Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
6181
 

"Yanaşık düzen eğitimi" ve toplumsal yapımız

O ana kadar kim olduğunuzu, ne olduğunuzu, nereden geldiğinizi, daha önce neler yaşadığınızı ve bundan sonra ne amaçla, neler yaşayacağınızı unutursunuz. 

Varsa, yoksa size verilen komutların gereğini yerine getirmeniz ve hata yapmamanız önemlidir. Size dikte edilen komuta uygun bir hareket yapmayıp, yanıldığınızda her şey bitmiştir. Yeniden aynı hareketleri yapmaya ve üstelik sizinle birlikte olan arkadaşlarınızı da aynı hareketleri hata yapmadan, yapmaya telkin ederek, devam edersiniz. Taa ki size bu hareketleri yaptıran kişinin keyfinin “dur” diyeceği yere kadar. 

Temel askerliğin ilk 21 gününde yaptırılan “Yanaşık Düzen Eğitimi”nden söz ediyorum. 

Askerliğini uzun dönem er, kısa dönem er veya yedek subay olmak üzere hangi şekilde yapmış olursa olsun, her erkek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı “Yanaşık Düzen Eğitimi”nden geçer. “Yanaşık Düzen Eğitimi”nde, nizamiyeden (Askeri kışla kapısı) içeriye girerken bütün kişisel eşyalarınızla birlikte “Kişiliğiniz”de dışarıda bıraktırılır. Eğer, o yaşa kadar oluşmuş bir fikirsel yapınız varsa, kışladaki “Yanaşık Düzen Eğitimi”ni en az zararla atlatırsınız. Yok, eğer o ana kadar oturmuş bir fikirsel yapınız yoksa vay halinize… 

Her uygulamanın sıralar halinde ve uygun adımlarla yapıldığı, yemeğe, banyoya, eğitime ve dinlenmeye giderken bile uygun adımlarla, marş söyleyerek, birlikte slogan atarak gidildiği bir ortamla karşılaşırsınız. 

Irkçılık kokan sloganları bağırarak tekrar edersiniz. O ana kadar ağzınızdan “Her Türk asker doğar”, “Vatan sana canım feda” , ”Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Ne mutlu Türk’üm diyene”, ”Türk, öğün, çalış, güven” gibi sloganlar hiç çıkmamış olabilir. 

Olsun! 

Yinede bağıracaksınız… 

Bağırmadığınız ya da adımlarınızın yanlış olduğu tespit edildiği zaman hakarete uğrar, hatta dayak yersiniz. 

Toplu sabah temizliği, sabah içtimasında toplu uyarı, yerine göre hakaret, toplu mıntıka temizliği, toplu kahvaltı, toplu yemek, toplu eğitim, toplu spor, toplu televizyon izleme, toplu dinlenme ve 50-100 kişilik koğuşlarda toplu uyuma. 

Bütün bu faaliyetlerin anlamı, insanın bireyselliğini, farklılığını ortadan kaldırmaya ve geçmiş yaşantısını hafızasından silmeye yönelik faaliyetler olmasıdır. 

100 kişilik bir grubu düşünün. Boş bir alanda, sağa dön, sola dön, otur, yat, kalk, istikamet sağınız, istikamet solunuz gibi komutlarla deli danalar gibi koşarsınız. “Duuuur” komutuyla durursunuz. Bu anlamsız ve geçmiş yaşantınızı silmeye yönelik eğitim bittiğinde yaptıklarınıza inanamazsınız. Bu eğitimin anlamsızlığını, insan haklarına ve insan onuruna aykırılığını komutana söyleyemezsiniz. 

İtiraz edemezsiniz! 

“Yanaşık Düzen Eğitimi”ne uygun olarak, yanınızdaki arkadaşlarınızla konuşursunuz. 

Bu konuşma da itiraz değil, kendinizi tatmin, psikolojik rahatlama amacıyladır. 

Sivil hayatta siyasetçi, doktor, kaymakam, mühendis, öğretmen, esnaf, işadamı vb. olabilirsiniz. 

Hiç fark etmez! 

Kışlada, bu sıfatlarınızın hiçbir anlamı yoktur. 

Askersinizdir! 

Askerliğin kalan bölümünde ise “Komutana, Üste İtaatı” öğrenirsiniz. 

Anlamsız ve yanlış olsa bile “Emir Tekrarı” yapmayı, emri sorgulamamayı ve emri yerine getirmeyi öğrenirsiniz. 

Emri ve emri vereni sorgulamak yerine, emrin anlamsızlığını tıpkı “Yanaşık Düzen Eğitimi”ndeki tartışmalar gibi, komutana ve üstüne değil de, arkadaşınıza yöneltirsiniz. 

Askerliğin bitmesiyle toplumsal yaşama katılan bireylerimiz askerlikte edindikleri bu “İtaatkâr” kültürü uzun yıllar üzerinden atamaz. 

Karşılaştığı her sorunda, “Yanaşık Düzen Eğitimi”ndeki kültürü yaşamına yansıtır. 

“Yanaşık Düzen Eğitimi” sivil hayatta da bütün ağırlığıyla devam eder. 

Nasıl mı devam eder? 

Evde, babasının ya da annesinin yaptığı hatayı onların yüzüne karşı eleştireceğine, kardeşleriyle tartışır. 

İşyerinde yapılan haksızlıklar karşısında, patrona dikleneceğine iş arkadaşlarıyla dedikodu yapar. 

Okulda, özlük hakları ya da eğitim ile ilgili sorunlarda, yöneticilerle muhatap olup onların hatalarını açık edeceklerine, öğretmenleri odasında söylenir, arkadaşlarına dert yakınır. 

Fabrikada, emeğinin sömürülmesine karşı örgütleneceği ve mücadele edeceğine patrona yalakalık yaparak, yeri geldiğinde grev kırıcılığı yaparak kendini kurtarmaya çalışır. 

Partide, sendikada, dernekte ve diğer örgütlerde başkana ve yönetime karşı eleştiri getireceğine, yatay tartışmalara girer, insanlar üzerinden eleştirilerini yoğunlaştırır, dedikoduyu genişletir. 

Eleştirilerini ve gördüğü eksiklikleri muhatapları olan müdüre, yöneticiye, başkana, amire yönelteceğine; Askerlikte aldığı “Yanaşık Düzen Eğitimi”ne uygun olarak yanındakine, mesai arkadaşına, iş arkadaşına ve mücadele arkadaşına yöneltir. 

Rahatlar… 

Psikolojisi düzelmiştir ve bir daha ki soruna kadar kendini her şeye kapatır. 

Böylece, ne varolan sorunlar çözülür, ne de yukarıdakiler sorunlardan haberdar olur. 

Toplumsal sistemimiz de, hiçbir sorunla karşılaşmadan tıkır tıkır işlemeye devam eder. 

Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklara, adaletsizliğe, işsizliğe, açlığa, yoksulluğa, iç çatışmalara, vahim “3.sayfa haberlerine”, yolsuzluklara, emeğin sömürülmesine, güvencesiz çalışma yaşamına, yerlerde sürünen asgari ücrete, örgütsüzlüğe ve dejenere olmuş toplumsal yapımıza rağmen, toplumda hala bir rahatsızlık, tepkisel bir itiraz ve kalkışma görülmüyorsa, bilinmelidir ki bu durumun nedeni “Yanaşık Düzen Eğitimi”nden geçen ve bu eğitimi içselleştiren erkeklerimizin bu kültürlerini toplumsal yaşantımıza aktarması sayesindedir. 

Bu sorun, söylenenlerin aksine Türkiye’nin en önemli sorunlarında birisidir. 

Çözümü de kolay değildir. 

Çözüm için bir yerden başlamak gerekirse, bu “Yanaşık Düzen Eğitimi”nin kaldırılması ya da revize edilmesidir. 

Asıl köklü çözüm ise zorunlu askerliğin kaldırılarak “Profesyonel Askerlik Sistemi”ne geçiştir. 

En azından, insanları kişiliksizleştiren bu “Yanaşık Düzen Eğitimi”nden, erkeklerimizin tümü yerine, gönüllü olarak askerlik mesleğini seçen, bir bölümü geçer ki, bu durum bile ülkemizdeki olmayan demokratik ortamın yeşermesini sağlar. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 176
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 799
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Gaziantep' te öğretmen olarak görev yapmaktayım. Son olarak Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster