Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '12

 
Kategori
Magazin
 

‘Yalan Dünya’da Beyaz’ın adı var, tadı yok!

‘Yalan Dünya’da Beyaz’ın adı var, tadı yok!
 

Stoku yok, koşturmacası çok… Keyifli seti, enerjik ekibi, yüksek reytingi… Ekranların ödülü bol dizisi… Bunlar, haklarında çıkan haberlere karşı ‘Yalan Dünya’ cephesinin söylemleri. Ürün yerleştirmeden ceza alıp, ‘yalandan buzlamalarla’ gizli reklam yapanları eleştirmeye soyunandizinin ‘yalan’lığı rivayet olsa da, Beyaz’ın fonksiyonsuzluğu görünen gerçeği! Dizinin popülaritesinin magazin haberlerine malzeme verdiği ya da Beyaz’ın rolünden yakınıp yakınmadığını, ekibin onu olumlu yönde motive etmeye çalıştığı iddialarını bir kenara bırakıyoruz. Bunlar hiç önemli değil aslında. Çünkü ‘Yalan Dünya’daki köy, kılavuz istemiyor. Beyaz’ın canlandırdığı Rıza karakterinin diğerlerine nazaran daha az ağırlığı olduğu ayan beyan ortada… Bu durumda Gülse Birsel ve ekip arkadaşlarının moral vermesi, çikolata isteyen çocuğa şeker sunmak gibi!

‘Yalan Dünya’da izleyici dilinden düşmemenin sırrı, ‘oyunculukta’ ya da ‘olup olmamakta’ değil, normal bir tip canlandırmamakta. Dizinin konsepti gereğince, kim daha sıra dışı ve sahte bir rol üstlenmişse o öne çıkıyor. Baştan beri ilgi gören karakterlerin ortak noktası işte bu!

Sırta yağ sürme durumunda yağ gibi eriyen, öpücük ve bebek manyağı Orçun, şapşal konuşmaları ve paspal duruşu olmasaydı ilgi çeker miydi? Tabii ki, hayır. Baksanıza reklamlarda bile aynı pozları kullanılmakta.

Göbeğini hoplata hoplata ulu manita Tülay’ın peşinden koşan, Aşkısı Selahattin karakteri mi daha ilginç yoksa ikizi Çıtlambık Ahmet mi? İkisini de Olgun Şimşek canlandırdığı halde başarıdan yana ibre, kılıbıklıkla zamparalığı harmanlayan Selahattin’den yana… Çünkü hem yürüyüşü, hem de konuşmaları onu dizinin zirvedeki karakteri yapıyor.

Göz banyosuyla güneş banyosunu birbirine karıştıran Açılay, ‘Mantığa sağlıktan UVA bilincine sağlık’ söylemine geçip beş dakikalık uykularıyla öne çıkar… Cihangir’deki oyuncu tayfasında duygulu, aldatmayacak sevgili arayışının boşluğunu bilen Açılay’ın bırakın oraya buraya sağlık dağıtan entel konuşmalarını, vamp kadın tavırları bile yeter ilgi çekmeye!

Her cümleye ‘Oaahhh…’ diyerek başlayan, hedef kitlesi 30 üstü kadınlar olan ‘Çok sert, İvana sert’ klişeli, ‘oxy-oksi’ Emir Danışman, kadınların çevresinde pervane oldukları bir tip… Eski yapımlardan da kitlesini oluşturan Sarp Apak, özel replik destekli karizmasını kullanmasın da ne yapsın?

Diyafram ve yağ oranı takıntılı ‘Sevgilımmm…’ tutkunu Çağatay’a, senaryo gereği, dizi arkadaşı Ahmet’in telefon numarasını bilmeyecek ve Selahattin’le karıştıracak kadar zekâ geriliği sergiletilse de önemli değil. O, gür sesi ve edalı duruşuyla izleyiciyi havada karada kapar.

Başarının sırrının üçkâğıtçılıkla sansasyonda olduğunu iyi bilen Omurgasız Tufan Paksoy ve sırtının aşırı acıklı hikâyesi, bedavacılığın çekici temsilcisi! Tüm beleşçiler ona bakıp kendilerini göreceklerinden iş yapmaması imkânsız.

Baskın basanındır Nurhayat, içindeki canavarı sözcüklere dönüştüren bir temizlik hastası… Sürprizlerle dolup şımarmaya başlayan ve gittikçe açılan Gülistan, ‘en son duyan’ aldatılmış kadın modeli… Manitasızlıktan dibe vuran Bora, eski rollerindeki tarzını sürdüren Karadenizli vatandaş Reis, iyi niyetli baba kimliğiyle özdeşleşen Şehmuz Bey ve alaturka anne tipini başarıyla canlandıran Servet Hanım… Hepsinin kendine göre bir gideri var.

‘Avrupa Yakası’ndaki mimiklerini ve duruşunu ‘Yalan Dünya’da sürdüren Gülse Birsel’in kalıp tarzı da meydanda. Başka karakterlerle desteklendiği sürece ilgi çekecek olan canlandırmada, Aslı ya da Deniz olmasının önemi yok. Rutine binmiş tavırlar nasılsa diğerlerinin arasında kaynar gider. Bu durumda tek kalan ve zayıflığı göze batan isim, Beyaz’a havale edilen ‘Rıza’!

Beyaz’ın sevimliliği ve sempatikliğiyle ayakta kalmaya çalışan garibim Rıza’nın ne hareketlerinde bir absürtlük var ne de konuşmalarında izleyicinin günlük diline yamanacak sloganlar mevcut… ‘Evin sünepe oğlanı’ olarak karşımıza çıkmanın ötesine geçemeyen Rıza’nın servisini üstlenen Beyaz’ın bu durumda elinden bir şey gelmez. Çünkü senaryodan Rıza’nın payına düşen malzeme kısıtlı… Ayrıca denizaşırı diziye dönüşen reklamlardan ve ‘Beyaz Show’dan kanıksanması da ayrı bir dezavantaj… Yapımdaki sahne sürelerinin azlığı ise bunların tuzu biberi. Sonuçta, ‘Yalan Dünya’nın bol çeşnili menüsünde ‘Beyaz’ın adı var tadı yok’. İnkâr da edilse, moral de verilse ‘Yalan Dünya’nın gerçeği bu!

 

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerledirmelerinize birde şu açıdan baksak . Rıza rolünde Beyaz 'ın yerine kim olmalı ki diziye O'nun tanınmışlığının getirdiği ağırlığı verebilsin..Diğer oyuncuları analiz ederken O bir ölçü olarak kullanılabilsin ..Belki de bizler dizi dünyasına farklı bir boyut getirmiş olan "Yalan dünya" 'yı tercih ederken eğlendiren/güldüren talk showcunun bu birazda suspus hali sayesinde katıldığım değerlendirmelerinize mahzar olmuş olmuyormuyuz..Tşk.

Ahmet Turna 
 09.05.2012 21:18
Cevap :
Teşekkürler...  09.05.2012 23:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1202
Toplam yorum
: 259
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1545
Kayıt tarihi
: 10.04.10
 
 

İstanbul'da başlayan yaşamım, eski İstanbullu ailemden edindiğim kültürle gelişti. Birinciliklerl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster