmişlik çöküyormuş ki üstüne O’nun, ‘ölüm uykusuna dalıyorum, adeta’ diyor.
Baktım yüzüne, gözler çökük hafiften. O’nu görenler -hep- ‘solgunsun, durgunsun, dalgınsın vs.’ diyormuş.
Zihnim bu durumu onayladı ama sesini çıkarmadı, yine. Kırılmasını, üzülmesini istemedi.
Biliyor, durumu çok zor.
O, durmuyor, devam ediyordu…

*
Neden&nasıl böyle oldu. İsyan ediyorum, kabullenemiyorum kendimi.
Kendimi, kendimden soyutluyorum. Dışlıyorum… Uzaklaştırıyorum.
Cezalandırıyorum bi’ anlamda, bu duruma getirdiği için beni.

..

.

*
O kadar çok şey söyledi ki…
Hepsini toparlamam, kağıtla buluşturmam mümkün değil tabi ki.

Gözyaşı yoğunluğundan kesik kesikti konuşması.
Hiçbir sıcaklık, hiçbir çokluk O’nu mutlu etmeyecekti.
‘Uzak’ yoktu&olmayacaktı. Hiçbir şey güldüremezdi yüzünü içten.
‘Uzak’, yakındı ama aynı zamanda da sonsuz uzaktı.
His isyanlarının arasında kaybolmuştu; gücü kalmamıştı artık, O’nun.
Hiç olmadık bir anda, olduğu yere yığılıp kalmaktan korkuyordu.
Yavaş yavaş tükeniyordu, belliydi halinden de.
Herkes göremezdi, bilemezdi. Anlatmıyordu kimseye, anlatamıyordu.
(Bir tek benmişim, duyan-gören-bilen. İnandım, biliyordum öyle olduğunu.)
‘Kimse bilmez, hiç kimse…’, dedi zaten.
Kendi kendine bitip yok olacaktı.
‘Hiç böyle olmamıştım. Böyle olmamalıydı(m)!’, diye tekrarlıyordu sürekli.
Hiçbir şey yapamıyordum, hiçbir şey…
Seyirci bile değildim, O’nun bu haline.

İsyanlar, his salınmaları, gözyaşı, kendi kendine soyutlaşma, sonsuz eksiklik&derin tükeniş…

Bir mum gibi eriyordu. Gören, bu hali anlamazdı. Güçlü görünüyordu.
Ve fakat, derininde, hassastı çok…
Bu kadarını kendi bile tahmin etmiyordu, bu hisse&hüzne sahip olmadan önce.

Tek istediği vardı. ‘Uzak’a anlatmak, her şeyi…
Öncesi&sonrası değildi, umrunda olan.
Zehrini/hissini akıtmaktı, önemli olan.
Sus, dedi aklım. Bu sefer, yüksek sesle&otoriter bir ifadeyle.

O, kendi kabuğuna çekildi&hüznünü yaşamaya devam ediyor gözyaşları eşliğinde.
‘Uzak’, aklında&kalbinde hep…
Her adımı ölçüp biçiyor kalabalıkta; içinde, tükeniyor sonsuzca.
O,diyor ki, tükenmenin en kötüsü yavaş olanı.
Birden olmalı her şey,
Ve… Birden, yok olmalı!

Dedi&solmaya devam ederken içine çekildi, O.

*
O, kim mi?
O, benim ruhum.

‘Uzak’ ise…
Sonsuz uzak.


***


Başak GÜZEL 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şarkıyı açtım, yazıyı okudum...Güzeldi.

Ali Gülcü 
 01.11.2012 0:43
Cevap :
Ali bey, beğeniniz&yorumunuz için çok teşekkürler... Şarkı çok güzeldir. Yazı ile birlikteliğinin de güzel bir his bırakması beni mutlu etti. Sevgiler...   03.11.2012 0:04
 

Önerdiğin şarkı çok güzel hep dinlediklerimden... Öykünü iki kez okudum. Bu sabah okuduğum ilk yazı oldu sonra diğer yazıları okudum ve tekrar döndüm..."Tükenmenin en kötüsü yavaş olanı" demiş bir yerinde. Bir çok soru sordum sayende kendime... Hüzünden bir adım öteye gidemediğimi düşündüm. Çok güzel bir öyküydü teşekkür ederim Kalemine sağlık, saygı ve sevgilerimle,

Leyla Kanat 
 31.10.2012 10:16
Cevap :
Sevgili Leyla, ilgin için çok teşekkür ederim. İnsan -bazen- o kadar çok tükeniyor ki, tükenmekten yoruluyor&hemen o an yok olmak istiyor. Sevgi, hüzün&tükenişin kısır döngüsünde öylesine salınıyor; her şeyle kendi savaşmak zorunda kalarak... Ve gözyaşları, en kadim dost haline geliyor. Bu hissi&hali bildiğine eminim&beni anladığına da. Hüznün, paylaştıkça azalması dileğiyle... Saygı&Sevgiyle  03.11.2012 0:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 447
Kayıt tarihi
: 12.07.11
 
 

Yazan & Okuyan & Sorgulayan   Burç : Başak Yükselen burç : Koç İlk nefes: 22 Eylül 1983, Perşembe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster